Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/550 E. 2024/8276 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/550
- Karar No
- 2024/8276
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1403 Esas, 2023/1355 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/510 E., 2020/277 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleşen davalara ilişkin dava dilekçesinde; müvekkilinin 2017/99630 başvuru numaralı ve “...” ibareli marka başvurusunun davalı şirketin "..." ibareli markalarını mesnet göstererek yaptığı itiraz üzerine 25 ve 35. sınıf mal/hizmetler yönünden kısmen reddedildiğini, oysa taraf markalarının iltibas yaratacak şekilde benzer olmadığını, müvekkilinin “...” ibaresini uzun yıllardan beri kullandığını, çorap imalatı ve satışı yaptığını, itiraz eden marka sahibinin ise sadece iç çamaşır sektöründe faaliyet gösterdiğini, 2003 yılından bu yana sektörde hizmet verdiğini, müvekkilinin ret gerekçesi olarak gösterilen marka başvurularından bile önceki tarihlere dayanan kullanımdan doğan hakkının bulunduğunu, bir bütün olarak markaların farklı olduğunu, müvekkilinin 2013/30664 başvuru sayılı “...” ibareli müvekkiline ait markanın davalı kurum nezdinde tescilli olduğunu, müvekkilinin hali hazırda “...” ibaresi üzerinde tescilden doğan hak sahibi olduğunu ileri davaya konu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin markasının 24, 25 ve 35. sınıflarda tescilli olduğunu, İstanbul, Sakarya, Zonguldak, Kütahya ve Hatay olmak üzere 5 ilde işletmesinin bulunduğunu, müvekkili markasının Türkiye genelinde bilindiğini, taraf markaların ayniyet derecesinde benzer olduğunu, "..." ibaresinin küçük punto ile tanzim edildiğini ve başvuruda esas unsurun "..." ibaresi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, taraf markaların kapsamında yer alan 25. sınıftaki tüm mallar ile 35. sınıfta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak Giysileri: Ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler.mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetlerinin birebir aynı olduğu, davacının "şekil+..." ibareli marka başvurusu ile davalının "..." ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu başvuru kapsamından çıkarılan mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davacının "şekil+..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının "..." ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki markada yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı oluşabileceği, yani markaları karıştırabileceği, bu açıdan iltibas koşulları oluştuğu, davacı taraf daha önceden tescilli olan 2013/30664 sayılı ve "..." ibareli markasına dayalı müktesep hak iddiasında bulunmuş ise de bu marka davaya konu olan markanın başvuru tarihinden yaklaşık 3 yıl 3 ay önce tescil edilmiş olması karşısında yukarıdaki kriterlerden "kazanılmış hak sağlayan markanın tesçilli olarak uzun süre kullanılması (kullanım ve tesçilin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkması-kabullenilmesi)" koşulunu sağlamadığından müktesep hak koşullarından da yararlanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka başvurusuna nispi nedenlerle yapılan itirazının kısmen kabulüne dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden asıl ve birleşen davada davacıya yükletilmesine, 26.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.