Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6435 E. 2024/7984 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6435
Karar No
2024/7984
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2005 Esas, 2023/1427 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/223 E., 2021/139 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." markasının Ralph Lifschitz tarafından ilk olarak 1967 yılında yaratıldığını, "..." markasını uzun yıllardır menşe ülke ABD başta olmak üzere dünya genelinde, Türkiye dahil pek çok ülkede yoğun şekilde kullandığını ve tescil ile koruma altında olduğunu, davalının 2019/64132 tescil sayılı (09. sınıfta yer alan bazı mallarla ilişkili) 35. sınıfta tescilli "... moon" markası ile davacıya ait 09 ve 35. sınıflarda tescilli, 143110 ve 143107, 2007 60909 tescil sayılı esas unsuru "..." olan markası ile benzer olduğunu, aynı emtiaları kapsadığını, davalı markasının esas unsurunun "..." olduğunu, sadece destekleme unsuru olan "moon" ibaresinin davalının markasına ayırt edicilik kazandırmadığını, davalının "... moon" markasının, davacının tanınmış "..." markası ile 09. sınıftaki güneş gözlüğü ve diğer mallarla ilişkili 35. sınıftaki hizmetleri kapsaması itibarıyla aynı sınıftaki aynı emtialar için tescil edildiğini, davacıya ait "..." markasının T/03171 sayı ile Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde tanınmış marka olarak kayıtlı olduğunu, davalının basiretli bir tacir gibi davranmadığını, kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davalı markasının emtia listesinde yer alan tüm mallar için hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının ikâmetgahının Avcılar ilçesi sınırları içinde kalması sebebiyle Bakırköy Mahkemelerinin yetkili olmadığını, davacı şirketin ABD merkezli olması sebebiyle yabancılık teminatı yatırması gerektiğini, davacının, davalıya ait 2010/29336 tescil sayılı markanın hükümsüzlüğü talepli Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde 2019/120E. sayı ile ikame ettiği dosyada hükümsüzlük talebi bakımından yetkisizlik kararı verildiğini, davacının aylar geçmesine rağmen yeni bir dava ikame etmediğini, bu durumun davacının haksız olduğunun zımni bir kabulü anlamına geldiğini, davalının "... moon yazı ve şeklini" içeren ilk marka tescilini 2010/29336 sayılı marka ile yaptırdığını, davaya konu markanın, davalıya ait 2010/29336 sayılı markanın ticari hayat gereksinimleri doğrultusunda yenilenmesi amacı taşıyan, bu markanın devamı niteliğinde olan seri marka olduğunu, davacının 5 yıl boyunca sessiz kalması sebebiyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 25 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca hak kaybına uğradığını, davacının kötü niyetli olarak huzurdaki davayı açtığını, davacının huzurdaki davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, Türk Dil Kurumu tarafından yayınlanan Türkçe sözlüklerde "..." kelimesi "at üzerinde oynanan bir tür top oyunu, çevgen" şeklinde tanımlandığını, bir spor dalı olduğunu, bu spor faaliyeti sırasında giyilen kıyafetleri/aksesuarları üreten ve giyim sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin de markalarında "..." ibaresini geçirerek bu spor dalına gönderme yaptıklarını, "..." ibaresi geçen pek çok marka bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davaya konu marka ile davacı markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlikler bulunduğu, davalı markasında esas ve ayırdedici kısmın "..." kelimesi olduğu, bu kelimenin markada daha büyük puntolarla yer aldığı, söz konusu kelime yönünden davacının markasının "tanınmış" olduğunun TÜRKPATENT'in T/03171 sayılı kararı, İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2013/98 E., 2014/105 K. sayılı, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/507 E., 2019/67 K. sayılı kararı ve Mahkemenin 2015/67 E., 2016/206 K. sayılı kararları karşısında kabulü gerektiği, davacının söz konusu "tanınmış" markasını Türkiye'de davalının tescil tarihinden çok daha önce ticarette kullanması karşısında davalının önceye dayalı gerçek hak sahibi olmadığının anlaşıldığı, taraf markalarının aynı sınıflarda tescilli olmaları ve davacı markalarının tanınmışlığı nazara alındığında, görsel, işitsel ve kavramsal benzerliğin yanı sıra, sınıfsal benzerliğinin de bulunduğu, tespit olunan tüm bu yüksek derecedeki benzerlik, davacı markalarının tanınmışlık derecesi, bir tacir olan davalının basiretli davranma yükümlülüğü hep birlikte değerlendirildiğinde davalı tescilinin iyi niyetli değerlendirilemeyeceği, davacı markalarının sahip olduğu tanınmışlıktan haksız olarak yararlanma amacını taşıdığı kanaatine ulaşıldığı, davalı her ne kadar seri marka olgusuna dayanarak sessiz kalma yolu ile hak kaybı iddiasında bulunmuş ise de davaya konu marka tescili ile dava tarihi arasında 5 yıllık sürenin dolmamış olması ve kötü niyetli tescil durumunda sessiz kalma yolu ile hak kaybının bulunmaması nedenleri ile bu savunmasına itibar edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalıya ait 2019/64132 tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunurken yetkili mahkemenin gösterilmediği, bu nedenle usulüne uygun bir yetki itirazının olmadığı, marka hükümsüzlüğü davasının 6769 sayılı Kanun'un 156 ncı maddesinin beşinci fıkrası uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesinde görülmesi gerektiği, davalının yerleşim yeri olan Avcılar ilçesinin de Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin yetki alanı içinde olduğu anlaşıldığından, yetkiye ilişkin istinaf sebebinin yerinde görülmediği, Türkiye ve ABD’nin Paris Sözleşmesine taraf olmaları nedeniyle Paris Sözleşmesi’nin 2 nci maddesi uyarınca ABD teminattan muaf olduğundan, davacının 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun 'un 48 inci maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 84 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca teminat yatırması gerekmediği, İlk Derece Mahkemesince de açıklandığı üzere taraf markalarının asli unsurlarının benzer bulunduğu, kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin aynı/benzer/bağlantılı mallar olduğu, davacının markasının tanınmış marka koşullarını taşıdığı, davalının marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığı, sessiz kalma yoluyla hak kaybı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6, 25 inci maddeleri.

3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 18.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6435, K. 2024/7984, T. 18.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-6435-e-2024-7984-k-5c062f3b3f50