Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4961 E. 2024/6521 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4961
Karar No
2024/6521
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/279 Esas- 2023/888 Karar HÜKÜM : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/677 E.,2019/26 K.

Taraflar arasındakimenfi tespit, istirdat, senet iadesi ve blokelerin kaldırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince menfi tespit, istirdat ve senet iadesi davasının reddine, blokelerin kaldırılması davası konusuz kaldığından bu talebin esasın hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı İşiyok Gıda Tarım Ürünleri Hayv. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin davalı bankadan kullanmış olduğu krediye 120.000,00 TL kefalet limiti üzerinden kefil olduğunu ve hem asıl borçlunun hem de kendi kefalet borcunun teminatı olmak üzere Ankara-Etimesgut ilçesinde bulunan taşınmazı üzerinde 120.000,00 TL limitle ipotek tesis ettiğini, müvekkilinin davalı banka nezdinde vadesiz hesap açtırıp kredi kartı aldığını ve toplam 300.000,00 TL değerinde 3 adet senedini tahsil cirosu ile davalı bankaya senet tevdi bordrosu ile tevdi ettiğini, senet teslimi sırasında senetlerin dava dışı firmanın kredi borcuna karşılık teminat alındığına dair yazılı veya sözlü bir bildirimde bulunulmadığını, bu senetlerden 28.02.2015 vade tarihli ve 100.000,00 TL bedelli senedin davalı bankaca tahsil edildiği halde bu bedelin müvekkiline verilmediğini, müvekkili tarafından davalı bankaya 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 101 inci maddesi uyarınca Ankara 3. Noterliği'nin 06.03.2015 tarihli ihtarname ile müvekkilinin kredi kartından doğan 5.500,00 TL borcunun tahsil edilen senet bedelinden mahsubu ile bakiye senet tahsilatının dava dışı firmaya olan kredi kefalet borcu ile ipotek borcu limitinden düşülmesinin ve 30.03.2015 ve 30.04.2015 vade tarihli iki adet senedin iadesinin talep edildiğini, davalı bankanın 20.03.2015 tarihli cevabi yazısında müvekkilinin kefaletinden vazgeçtiğinden bahisle kabul edilmediğinin, temlik cirosu ile devralınan senetlerin bankaya rehinli olduğunun ve asıl borçlu şirketin 756.683,00 TL borcunun bulunduğunun bildirildiğini, senet bedelinin tahsil edildiği 02.03.2015 tarihinden 17 gün sonra kredi kartı borcunun da müvekkilinin vadesiz hesabından karşılanarak müvekkilinin gecikme faizi ödemek durumunda bırakıldığını, davalı bankanın tahsil ettiği iki adet senet bedelinin de müvekkilinin vadesiz hesabında blokede tuttuğunu ve ödeme yapmadığını, müvekkilinin vadesiz hesabında 30.03.2015 tarihi itibarıyla 189.234,19 TL bulunduğunu, ancak hesap üzerindeki bloke sebebiyle müvekkilinin bu parayı çekemediğini, dava dışı asıl borçlu şirketin kredi hesabı açık olup henüz kat edilmediğini ve müvekkilinin de kefalet ve ipotek borcunun 120.000,00 TL limitle sınırlı olduğunu, müvekkilinin kefalet limitinin üzerinde kalan ve davalı bankaca bloke konulan müvekkilinin vadesiz hesabındaki 74.500,00 TL'nin müvekkiline ödenmesi gerekirken ödenmediğini, kaldı ki vadesiz hesabındaki bloke sebebiyle müvekkilinin taşınmazı üzerindeki ipoteğin de fek edilmesi gerektiğini ileri sürerek müvekkilinin davalı bankaya borcunun bulunmadığının tespitine, müvekkiline ait hesap üzerine davalı bankaca konulan blokenin kaldırılarak, haksız bloke konulan 74.500,00 TL'nin senedin tahsil tarihi olan 30.03.2015 tarihinden itibaren TCMB avans faizi oranı üzerinden işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davalı bankaya tahsil amacıyla tevdi olunan 30.04.2015 vade tarihli ve 100.000,00 TL bedelli senedin davalı bankaca tahsil edilmesi halinde tahsil edildiği tarihten itibaren TCMB avans faizi oranından işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, senet bedellerinin tahsili ile kefalet borcu sona ... müvekkilinin taşınmaz kaydına konulan ipoteğin fekkine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının eksik harç yatırarak bu davayı açtığını, davacının, dava dışı şirket ile banka arasında imzalanan genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesine 120.000,00 TL limitle müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, asıl borçlu şirketin banka tarafından kullandırılan kredilerde henüz bir temerrüt hali bulunmadığından yasal takip işlemlerinin henüz başlatılmadığını, ancak firma yetkililerinin kaybolması nedeniyle halen meri de olsa kredilerin tahsilinin tehlikeye girdiğini, davacı tarafından tesis edilen ipoteğin ipotek akit tablosunun içeriğinden de anlaşılacağı üzere kefaletten bağımsız olup doğrudan asıl borçlu şirketin kredilerinin teminatını teşkil ettiğini, ipotek resmi senedindeki kefaletin ve kredi sözleşmesindeki kefaletin birbirinden bağımsız olduğunu, davacı tarafından kredinin teminatı olarak tesis edilen ipoteğin de davacının kefaletinin teminatı olmadığını, davacının bankaya temlik cirosu ile devrettiği senetler üzerinde genel kredi sözleşmesinin 70 inci maddesi gereği müvekkilinin tahsil için verilen bu senetler bakımından