Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6423 E. 2024/7471 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6423
- Karar No
- 2024/7471
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2503 Esas, 2023/1161 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/448 E., 2020/124 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkil şirkette kısa bir süre çalıştığını, daha sonra müvekkilden bir daire satın almak istediğini beyan ettiğini, adi yazılı olarak daire satış sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmeye göre müvekkilinin daha önce kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığı ve inşaatı bitmek üzere olan bağımsız bölümünün 190.000,00 TL bedelle davalıya satılması hususunda tarafların anlaştıklarını, müvekkil tarafından dairenin tapusunun davalılara verileceği taahhüt edildiğini ve senetin teminat senedi olarak davalıya teslim edildiğini, 350.000,00 TL bedelli teminat senedinin davalıya teslim edildiğini, müvekkilin sözleşmeye göre üzerine düşen edimlerini yerine getirdiğini, davalı tarafın kredi çekmediğini ve kalan bakiyenin de müvekkiline ödenmediğini, tapuyu teslim almadığını, başka bir projeden daire verilmesini talep edildiğini, davalının haricen satış sözleşmesine konu taşınmazı kredi faizi yüksek olması sebebiyle devralmaktan vazgeçtiğini, sözleşmenin konusunun değiştiğini, davalı tarafın talep ettiği Esentepe mah. Yenice sokak, N:12 ... projesinden verilmesini istediği daire için müvekkilinden sözleşme talep etmediğini, çek talep ettiğini, müvekkilinin davalıya teminat olarak 400.000,00 TL bedelli tacir çeki keşide ettiğini, ancak bu arada toprak sahiplerinin kendi aralarındaki uyuşmazlıklar sebebiyle anlaşamamaları sebebiyle projeye başlanamadığını, davalının başka bir proje için anlaşma yapalım ve orayı bekleyelim şeklinde talepte bulunulduğunu, bunun üzerine 350.000,00 TL senet ile 400.000,00 TL tacir çekini iade etmek hususunde yeniden ön ödemeli ... ve ... huzurunda müvekkilinin davalı taraf ile başka bir proje için sözleşme yapmak şartıyla senet ve tacir çekini iade etmek hususunda anlaşmak için görüştüklerini, fakat ... Bank kapandığı için tacir çeki geçersiz olduğundan anlaşmaya gerek kalmadığını, bunun üzerine davalı tarafın müvekkiline ... kapandı artık tacir çeki geçersiz oldu beklemeye gerek yok ben bunları sana iade edeyim sen bana ruhsatı çıkan başka bir yerden teminat olarak sözleşme yap demesi üzerine ... ile yapılacak olan Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden bir daire için tarafların Kartal 9.Noterliğinin Ön Ödemeli Konut Satış Vaadi Sözleşmesini akit altına aldıklarını, Sözleşme konusu dairenin İstanbul ili, Kartal ilçesi, ... mah. 138 pafta, 2121 ada, 21 parselde kayıtlı daire olduğunu, bu sözleşmeye göre davalı tarafından ödenen 100.000,00 TL peşinatın kabul edildiğini ve müvekkili firmanın her iki sözleşme için toplamda yalnızca 100.000,00 TL yi davalıdan aldığını, tarafların ikinci sözleşmenin yapılması ile birlikte senet ve çekin iade edileceği hususunda anlaşmış olmalarına rağmen davalı tarafın kötü niyetli davranarak senet ve çeki iade etmediğini ve İstanbul Anadolu 7. İcra müdürlüğünün 2017/2950 E. sayılı takip dosyası ile takibe konu edildiğini, iş bu takibe ve takip konusu senet yönünden, iş bu senet kambiyo vasfı taşımadığından İstanbul Anadolu 6. İcra hukuk mahkemesinin 2017/84 E. sayılı dava dosyası ile dava ikame edildiğini, davalı sözleşmesindeki imzaya kötüniyetli olarak itiraz ettiğini, bunun sonucunda yapılan bilirkişi incelemesinde imzanın davalıya ait olduğunun tespit edildiğini, müvekkili tarafından davalıya verilen 400.000,00 TL değerindeki çekin ise İstanbul Anadolu 17 icra müdürlüğünün 2017/5190 E. sayılı dosyasından icra takibine konu edildiğini ve müvekkilinin tüm mal varlığına haciz konulduğunu davalı tarafça haksız olarak müvekkile ait tüm taşınmazlara haciz konulmuş ve satış işlemleri başlatılmış olduğunu, müvekkilinin yanında 6-7 ay çalışan birinin toplamda 350.000,00 TL'lik bono ve 400.000,00 TL'lik çek toplamı olan 750.000,00 TL alacaklı olmakının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürerek müvekkilinin davaya konu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın müteahhitlik işi ile iştigal ettiğini, müvekkili ile daire satımı konusunda anlaştıklarını buna ilişkin daire bedelinin müvekkili tarafından ödenmiş olmasına karşı müteahhitin inşaatları tamamlayamadığını ve daire satışını gerçekleştiremediğini, dava konusu çekin müvekkilin ödemiş olduğu bedellere karşılık müteahhit tarafından düzenlenerek verildiğini, çek bedelinin vadesinde ödenmemiş olması karşısında takip başlatıldığını, takibin itiraz vaki olmaksızın kesinleştiğini, kıymet takdirlerinin alınarak satış aşamasına gelindiğinde davacı tarafça kötü niyetli olarak dava ikame edilmiş olup amacın tahsil sürecini uzatmaktan ibaret olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, dava, kambiyo senedine dayalı haciz yolu ile takibe dayanak yapılan bononun teminat senedi olduğundan bahisle senet nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, bono üzerinde teminat kaydının yada başka bir yazılı delil ile bononun teminat senedi olduğuna dair bir delil bulunmadığı, bu nedenle davacı şirketin ticari defter kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesinin gerekli olduğu, davanın esasına etki edecek mahiyette olan bilirkişi incelemesinden süresi içerisinde delil avansı yatırılmadığından davacı tarafça vazgeçilmiş sayıldığı, bu haliyle davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ve aynı Kanun'un 180 inci maddesi 2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 22.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.