Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/556 E. 2024/8416 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/556
Karar No
2024/8416
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1478 Esas, 2023/1342 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/100 E., 2020/378 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı şirket vekili, duruşma istemi olmaksızın davalı TÜRKPATENT vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... mağaza adı ve tanınmış markası altında 8.000’i aşkın sayıdaki mağazalarında “...” seri markalı tüketim malzemeleri ile faaliyet gösterdiğini, davacıya ait "..." markası ile davaya konu “... DİNLEYİN şekil” ibareli başvuru arasında gerek görsel, işitsel, anlamsal gerekse mal ve hizmet sınıfları bakımından benzerlik ve iltibas ihtimali bulunduğunu, seri marka imajı yarattığını, TÜRKPATENT, YİDK tarafından usul ve yasaya uykırı olarak itirazın reddedildiği, davalının "..." markası veya tanınmışlığının dava ile ilgili olmadığını ileri sürerek 21.12.2018 tarih ve 2018-M-11176 sayılı YİDK kararının iptali ile 2017/81146 sayılı markanın kapsadığı tüm mallar bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; 2017/81146 sayılı “... DİNLEYİN şekil” ibareli marka başvurularına karşı davacının 2007/58796 sayılı “...” ibareli markasını mesnet göstererek sunduğu itirazı reddeden davaya konu YİDK kararının hukuka uygun olduğunu, "..." ibaresinin gıda sektöründe pek çok kişi tarafından kullanılan ayırtediciliği düşük bir ibare olduğu, taraf markaların benzer olmadığını ve karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığını, davaya konu başvurunun asıl unsurunun "DİNLEYİN" ibaresi ve markada öne çıkan şekil unsuru olduğunu, "..." ibaresinin tali unsur olarak kullanıldığını, davacı markasının tanınmış olmadığını, tanışmışlık veya başvurunun kötüniyete dayandığı iddiasına ilişkin delil sunulmadığını, davacının ... ibareli itiraza mesnet markayı kullanmadığını, kullandığına ilişkin itiraz ve dava aşamasında yeterli delil göstermediğini, davalının “... DİNLEYİN şekil” ibareli markayı fiilen kullanarak ayıredicilik kazandırdığını ve tanınır hale gelmesini sağladığını, davacının ... markası veya tanınmışlığının dava ile ilgili olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davalının "Şekil + ... Dinleyin!" ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli tescilli markası arasında markaların bütünselliği ilkesi de gözetilerek biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davalı başvurusunda yer alan "şekil" unsuru ile "Dinleyin!" ibaresinin bütünsel olarak başvuru markasını davacı markasından uzaklaştırdığı ve bu açıdan markaların karıştırılmasının mümkün görülmediği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, davacı tarafın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun)'nun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasındaki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, davacı tarafın "Şekil + ... Dinleyin!" ibareli başvuru üzerinde 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası anlamında diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının kanıtlanamadığı, dava konusu marka açısından kötüniyetli başvuru yapıldığının ispat olunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, başvurudaki "dinleyin" ibaresinin, "..." kelimesine vurgu yapması nedeniyle başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamayan tali nitelikteki bir unsur olduğu, dava konusu başvurunun asli unsurunu "..." ibaresinin oluşturduğu, davacının itirazına mesnet markalarının asli unsurunun da "..." ibaresi olduğu, anılan ibare, başvuru kapsamında yer alan 29 ve 30. sınıf mallar yönünden doğrudan tanımlayıcı olmamakla birlikte gıda mallarının usta eller/işi bilen ehil kişiler tarafından üretildiği/hazırlandığı/sunulduğu kanısını uyandırdığından, ayırt edici niteliğinin düşük olduğu, ayırt ediciliği düşük markaların da korunması esas olup, bu korumanın kapsamının dar olacağı, uyuşmazlık konusu olan mallar davacının itirazına mesnet markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle aynı ve benzer olduğundan, taraf markaları arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, davacı markasını oluşturan "..." ibaresinin, aynen dava konusu başvurunun başlangıç kısmında kullanılması, başvuruda farklı olarak yer verilen "DİNLEYİN" kelimesinin, "..." ibaresine vurgu yapması gibi hususlar gözetildiğinde, taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, her ne kadar davacı markasının ayırt ediciliği düşük ise de, dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı kanaatine varıldığından, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında, uyuşmazlık konusu olan 29 ve 30. sınıf mallar yönünden, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, en azından ortalama tüketicilerce markaların ilişkilendirileceği ya da başvurunun davacı şirketin seri markalarından biri olarak algılanacağı, diğer taraftan davacı vekili, somut olay bakımından 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasındaki koşulların oluştuğunu ileri sürmüşse de, uyuşmazlık konusu olan tüm mal ve hizmetler bakımından taraf markalar arasında iltibas koşullarının oluştuğu kabul edildiğinden, davacının bu iddiası yönünden inceleme yapılmasına gerek görülmediği gibi kötü niyet iddiasının da ispatlanamadığı gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davalı şirket adına tescil edilen 2017/81146 sayılı "... dinleyin şekil" ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalının 29. ve 30. sınıflarda 2017/81146 sayılı "... dinleyin şekil" ibareli marka tescil başvurusuna karşı davacının ... ibareli markalarını mesnet göstererek ve iltibas, gerçek hak sahipliği, tanınmışlık ve kötü niyet iddiasıyla yapmış olduğu itirazın nihai olarak reddine dair TÜRKPATENT YİDK'nın 21.12.2018 tarih ve 2018-M-11176 sayılı kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi.

3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 ve devamı maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde iadesine, 27.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/556, K. 2024/8416, T. 27.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2024-556-e-2024-8416-k-73ec1f2bc0e3