Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/10963 E. 2023/12962 K. – Hizmet Tespit
Konu: Hizmet Tespiti Ve Prime Esas Kazanç Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/10963
- Karar No
- 2023/12962
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Tespiti Ve Prime Esas Kazanç Tespiti
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1776 E., 2023/1921 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ödemiş 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2022/330 E., 2023/154 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti ve prime esas kazanç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma ilamı sonrası İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kabulüne dair karar davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nce istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının davalı nezdinde 22.11.2014-23.07.2018 tarihleri arasında çalışmışlığının ve prime esas kazancın tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum kayıtlarının tetkikiyle ortaya çıkan neticeden davacının iddia ettiği tarihlerde davalı yanında sigortalı olarak çalıştığının kabulünün mümkün olmadığını, prime esas kazançların eksik bildirildiği iddiasının yazılı belgelerle ispatlanması gerektiğini, Kurum kayıtlarının aksinin eşdeğer yazılı belgelerle ispatlanması gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Kurumda gösterilen tarihlerde ve gösterilen ücretle çalıştığını, gerçek ücretin taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesi ile belirlendiğini ve sözleşme sonrasında SGK kayıtlarında ve ücret hesap pusulalarında gösterildiği şekilde gerçek ücretin ödendiğini, davalı tarafından iş sözleşmesi ile belirlenen ücretin ödendiğini ve ödenen ücretin de kayıtlarda gösterildiğini beyanla davanın reddini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Kurum kayıtlarında davacının 18.12.2014 tarihinde çalışmaya başladığı, dosya kapsamında taraflar arasında imzalanan 18.12.2014 başlangıç tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile davacı tarafından 18.12.2014 tarihinden itibaren gıda mühendisi ve 22.12.2014 tarihinden itibaren istihdamı zorunlu personel olarak çalışmaya başladığını belirttiği davalı şirket aleyhine düzenlenen Ödemiş 3. Noterliğinin 23.07.2018 tarihli 7891 yevmiye sayılı ihtarnamesinin bulunduğu, söz konusu bu belgelerin davacının işe başlangıç tarihi konusunda birbirleriyle uyumlu olduğu, bunların aksine her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından davacının 22.11.2014 tarihinde işe başladığı iddiasının kabulü mümkün olmadığı; Prime esas kazanç talebi yönünden ise, dosya arasında davacının ücret ödemelerinin yapıldığı banka kayıtları ile bir kısım imzalı ücret bordroları mevcut olduğu, ücret bordrolarında yazan miktarlarla banka kayıtlarının ve Kuruma bildirilen prime esas kazançların birbirleriyle örtüştükleri, taraflar arasında 22.12.2014 tarihinde istihdamı zorunlu personel sözleşmesi imzalanmışsa da, sözleşmede belirtilen ücretin davacıya ödenmediği, prime esas kazançlarda esas alınması gereken gerçek ücret olduğu, gerçek ücretin, işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, sigortalının imzasını taşıyan ücret bordroları ile ispat edilebileceği, sigortalıya ödenmeyen bir ücretin ödenen gerçek ücret yerine sadece sözleşmede belirtildiği için prime esas kazanca dahil edilmesi mümkün olmadığı anlaşılmakla davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. B.İstinaf Sebepleri: 1.Davacı vekilinin İstinaf Sebepleri Davacının davalı işverene ait işyerinde 22.11.2014 tarihinde çalışmaya başladığını, Mahkemece davacının işe giriş tarihinin tespitinde boş olarak imzalatılan sözleşmenin dikkate alınmasının hukuka aykırı olduğunu, resmi belge ile sabit olan çalışmaya başlama tarihinin tanık anlatımı ile de ispatlandığını, gerçek ücretin tespitinin hatalı olduğunu beyanla kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C.Gerekçe ve Sonuç Ücret miktarı 6100 sayılı HMK'nın 200 üncü (Eski usul yasası madde 288) maddesinde belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmak kaydıyla, işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle ispatı mümkündür. Yazılı delille ispat sınırın altında kalan miktar için veya bu miktar üzerinde olsa bile varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgelerin bulunması hâlinde tanık dinletilmesi mümkündür. Hâl böyle olunca, ücret miktarı HMK’nın geçici 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası delaletiyle HUMK'nın 288 inci (6100 sayılı HMK'nın 200 üncü) maddesinde belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmak kaydıyla işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle ispatı mümkün olduğundan, buna göre araştırma yapılması gerekmektedir. Davalı tarafta yalnızca davalı işverenin bulunması yeterli değildir. Dava sonucunda oluşacak durumdan (örneğin davanın kabulü halinde prime esas kazançlar konusunda hak ve borçları değişecek) etkilenecek