Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/2541 E. 2024/6507 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2541
Karar No
2024/6507
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/1940 Esas, 2021/1856 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2013/562 E., 2018/43 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından, duruşma istemi olmaksızın davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 17.09.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 01.05.2008 tarihli Bayilik Sözleşmesi ve 01.06.2008 tarihli Protokol ile akaryakıt dağıtım işi yapan müvekkili şirketin bayii olarak faaliyete başladığını, protokol gereği müvekkilinin davalı şirketin sözleşme konusu istasyonu TP marka ve logosu altında işletmesi ve istasyon üzerinde TP lehine 15 yıl süreli intifa hakkı tesis etmesi karşılığında toplam 1.900.000 USD+KDV bayilik hizmet bedeli ödemeyi üstlendiğini, davalı şirketin ise tarafların bayilik sözleşmesi hükümleri gereğince ve süresince beher yılda asgari 3050 m3/yıl beyaz ürün (benzinler ve motorinler) satın almayı taahhüt ettiğini, her ne sebeple olursa satış taahhüdünü yerine getiremediği takdirde satamadığı beher m3 beyaz ürün için 45 USD tutarında cezai şart ödemeyi taahhüt ettiğini, müvekkilinin ödemeyi üstlendiği 1.900.000 USD+KDV olmak üzere toplam 2.242.000 USD bayilik hizmet bedelini davalı şirkete ödendiğini, Rekabet Kurulunun 05.03.2009 tarih, 09-09/187-56 ve 09-09/187-57 sayılı kararlarına istinaden Rekabet Kurulunun internet sitesinde 12.03.2009 tarihinde yayımlanan duyurusu ile taraflar arasında 08.03.2010 tarihinde Uzlaşma Tutanağının yapıldığını, 01.02.2013 tarihinde tarafların yeni bir anlaşma tesis etmelerinin mümkün olmadığından aralarındaki dikey anlaşmanın sona erdiğini, davalı şirketin 01.05.2008-01.01.2013 tarihleri arasında gerçekleştirmesi gerekli asgari mal alım taahhüdünü yerine getirmediğini ileri sürüp, fazlaya dair alacak kalemlerine ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 449.128,00 USD'nin dava tarihinden itibaren ABD doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesaplarına uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkilinin arasındaki bayilik sözleşmesinin zaten 5 yıllık dönemi için akdedilmiş olduğunu, davacı tarafın müvekkili firmanın taahhüt ettiği metreküp ürünü almadığı veya almış bulunduğu ürünü satmadığını dile getirmediği gibi bu yönde müvekkili firmaya hiçbir yazılı ihtarda bulunmadığını, fiili durumu kabullenmiş bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacının, yıllar itibari ile alım taahhütleri yerine getirilmediği halde ihtirazi kayıt koymaksızın ürün vermeye devam ettiği, bu suretle davalı tarafa cezai şart alacağının talep edilmeyeceğine dair ... oluşumuna neden olduğu, davacının cezai şart talep etmesi dürüstlük kurallarına aykırı düşeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI 1.Bölge Adliye Mahkemesince, dosyada asgari alım taahhüdünün altında eksik alım yapıldığını belirtir hiçbir ihtirazi kayıt sunulmadığı ve daha önceki yıllar için talepte bulunulmadığı mahkemece benimsenerek dava reddedilmişse de; taraflar arasında düzenlenen 08.03.2010 tarihli uzlaşma tutanağının 4 üncü maddesinin (b) bendinde davacı tarafça doğmuş ve doğacak tüm haklarının (özellikle satış taahhüdünden kaynaklı cezai şartı) saklı tutulduğu, bu tutanağın taraflarca imzalandığı, 18.03.2010 tarihli satış taahhütnamesinde de alım miktarı yıllık 3050 metreküp olarak belirlenip, eksik alınan miktar için metreküp başına 45 USD ödeneceğinin düzenlendiği, 5 inci maddede de sözleşme süresinin bitimi tarihi itibariyle 3 üncü maddede taahhüt ettiği eksik cezai şartı talep edebileceği düzenlendiğinden uzlaşma tutanağı ve taahhütnamede sözleşme sonunda satış taahhüdünden kaynaklanan cezai şart da dahil tüm haklarını isteyebileceği belirtildiğine göre sözleşmenin geçerli olduğu ve talepte bulunulan tarihler olan 01.05.2008-01.01.2013 dönemine ait asgari alım taahhüdünü ihlal nedeniyle cezai şartı talep etmesinin mümkün olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden esas hakkında karar verilerek; davanın kısmen kabulü ile 308.545,65 USD tutarındaki cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren devlet bankalarının ABD doları ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesaplarına uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalı Şirketten alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

2.Bölge Adliye Mahkemesince 13.03.2024 tarihli ek kararı ile davalı tarafça muhtıra tebliğine rağmen temyiz harç ve giderlerinin süresinde yatırılmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, sözleşmedeki asgari alım taahhüdüne uyulmaması nedeniyle cezai şart istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası.

3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, 18.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2541, K. 2024/6507, T. 18.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2024-2541-e-2024-6507-k-e95ea08955da