Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/586 E. 2024/5974 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/586
- Karar No
- 2024/5974
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/175 E., 2023/1493 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/42 E., 2020/477 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... ile dava dışı ... arasında 981 ada 187 parsel sayılı taşınmazdaki 5 numaralı bağımsız bölümün satışı için ... 1. Noterliğinin 23.01.2006 tarih ve 1157 yevmiye numaralı düzenlenme şeklinde satış vaadi sözleşmesinin yapıldığını, 01.07.2006 tarihli devir sözleşmesi ile ... tarafından satış vaadi sözleşmesinin tüm alacak ve borçlarının davacıya devredildiğini, sözleşme uyarınca 50.000 USD'nin ödendiğini, kalanın sözleşmenin ifası anında ödeneceğinin, ayrıca zamanında tescil işlemi yapılmadığı takdirde 100.000 USD cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığını, taşınmazın davacı tarafından kullanıldığını, tescil gerçekleşene kadar davalı ile davacı arasında kira sözleşmesinin yapıldığını, kira sözleşmesinin 2.maddesinde açıkça satış vaadi sözleşmesine atıfta bulunulduğunu, davalıya 22.01.2007 tarihinde 40.000 USD daha ödeme yapıldığını, karşılığında davalıdan bono alındığını, davaya konu taşınmaza davalının iştirak halinde malik olduğunu, satış sözleşmesinin davaya konu taşınmazın tümüne ilişkin olduğunu belirterek öncelikle taşınmazın tescilini ve ifaya ekli cezai şartın ödenmesini, sadece davalının hissesi üzerinden sözleşmenin yapıldığı kabul edilirse taşınmazın müşterek mülkiyete çevrilerek davalının hissesinin davacı adına tescilini, aksi halde ödenen 50.000 USD ve bono karşılığı ödenen 40.000 USD'nin ve 100.000 USD ifaya ekli cezai şartın ödeme tarihinden itibaren döviz mevduatına uygulanan en yüksek faiziyle tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, taşınmazda iştirak halinde malik olunduğunu, akdin ifasının mümkün olmadığını, sözleşmenin şekil şartlarına aykırı yapıldığını, sözleşmenin esas kısmının düzenlenme değil onaylama şeklinde yapıldığını, sözleşmenin geçersiz olduğunu, cezai şartın talep edilemeyeceğini, davacının borcunu ifa etmedikçe borcun ifasını isteyemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... yargılama sırasında ölmüş, mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının dayandığı sözleşmenin geçersiz olduğundan tapu iptal ve tescil isteminin reddine karar verildiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre çözülmesi gerektiği, davalının 50.000 USD' yi aldığı hususunun uyuşmazlık konusu olmadığı, bunun dışında davacı tarafından 40.000 USD'nin daha ödendiğinin iddia edildiği ve dosyaya ibraz edilen bonoya dayanıldığı, taraflar arasında başkaca bir borç ilişkisinden söz edilmediğinden davacının bu iddiasının ispat edildiği gerekçeleriyle tapu iptal ve tescil isteminin reddine, 90.000 USD'nin dava tarihinden itibaren devlet bankalarının bir yıl vadeli USD mevduat hesabına ödediği en yüksek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının dayandığı satış vaadi sözleşmesinin noter önünde resen düzenlenmediği, bu durumda satış vaadi sözleşmesinin geçerliliğinden söz edilemeyeceği, ancak, davacı tarafından peşin ödenen bedel dışında 40.000$ daha ödediği, bu bedelin teminatı olarak bono alındığının iddia edildiği, bononun kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini içermesi nedeniyle soyut bir borç ikrarı olduğu, davacı tarafından 40.000$ bedeli ödendiği ve bu ödenen bedelin satış vaadi sözleşmesi gereği ödendiğinin ispatlanamadığı gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak tapu iptali ve tescil istemi ile ceza-i şart isteminin reddine; davacının alacak isteminin kısmen kabulü ile, 50.000$ bedelin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bedele dava tarihinden itibaren Devlet Bankaları’nın bir yıl vadeli USD mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının yürütülmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 40.000 USD'nin ödendiğinin belirtildiği ihtarnameye davalı tarafça inkar edilmediğini, taraflar arasındaki başka bir ilişkinin bulunmadığını, yine bonodaki vade tarihinin sözleşmedeki ifa tarihi ile aynı olduğunu, tanıklarca da 40.000 USD' nin ödendiğinin belirtildiğini, cezai şart reddedilmiş ise de, sözleşmenin geçersiz olmadığını, noterde düzenlenme şeklinde yapıldığını, bu hususta tereddüt yaşanması üzerine noterden yazı da alındığını, ancak mahkemelerce bu hususun gözden kaçırıldığını, belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kısmen kabule yönelik kararın hatalı olduğunu, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, satış vaadi sözleşmesinden kaynaklı tapu iptal ve tescil, cezai şart, terditli tazminat ve cezai şart istemine ilişkindir.
