Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6545 E. 2024/8273 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6545
Karar No
2024/8273
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1627 Esas, 2023/1704 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/36 E., 2023/452 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili hakkında davalı tarafından başlatılan icra takibi dayanağı bonunun 17.05.2017 tarihli genel kredi sözleşmesi eki olduğunu, bono ve sözleşmesinin aynı tarihte düzenlendiğini, davalının aynı zamanda genel kredi sözleşmesine dayanarak ayrı bir icra takibi başlattığını, ancak kredinin düzenli ödenip en son 22.06.2018 tarihinde 204.890,00 TL ödeme yapılarak bakiye borcun tamamının kapatıldığını ileri sürerek Kayseri İcra Müdürlüğünün 2021/1967 sayılı dosyasıyla yapılan takipte müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; her iki takipte de tahsilde tekerrür olmama kaydına yer verildiğini, kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olduğunu, aksini iddia eden tarafın bunu ancak yazılı bir belge ile ispatlayabileceğini, davacının sunmuş olduğu ödemeye ilişkin dekontun senetteki hakkı bağlamayacağını, davacı tarafın, ilgili bononun genel kredi sözleşmesinin eki olarak verildiğini yani bononun, teminat senedi olduğunu iddia ettiğini, ancak bu iddiaların kabulü için senet metni üzerine açıkça "teminattır" ifadesinin yer almadığını, neyin teminatı olarak verildiğine ilişkin yazılı bir belgenin olmadığını savunarak davanın reddin istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, dava dışı asıl borçluya ve davacı müteselsil kefile usulüne uygun iddianame gönderilerek kredinin kat edildiği, davacının kefaletinin 17.05.2017 tarihli 300.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesine ilişkin olduğu, bu sözleşme kapsamında kullandırılan yahut kullandırılacak kredi dilimleri bakımından davacının kefaletinin devam ettiği, 13.09.2019 tarihli spot kredisi ile asıl borçluya 217.958,00 TL kredi diliminin kullandırıldığı, bu krediden dolayı hesap kat tarihi itibariyle asıl borçlunun 276.808,29 TL borcun bulunduğu, uygulanan temerrüt faizi oranının sözleşmeye uygun olduğu, icra takip tarihi ve dava tarihi itibariyle ödenmemiş bakiye borcun bulunduğu, davacının genel kredi sözleşmesinin düzenlendiği 17.05.2017 tarihi itibariyle kefalet ve kredi limiti olan 300.000,00 TL üzerinden aynı miktarda bono düzenleyerek davalı bankaya verdiği, bonoda lehtar konumunda olan davalı bankanın davacının kefalet limiti çerçevesinde 300.000,00 TL borç tutarı yönünden başlatmış olduğu icra takibinin yerinde olduğu, kambiyo senedinin kambiyo hukukuna ve genel ilkelere uygun olduğu, davacının yapmış olduğu ödemelerin genel kredi sözleşmesinin düzenlendiği tarih itibariyle asıl borçluya kullandırılan kredi dilimi üzerinden yapılan bir borç ödemesi olduğu, bu borcun davacı tarafça ödenmesi ile birlikte kefaletinin ve davalıya vermiş olduğu bononun geçerliliğinin sona ermediği, asıl borçlu tarafından genel kredi sözleşmesi çerçevesinde kullandığı yeni krediler çerçevesinde davacı kefilin kefalet limiti çerçevesinde sorumluluğu devam ettiği gibi düzenlediği bono nedeniyle sorumluluğunun da devam ettiği, bankacılık işlemleri ile ilgili olarak davalı bankanın asıl borçlu ve kefillerden bono veya buna benzer muteber bir senet düzenleyip kendisine verilmesi isteminin yerinde olduğu, davacının davalı bankaya borçlu olduğu, borcun sona erdiğine ilişkin iddiaların yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, uyuşmazlığın davacının 17.05.2017 tarihinde keşide ederek bankaya verdiği 11.03.2021 tarihli kambiyo senedinin dava dışı asıl borçlu tarafından 19.03.2019 tarihinde çekilen 217.958,00 TL'lik yeni kredinin teminatı ya da ödenmesi amacıyla verilip verilmediği noktasında toplandığı, davalı bankanın dava dışı İzamettin Sabuncu ile imzalanan kredi sözleşmesi kapsamında 13.09.2019 tarihinde 217.958,00 TL kredi kullandırdığı, borcun ödenmemesi üzerine 03.11.2020 tarihinde ihtar gönderdiği, davalı bankanın takip tarihi itibari ile toplam 312.901,78 TL dava tarihi itibariyle toplam 393.922,37 TL alacağının bulunduğu, davacının, 22.06.2018 tarihinde 204.809,00 TL'lik ödeme ile kefili olduğu 17.05.2017 tarihli sözleşmeden kaynaklanan borcun ödendiğini dava dışı asıl borçlunun 13.09.2019 tarihinde başka bir kredi daha çektiğini bu borca kefil olmadığını, müteselsil borçlu da olmadığını savunduğu, davaya konu takibin kambiyo senedine mahsus yolla başlatılan takip olup davacının takibe konu senette keşideci sıfatına haiz olduğu, tanzim tarihinin 17.05.2017, vade tarihinin 11.03.2021 olup senet metninde nakden ibaresi bulunduğu, davacı tarafından 22.06.2018 tarihinde bankaya yaptığı ödeme, bankanın bu ödemenin vadesi gelmeyen senet borcuna istinaden yapıldığı yönünde bir kabulü bulunmadığından, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 102 nci maddesi uyarınca vadesi gelmiş genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi borcuna ilişkin olduğunun kabulü gerektiği, dava dışı asıl borçlu tarafından 13.09.2019 tarihinde 217.958,00 TL kredi çekildiği, taraflar arasında imzalanan 17.05.2017 tarihli genel kredi sözleşmesinde, banka tarafından alınan teminatların doğmuş doğacak tüm alacaklar için verildiğinin kararlaştırıldığı, sözleşmede 17.05.2017 tarihli senedin yalnız 17.05.2017 tarihinde çekilen kredi için verildiği hususunda yazılı bir anlaşmanın varlığının ispat külfeti kendisinde olan davacı tarafça dosyaya delil sunulmadığı, davacının takip tarihi itibariyle bankaya toplam 312.901,78 TL dava tarihi itibariyle toplam 393.922,37 TL borcunun bulunduğu, davalı bankanın her iki takipte tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip başlattığı, davanın reddi yönündeki mahkeme kararının usul ve yasaya uygun gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesi ekinde bulunan bonoya dayalı başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi. 3.6098 sayılı Kanun'un 102 nci maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 25.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6545, K. 2024/8273, T. 25.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-6545-e-2024-8273-k-45d6ab1158fc