Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6045 E. 2024/7403 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6045
Karar No
2024/7403
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/104 Esas, 2023/1196 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/165 E., 2020/368 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ın müvekkili ... Rafineleri A.Ş. nezdinde 06.08.1992 tarihinde çalışmaya başlamış olup, baş operatör unvanı ile çalışmakta iken iş akdinin tarafların karşılıklı anlaşması yolu ile 31.01.2018 tarihinde sona erdiğini, tarafların 06.08.1992 tarihinde akdettikleri belirsiz süreli iş sözleşmesinin 31.01.2018 tarihli ibranamede gösterilen tutarlar ile akdedilen ve tarafların bedel ve sorumlulukları bakımından mutabık kalarak imzaladıkları "Rekabet Etmeme Taahhüdü" ve "Gizlilik Taahhütnamesi"nin karşılığı olarak belirlenen ilave menfaatin davalı yana ödenmesi koşuluyla anlaşmaya varmak suretiyle sona erdirdiklerini, ancak davalının tüm bu kabul ve taahhütlerine rağmen, ayrıca bu taahhütleri karşılığında müvekkili şirketten ilave menfaat de tahsil etmesine rağmen iş akdinin sona ermesinden sonra müvekkili şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren rakip bir şirkette çalışmaya başladığını ve bu suretle rekabet etmeme taahhüdünü ihlal ettiğini, her iki şirketin de aynı ilçede petrokimya rafinerisi işinde faaliyet gösterdiğini, birbirinin rakibi ve hatta neredeyse tek rakip firma niteliğinde olmasından dolayı müvekkili şirketin faaliyet alanı ve sektördeki konumu ile davalı işçinin müvekkili şirket nezdinde yaklaşık 25 sene çalışmış olması hususu da gözetildiğinde, davalı işçi tarafından çalıştığı süre boyunca elde edilen bilgilerin kullanılması sonucunda müvekkili şirketin zarara uğrama olasılığının çok yüksek olduğunu, davalının taahhütname hükümlerine aykırı olarak, müvekkili şirkete ek menfaat ödemesini iade etmediğini, cezai şart tutarını ödemediğini ileri sürerek, rekabet etmeme taahhüdü karşılığında ödenen 92.515,50 TL tutarındaki ek menfaatin ve sözleşmede belirlenen cezai şart karşılığı 38.178,00 TL'nin işlemiş ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı iş yerinde 06.08.1992 tarihinden iş akdinin işveren tarafından ikale sözleşmesi yolu ile feshedildiği 31.01.2018 tarihine kadar süresiz iş akdi ile çalıştığını, son olarak baş operatör olarak görev yaptığını, bilinen tabiri ile davalı ustabaşı olduğunu, davacının görevi kendisine üst amir ve mühendislerce verilen talimatların uygulanmasından ve bu talimatların diğer işçilere iletilmesinden ibaret olduğunu, üretim kalitesi ya da formulasyonunu bilmediği gibi bilme imkanı da bulunmadığını, kaldı ki üretim kalitesini belirleyen kısım üretim planlama birimi olup, sorumlu kimselerin de mühendisler olduğunu, bunun yanında ticari sır ya da müşteri ilişkileri ve politikasını da bilen kısmın satış planlama müdürlüğü olduğunu, davacı şirket ile davalının çalıştığı iş yeri arasında teknolojik, emniyet sistemleri, müşteri çevresi gibi üretim maliyetini etkileyen ve davacının tecrübesi ya da görevi ile hiç bir şekilde ayrıca katkı koyamayacağı farklılıklar olduğunu, müvekkilin davacı iş yerinde vacum destilasyon ünitesinde çalışırken halen dava dışı şirkette delayed coker isimli ünitede çalıştığını, her iki ünite arasında işleyiş, üretim disiplin ve şartlarının farklı olduğunu, davalının yeni iş yerinde sistemi kuran firmaların sistemin çalışması için gerekli olan işlemleri belirttiği kitapçıktan mühendislerin verdiği talimatları uygulamak görevinden başka bir iş yapmadığını, davacı işveren tarafından on yılı aşkın süredir