Noter senetleri düzenleme ve onaylama biçiminde yapılır. Düzenleme biçimde yapılan noter senetlerinde noter, ilgilinin istediğini yazar ve tutanağı ilgiliye okutur. İlgili okuduktan sonra, yazılanlar söylediği gibiyse bunu teyit ederek hazırlanan belgenin altını imzalar. Daha sonra belge, noter tarafından imzalanır ve mühürlenerek aslı noterde saklanır.
Onaylama şeklindeki noter senetlerinde ise, senedin içeriği ya taraflarca yazılır veya üçüncü bir kişi tarafından yazılır, notere sadece imza onayı için verilir. Noter, ilgili kişiye imzalattıktan sonra imzanın kimliğini tespit ettiği kişi tarafından kendi önünde atıldığını açıklayarak kendisi de senedi imzalar. Onaylama şeklindeki noter senetlerinde noterin onayı senedin içeriğini kapsamamaktadır.
Somut olayda, taraflar arasında yapılan ... 1.Noterliğinin 23.01.2006 tarihli satış vaadi sözleşmesinin, yukarıda düzenlenme şeklindeki noter senetlerine yönelik yapılan açıklamalar gibi tarafların kimlik bilgileri ve beyanları noter tarafından tespit edilerek tutanağa bağlandığı, tarafların imzaları alınarak noter tarafından imzalandığı görülmüştür. Bu nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesinin sözleşmenin onaylama şeklinde olduğuna dair değerlendirmesi doğru değildir.
Davacı dava dilekçesinde; sözleşmede yer alan "1 yıl içinde satış sözleşmesini yapmamam halinde alıcıya cezai şart olarak 100.000 USD ödemeyi kabul ediyorum" şeklinde cezai şart düzenlemesinin ifaya ekli cezai şart olduğunu belirterek tapu iptal ve tescil istemi yanında cezai şartın da hüküm altına alınmasını istemiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 179/1.maddesinde yer alan seçimlik ceza koşulu "Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. şeklinde düzenlenmiştir.
Seçimlik ceza koşulu, asıl borcun ifasıyla birlikte değil, bu borcun ifasından vazgeçilerek istenebilen ceza koşuludur ve ceza koşulunun yerine getirilmesinin istenebilmesinin koşulu ifayı talep etmemektir. İfadan vazgeçerek cezanın yerine getirilmesini isteyen alacaklının artık bundan dönmesi mümkün değildir. Cezayı seçen alacaklı asıl edimi bir daha talep edemez.
İfaya eklenen cezai şart ise, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 179/2. maddesinde "Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir" şeklinde düzenlenmiş olup bu hüküm uyarınca borçlunun borca aykırı davranışı halinde, alacaklı hem aynen ifayı, hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilecektir. Bu nedenle, burada ceza koşulunun aynen ifaya ilave olarak (kümülatif) talep edilebilmesi olanaklıdır. Seçimlik ceza koşulundan farklı olarak, alacaklı ya aynen ifayı ya da cezayı talep etmek zorunda bırakılmamıştır. Alacaklı burada her ikisini de talep yetkisine sahiptir.
Yapılan açıklamalardan sonra somut olayda, sözleşmede belirlenen cezai şartın seçimlik cezai şart olduğu, davacı tarafından aynen ifadan vazgeçilmediği, tescil ile birlikte cezai şartın da hüküm altına alınmasının talep edildiği, Türk Borçlar Kanununun 179/1.maddesi uyarınca, alacaklı olan davacının cezanın ifasını talep edemeyeceği göz önüne alınarak bu gerekçe ile hüküm kurulması gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yazılı gerekçe ile karar verilmesi yerinde görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
Ne var ki bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca hükmün gerekçesinin düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca gerekçesinin düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA,
Peşin yatırılan harcın istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.12.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği karar verildi.