dava dışı Kurum davada davalı olarak bulunmak zorundadır. Yani davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı söz konusudur. Zorunlu dava arkadaşlığının bulunduğu hallerde davalı tarafta dava takip yetkisinin eksik olduğu görülmekle, 6100 sayılı HMK'nın 115/2 hükmü gereğince davacı tarafa süre verilerek eksikliğin giderilmesinin sağlanması, süresinde eksiklik giderilmediği taktirde dava şartı yokluğundan usulden ret kararı verilmesi gerektiği anlaşılmakla kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. V. KALDIRMA İLAMI SONRASI İLK DERECE MAHKEME KARARI Kaldırma ilamı sonrası İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf teşkili sağlanmış, Ödemiş Sosyal Güvenlik Merkezinden davacının tüm hizmet sürelerini ve çalışmalarını gösterir hizmet döküm cetveli, işe giriş-çıkış bildirgeleri ile şahsi sicil dosyası, işyerine ilişkin kayıtlar celbedilmiş ve davacının davasının kabulü ile davacının davalıya ait iş yerinde 22.11.2014-17.12.2014 tarih aralığında çalıştığının tespiti ile hükümde belirtilen miktarlarda ücretlerle çalıştığının tespitine karar verilmiştir. VI.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar Kaldırma ilamı sonrası İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. B.İstinaf Sebepleri: 1.Davalı Şirket vekilinin İstinaf Sebepleri Sunmuş oldukları deliller gözardı edilerek karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının ücretinin davalı şirket ile davacı arasında imzalanan iş sözleşmesi ile belirlendiği ve söz konusu sözleşme sonrasında SGK kayıtlarında ve ücret hesap pusulalarında gösterildiği şekilde gerçek ücretin ödendiğini, davacı tanıkları ile diğer tanıklarının tümünün davacının ücretini, işe başlama ve ayrılma tarihlerini bilmediklerini, işyerinde tüm ücretlerin banka aracılığıyla ödendiğini beyan ettiklerini, davacının iddialarını kabul etmediklerini beyanla kararın kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı Kurum Vekilinin İstinaf Sebepleri Davacının 18.12.2014 tarihinde işe başladığı görülmekle; davacının 22.11.2014 tarihinde işe başladığı iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, ücret bordrolarında yer alan miktarlarla banka kayıtlarının ve Kuruma bildirilen prime esas kazançların birbirleriyle örtüştüklerini, hizmet tespiti davalarında yazılı belgelerin varlığı halinde tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini, bilirkişi raporu tamamen tanık anlatımlarına dayanılarak hazırlanmış olduğunu, hiçbir yazılı belgeye dayanılmadığını, davacının iddiasını somut delilerle ispat edemediğini beyanla kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı nezdinde çalıştığı konusunda tereddüt bulunmamakla birlikte söz konusu çalışmaların tam bildirilip bildirilmediği noktasında çekişme olduğu, davacının ve davalının imzasını taşıyan noterlik sözleşmesinde sözleşme tarihinin yani davacının işe başlama tarihi 22.11.2014 olarak belirtilmiş olmakla iş bu kesin delil karşısında hizmet tespitine dair davanın kabulünde bir isabetsizlik görülmediği, yine iş bu sözleşmede davacının alacağı ücrete dair taraflar arasında yazılı anlaşma söz konusu olmakla prime esas kazanç tespitine dair talebin kabulünde de bir isabetsizlik görülmediği, davacının hak ettiği ve fakat ödenmeyen prime esas kazancı hakkında da 88/2 hükmü gereğince 1 inci fıkra hükmü uygulanacağı açıkça ifade edilmiş olmakla davacıya ödenmemiş olsa da hak ettiği ücretlerinin prime esas kazanç kapsamında değerlendirilmesinde bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı şirket vekili; davanın gerçek ücretin tespiti davası olduğunun anlaşılamadığını, dosyadaki delillerin incelenmediğini, dava dosyasında yer alan davacı beyanının Mahkeme içi ikrar olduğunu, davacının ücrete ilişkin hiçbir dönemde iddiasının olmadığını, davacının gerçek ücretinin taraflara arasında kararlaştırılan ve fiilen ödenene ücret olduğunun dosya kapsamında ortaya çıktığını, dosya kapsamındaki tanık beyanları ve belgelerin incelenmediğini, davacı ile imzalanan iş sözleşmesinde ücretin net 1.300,00 TL olduğunun açıkça belirtildiğini, söz konusu anlaşmaya göre tüm ücretlerin bankadan ödendiğini, ilgili dönemlerde davacı tarafından ilgili ücret hesap pusulalarının imzalandığını, ücret tespitinde önemli olan hususun gerçek ve fiili ücretin tespit edilmesi olduğunu, beyanla temyiz talebinde bulunmuştur. Davalı Kurum vekili; Kurum kayıtlarından davacının 18.12.2014 tarihinde çalışmaya başladığını, taraflar arasında imzalanan belirsiz iş sözleşmesi ile davacının 18.12.2014 tarihinden itibaren gıda mühendisi, 22.12.2014 tarihinden itibaren istihdamı zorunlu personel olarak çalışmaya başladığını, Kurum belgelerinin uyumlu olduğunu ancak davacının 22.11.2014 tarihinde işe başladığı iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, hizmet tespiti davalarında yazılı belgelerin olması halinde tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini, dosya kapsamında yer alan banka kayıtları ile bir kısım imzalı ücret bordrolarının Kuruma bildirilen prime esas kazançların birbiriyle örtüştüğünü, prime esas kazançlarda esas alınması gerekenin gerçek ücret olduğunu, dosya kapsamında yer alan banka kayıtları ve imzalı ücret bordrolarından gerçek ücretin belli olduğunu beyanla temyiz talebinde bulunmuştur. