Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/872 E. 2024/4899 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/872
Karar No
2024/4899
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1324 Esas, 2022/2100 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/480 E., 2022/323 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili aleyhine iki adet senede dayalı olarak icra takibi başlattığını, takip konusu senetlerin taşınmaz mal ve işyeri devri yapılmak suretiyle ödendiğini, bu konuda 31.03.2014 tarihli ek protokolün yapıldığını, protokolde karşılıklı ibra konusunda açık hüküm bulunduğunu, buna rağmen iki adet senedin müvekkilinin yaşlı olması nedeniyle iade edilmeyerek takibe konulduğunu, konuyla ilgili olarak suç duyurusunda bulunduklarını belirterek müvekkilinin takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının senetteki imzaya bir itirazının bulunmadığını, dolayısıyla borcu kabul ettiğini, kendilerinin ise 31.03.2014 tarihli ek protokol başlıklı belgeye ve belge altındaki imzaya açıkça itiraz ettiklerini, bu belgenin taraflar arasında düzenlenmiş ve imzalanmış bir belge olmadığını, ek protokoldeki imzanın müvekkili şirket yetkilisi ...'e ait olmadığını, belgede bir çok çelişki bulunduğunu, dolayısıyla davanın öncelikle husumetten reddi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile .davacı tarafından alıcının verdiği bir kısım nakit ödemeler, depozit ve ipotek bedeli düşüldükten sonra bakiye bir bedel belirlendiği, ödeme ve mahsuplar düşüldükten sonra 122.000,00 TL bakiye kaldığı, sözleşmenin 5. maddesinde de alıcının... ve ...'i gelmiş geçmiş tüm ticari ilişki ve işlemlerinden ve alacaklarından dolayı ibra ettiği, davalı tarafından protokol altındaki imza inkar edilmiş ise de bu konuda C.Başsavcılığı ve İstanbul Anadolu 69.Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/598 E. sayılı dosyasında ve mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre, imzanın davalı şirket yetkilisine ait olduğunun tespit edildiği, davalının 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi gereğince senedin taraflar arasında düzenlenmiş olması, geçmiş ticari ilişkileri ve takip yapma ve takibi devam ettirme sonraki yargılama aşamalarında imza inkarında bulunularak davalı alacaklının direngenliği nedeni ile haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davacının icra dosyasından davalıya borçlu olmadığının tespitine, asıl alacak 165.000,00 TL'nin %20'si oranında kötü niyet tazminatı ile mahkumiyetine, davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle hükme esas alınan protokoldeki imzanın müvekkile ait olmadığını, profesyonelce atılmış sahte imza olduğunu, hükme esas alınan ek protokol adlı belgenin icra takibine konu senetleri kapsamadığının protokol muhtevasından açıkça anlaşıldığını, dosyada mübrez Ek-Protokol başlıklı belgenin bu haliyle davacının iddiasını ispata yeterli olmadığını, tanık anlatımlarına ve usulsüz bilirkişi raporu dayanak yapılarak hüküm kurulduğunu, ilgili protokolün takibe konu senetleri ele almadığını ve davacıyı bu senetlere ilişkin borçtan da ibra etmediğini ve senet sebepten mücerret olduğu için-kabul anlamına gelmemekle birlikte protokolde yer alan imza müvekkile ait olsa dahi davacının iddiasını ispat etmiş olamayacağını, ek protokoldeki imzanın müvekkiline ait olsa dahi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 202 nci maddesi uyarınca yazılı delil başlangıcı niteliğinde olamayacağını, mahkemece senetlerin bu protokol ile nasıl bağdaştırıldığı ve dolayısı ile delil başlangıcı sayıldığı hususunda değerelendirme yapılmadığını, ek protokol başlıklı belgenin dava ve takip konusu senetler açısından bir ibra belgesi de olamayacağını, ibradan söz edilebilmesi için hangi haktan feragat edildiğinin açık ve tereddütsüz biçimde belirtilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ek protokoldeki imzanın davalı şirket yetkilisi ...'e ait olduğunun anlaşıldığı, ek protokol içeriği dikkate alındığında özellikle 5. maddenin içeriğinden tapudaki devir işlemleri tamamlandığı takdirde davacı tarafın ibra edildiği dosya içeriğinden ve tapudan gelen cevabi yazıda devir işlemlerinin yapıldığının anlaşıldığı, buna göre davanın kabulüne dair karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davaLı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Takip konusu senetlerin düzenlenme tarihlerinin ek protokol tarihinden önce olduğu ve ek protokolün 5. maddesi uyarınca davacının şahsi borçlardan dolayı da ibra edildiğinin ifade edildiği görülmekle mahkemenin kararı yerindedir. 3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/872, K. 2024/4899, T. 11.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-872-e-2024-4899-k-ca8027d5f550