Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/543 E. 2024/8316 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/543
- Karar No
- 2024/8316
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1420 Esas, 2023/1270 Karar HÜKÜM : Esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/217 E., 2021/117 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan redddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden ve öncü bankalarından olduğunu, davacının adına tescilli Neo esas unsurlu markalar ile davalının Neo markasının birebir aynı bulunduğunu, davacının markasının her ne kadar ... NEO şeklinde tescilli ise de, kullanım biçimlerinden açıkça NEO olarak kullanıldığının görüleceğini, ... ibaresinin davacının ticaret unvanı ve çatı markası olduğundan iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmaması gerektiğini, davacının tescilli markaları ile dava konusu markanın hem umumi intibadan hem de sesçil, telaffuz ve görsel açıdan bıraktığı etkiler nazara alındığında birebir aynı olduklarını, davacı şirkete ait “Neo” ibareli markaların 6769 sayılı SMK’nın 6/5. maddesi anlamında tanınmış marka olduğunu, farklı mal veya sınıflarda hizmet gösteriliyor olsa da davacının tanınmış markasının birebir aynısının kullanılmasının, ayırt ediciliğinin zedelenmesine, markanın sulanmasına yol açacağını, davalı tarafa ait Neo ibareli marka başvurusunun Türk Ticaret Kanunu anlamında haksız rekabet oluşturduğunu beyanla 2019-M-2483 sayılı YİDK kararının iptali ile 2017/72235 sayılı NEO ibareli marka başvurusunun tescile uygun olmadığının tespiti ile işlemden kaldırılması veya tescil işlemleri tamamlanmış ise hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı firmanın faaliyet alanının son derece özgün ve sınırlı bulunduğunu, buna bağlı olarak markalarının kapsamlarının da doğrudan faaliyet gösterdiği 34. sınıf ile sınırlı olduğunu, müvekkiline ait markanın 34. sınıfta başvurusu yapılan kendine özgü bir stilizasyona sahip, bir yandan Neo bir yandan ise “N eşittir 0” şeklinde okunabilecek farklı, özgün ve karma bir marka olduğunu, davacıya ait gösterilen markalardan hiçbirinin tek başına Neo olmadığını, davacının faaliyet alanı ve dayanak markalarının hiçbirinin 34. sınıfta olmadığını, markaların ve ürünlerin farklılığı kapsamında markalar arasında iltibas olmasının mümkün olmadığını, Neo ibaresinin Yunanca “yeni” demek olduğunu, davacının tek başına tescilli Neo markası olmadığına göre, tescilsiz bir Neo markasına dayanarak SMK'nın 6/5. maddesi kapsamında bir talepte bulunmalarının mümkün olamayacağını, tescilsiz Neo markasına dayanarak SMK'nın 6/4. maddesi kapsamındaki taleplerin kabulünün ise yine mümkün olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; davalı Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davalının "NEO+ Şekil(renk)" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "Neo" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak benzerlik bulunmakla beraber mal/hizmet benzerliği oluşmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas-karıştırılma-benzerlik koşulunun gerçekleşmediği, taraf markaları arasında aynı emtia şartı gerçekleşmediğinden SMK'nın 6/4. maddesindeki koşulun da gerçekleşmediği, davalının marka başvurusu dolayısıyla davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hususlarının ve dava konusu marka açısından haksız rekabet oluşacak şekilde başvurusu yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davalı Şirketin "NEO+ Şekil(renk)" ibareli dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait mesnet gösterilen "NEO" esas ibareli tescilli markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak benzerlik bulunduğu, ancak markaların kapsamlarında bulunan mal/hizmetler arasında benzerlik bulunmadığı, bu nedenle SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşulunun somut olayda gerçekleşmediği, diğer yandan taraf markaları arasında SMK'nın 6/4. maddesindeki koşulun da bulunmadığı, davalının marka başvurusu nedeniyle davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hususlarının ve dava konusu marka açısından haksız rekabet oluşacak şekilde başvurusu yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu'nun 6 ncı maddesinin 1 inci fıkrası, 6 ncı maddesinin 4 üncü fıkrası.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 26.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.