şirketin özelleştirilmesi sonucu gönüllü ayrılmayı cazip hale getirmek için 6 aylık ücret tutarında bir ek ödeme uygulamasına gidilerek eski ve yüksek ücretli personellerinin sayısının azaltılması amaçlandığını, bu kapsamda da yıllardır Ocak ve Temmuz aylarında özellikle emekliliği gelen işçilerin ek menfaat ödemesi ile iş akitlerinin ikale sözleşmesi yapılarak feshedildiğini, davacı tarafın dilekçesinde işbu husus gizlenerek aslında davalı ile yapılan ikale sözleşmesinin gereği olarak ödenen ilave menfaat bedeli, rekabet etmeme taahhüdü ve gizlilik taahhütnamesinin imzalanması şartı ile ödenmiş gibi fiili durum hilafına ifade edilmediğini, zira tam tersine ikale sözleşmesi yanında rekabet etmeme taahhüdü ve gizlilik taahhütnamesi ek olarak müvekkilinin rızası hilafına imzalatıldığını, dosyaya sunulu iş sözleşmesini sona erdiren sözleşme içeriği ile sabit olduğu üzere ibranamede gösterilen tutarlar ile ilave menfaatin çalışana ödenmesi koşul ve şartları ile ikale sözleşmesi akdedildiğini, işçi ve işveren ile akdedilen ikale sözleşmesinin geçerlilik şartları ve unsurları iş akdinin feshi yönünde icabın işçi ya da işverenden gelmesi ile farklılık arz ettiğini, işveren tarafından ikale yolu ile yapılan fesihlerde ilave menfaat ödemesi yapılmasının bir zorunluluk olduğunu, ikale sözleşmesi ile yapılan davalı işçinin iş akdi feshinde ilave menfaat ödemesi yapılması bir zorunluluk iken bunun rekabet etmeme sözleşmesi ile şarta bağlanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, sadece müvekkili işçinin 25 yıllık kıdemi ve çalışma deneyimi üzerinden ihtimale binaen rekabet etmeme taahhüdü hazırlanması çalışma hürriyetine tehdit mahiyetinde olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı işverenin tek taraflı olarak iş sözleşmesini feshi halinde davalı işçiye önceden ödediği işçilik haklarına ilaveten 57.294,72 TL ihbar tazminatı ve muhtemel 109.132,80 TL işe iade etmeme tazminatını ödeme riski söz konusu iken, bu riski azaltmak amacıyla davacı işçi ile ikale sözleşmesi akdederek iş ilişkisi sona erdirildiği, bu durumda, davacı işveren tarafından davalı işçiye ödenen dava konusu 92.515,50 TL ilave menfaat ödemesinin rekabet yasağı sözleşmesi ve gizlilik taahhütnamesinin karşılığı olmayıp, ihbar tazminatı ve muhtemel işe iade etmeme hususundaki tazminatın işçiye ödenmesinden kaçınmaya yönelik olduğu, davacı işverenin bu suretle makul yarar sağladığı, hal böyle olunca rekabet yasağı sözleşmesinden kaynaklı cezai şart alacağı ve ilave menfaat ödemesinin iadesine ilişkin davacı taleplerinin haksız olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, bilirkişi raporunda davalının davacı şirketin gizli ve özel kendine özgü teknik sırları ile teknik bilgilerini yeni çalıştığı firmaya aktardığı ve burada kullandığı yönünde somut verilere ulaşılamadığının tespit edilmiş olduğu, bilirkişi raporunun dosya kapsamı ile usul ve yasaya uygun, denetime elverişli olduğu kanaatine varılarak, davacı tarafça davalının eyleminin haksız rekabet oluşturduğunun kanıtlanamadığından, İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmiş olması yerinde olduğu, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, işçi ile işveren arasındaki rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şart ve tazminatın tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 6098 sayılı Kanun'un, 58, 444/2 nci maddeleri.

3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 21.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6045, K. 2024/7403, T. 21.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-6045-e-2024-7403-k-ee0bf38ca90c