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; davacının davalı nezdinde 22.11.2014-23.07.2018 tarihleri arasında çalışmışlığının ve prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin 9 uncu fıkrası, 5510 sayılı Kanun'un 80 inci ve 86 ncı maddesi hükümleridir. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. İlgili yasalarda hizmet tespiti davasında ispat yönteminin ne şekilde olması gerektiğine dair herhangi bir açıklama bulunmadığından, kamu düzenine ilişkin bu tür davalarda taraflar her türlü delile dayanabileceği gibi mahkemece kendiliğinden araştırma ilkesine göre delil toplanabilir ve inceleme yapılabilir. Bu davaların kamu düzenine ilişkin olduğu da gözetilerek davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığı yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmelidir. Bu nedenle fiili çalışma olgusunun somut şekilde ispatlanabilmesi için sadece taraf delilleriyle yetinilmeyip mahkemece resen araştırma yapılmalıdır. 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddede (506 s. K m. 79), Mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamlarının dikkate alınacağı belirtilmiştir. Bu nedenle sigortalının ücretinin ve davalı ... Kurumuna (Devredilen SSK) davalı işveren tarafından ödenen ve ödenmesi gereken primlerin miktarının belirlenebilmesi amacıyla prime esas kazancın tespitinde, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Davanın niteliği gereği çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşılık ücretin ispatında bu denli serbestlik söz konusu değildir. Ücretin ispatında Hukuk Genel Kurulu’nun 2005/409-413, 2010/480-523, 2011/608-649 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 200 üncü (1086 sayılı HUMK m. 288) maddesinde yazılı sınırları aşan, ücret alma iddialarının, yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret miktarı maddelerde belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliği haiz olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, usulüne uygun tutulan ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle ispatı mümkündür. Yazılı delille ispat sınırın altında kalan miktar için veya bu miktar üzerinde olsa bile varlığı iddia edilen çalışma süresine ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgelerin bulunması halinde tanık dinletilmesi mümkündür (1086 sayılı HUMK m. 292; HMK m. 202). Eğer ispat sınırının altında kalan ücretler, yine işçinin imzası bulunan belgelere dayanıyorsa yine aksinin yazılı delillerle ispatlanması gerekecektir (HMK m. 201). 5510 sayılı Kanun 82 nci maddede (506 s. K. m. 78) prime esas günlük kazançların alt ve üst sınırlarının ne olacağı gösterilmiştir. Günlük kazançları alt sınırın altında olan sigortalılar ile ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançları alt sınır üzerinden, günlük kazançları üst sınırdan fazla olan sigortalıların günlük kazançları da üst sınır üzerinden hesaplanır. 3.Değerlendirme Dava hizmet tespiti ve prime esas kazanç tespiti davasıdır. Davacı 2014 yılı içerisinde davalı ile yaptıkları sözleşme ile ücretinin 2.900,00-TL olarak belirlendiğini, ancak aylık 1.800,00 TL olarak maaşının ödendiğini, 2015 yılı için ödenmesi gereken 3.000,00 TL yerine 1.800,00 TL, 2016 yılı için ödenmesi gereken 3.500,00 TL yerine 2.018,00 TL, 2017 yılı için ödenmesi gereken 3.750,00 TL yerine 2.300,00 TL ve 2018 yılı için ödenmesi gereken 4.230,00 TL yerine 2.600,00 TL ödendiğini, sigorta primlerinin ve hizmetlerinin Kuruma eksik bildirildiğini beyanla 22.11.2014-28.12.2014 tarihleri arasındaki hizmetlerinin tespiti ile 22.11.2014-23.07.2018 tarihleri arasında prime esas kazançlarının tespitini talep etmiştir. Mahkemece davacının davasının kabulü ile davacının davalıya ait iş yerinde 22.11.2014-17.12.2014 tarihleri arasında çalıştığının tespiti ile 22.11.2014 ila 2018 yılının 7 nci ayı arasındaki döneme kararda belirtilen miktarlarda prime esas kazançlarının tespitine karar verilmiştir. Hizmet tespitine yönelik kurulan hüküm yerinde ise de, prime esas kazanç tespiti yönünden kurulan hüküm hatalıdır. Tire 2. Noterliği'nce düzenlenmiş ve tarafları davalı şirket ile davacı olan 22.11.2014 tarihli İstihdamı Zorunlu Personel Sözleşmesinde davacının ücretinin 2.900,00 TL olarak belirlenmiştir. Davacıya banka aracılığıyla bu miktardan daha düşük ücret ödemeleri yapılmış, Kuruma da prime esas kazanç olarak bankaya yapılan ödemelerden daha fazla ücret üzerinden prim ödemesi bildirilmiştir. Mahkemece bu hususlar değerlendirilmeyerek hatalı olarak karar verilmiş olup hatalı değerlendirme bozmayı gerektirmiştir. VIII.KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.12.2023 gününde oybirliğiyle karar verildi.