da rehin takas ve mahsup hakkına sahip olduğunu, kaldı ki davacının vermiş olduğu senet tevdi bordrosunda söz konusu senet bedellerinin borçlarına mahsubu hususunda müvekkili bankayı açıkça talimatlandırdığını, nitekim müvekkili banka tarafından tahsil olunan davacıya ait 3 adet senet bedeli 300.000,00 TL'nin davacının müvekkili banka nezdindeki hesabına yatırıldığını, bu tutarın 240.000,00 TL'si üzerine davacının kredi sözleşmesindeki ve ipotek resmi senedindeki kefalet akitleri çerçevesinde müvekkili bankanın rehin takas ve mahsup blokesinin işlendiğini, bakiye kısmından davacının müvekkili bankaya ait kredi kartı borçlarının tahsil edildiğini, kalan tutarın davacı tarafından çekildiğini davacının iddiasının aksine asıl borçlu şirketin borçlarından dolayı sorumluluğunun 120.000,00 TL olmayıp genel kredi sözleşmesi ve ipotek resmi senedinin 5 inci maddesi gereği 240.000,00 TL olduğunu, kaldı ki davacı müvekkili bankadan kullanmış olduğu tüketici kredisinden doğan borcu da sona ermediğinden ipoteğin fekkinin söz konusu olamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesin istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacının 17.11.2011 tarihinde müteselsil kefilliğe ilişkin kefalet sözleşmesini yazılı olarak imzaladığı, 6098 sayılı Kanun'un ise 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olması nedeniyle eş rızasına gerek olmadığı, kefaletin geçerli olduğu, davacının 17.11.2011 tarihinde 120.000,00 TL'na kadar müteselsil kefilliğinden dolayı, 120.000,00 TL de ipotek nedeniyle olmak üzere toplam 240.000,00 TL sorumluluğunun bulunduğu, davacı vekilinin 28.02.2021 tarihli talep açıklama dilekçesinde "Menfi tespit talebimiz: Dava açıldığı tarih itibariyle müvekkilin kefil olduğu dava dışı İşiyok Gıda... Ltd. Şti.'nin borcu henüz muaccel olmamasına rağmen, davalı bankaca müvekkilin ihtarnamesine verilen 20.03.2015 tarihli cevabi yazıda, dava dışı firmanın 756.683,00-TL. riski bulunduğu bildirilmiştir. Müvekkilin kefaletten kaynaklanan sorumluluğu 120.000,00-TL. ile sınırlı olduğuna göre aradaki fark olan 636.683,00 TL' lık riskten dolayı müvekkilin herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu miktar yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekmektedir." şeklindeki beyanı ile menfi tespit davasının dava değerinin 636.683,00 TL olduğunu bildirdiği ve bu rakam üzerinden peşin dava harcı yatırdığı, davalı bankanın 20.03.2015 tarihli yazısının incelenmesinde "... Diğer yandan İşiyok Gıda... Ltd. Şti.'ne kullandırılan kefaletinizin bulunduğu kredilerine ilişkin 756.683,00-TL riski bulunmaktadır." şeklindeki yazıdaki ifadesi ile bankanın kefaletinden dolayı davacıyı 756.683,00 TL miktarlı alacağından sorumlu tuttuğunun anlaşıldığı, dosya kapsamına göre davalı bankanın dava dışı şirketin kefaleti nedeniyle 120.000,00 TL ve ipotek nedeniyle120.000,00 TL olmak üzere toplam 240.000,00 TL sorumlu olduğunu bildirdiği, davacının ise hem sözleşmedeki kefalet hem de ipotek nedeniyle sorumluluğunun yalnızca 120.000,00 TL sınırlı olduğunu ileri sürdüğü, davacının sorumluluğu hakkında davalı banka tarafından 240.000,00 TL'nın üzerinde bir miktarda bir sorumluluk izafe edilmediğinden davacının kefaleti nedeni ile menfi tespit davasına konu edilen 636.683,00 TL'den bakiye 516.683,00 TL'lik kısmına ilişkin menfi tespit istemi yönünden hukuki yararı bulunmadığı, 02.04.2010 tarihli genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmedeki hükümler gereğince bankanın davacının bonoları üzerine bloke koymasının sözleşmeye uygun olduğu, bu nedenle davacının blokelerin kaldırılması isteminin haklı görülmediği, davacı ...'nun cirantası olduğu 3 adet toplamda 300.000,00 TL tutarındaki bono bedellerinin tahsil edilerek bu tutardan dava dışı firmaya kefaleti ve banka lehine tesis edilen ipotek nedeniyle dava dışı firmanın bankaya olan borcundan 238.180,17 TL tutarında tahsilat yapıldığı, kalan kısmın ise davacıya ödendiğinin anlaşıldığı, davacının kefaleti nedeni ile dava dışı şirketin kredi borcundan kaynaklı olarak davalı bankaya sorumluluğunun bulunduğu, yargılama sırasında tahsil edilen senet bedeli ile ipotek borcunun kapatılıp ipoteğin fek edildiği, buna göre davacının menfi tespit davasına konu edilen 636.683,00 TL'den 120.000,00 TL'lik kısmına ilişkin menfi tespit isteminde haklı olmadığı, yukarıda hukuki yararının bulunmadığı miktar ayrık tutulmak üzere 120.000,00 TL'lik miktarlı menfi tespit isteminin sübut bulmadığı, davacının kefaleti ve ipotek nedeniyle genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesine müteselsil kefillik nedeniyle bu bono bedellerinin davalı bankaca tahsil edilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından davacının senetlerin iadesi, senetlerden tahsil edilenlerin bedellerinin istirdatına yönelik davasının reddi gerektiği, davacının hesapları üzerine bloke konulmasının sözleşme hükümlerine uygun olduğu, sözleşme koşullarına göre bankanın bunu yapma yetkisinin bulunduğu, ancak davalı vekilinin 05.12.2018 tarihli dilekçesinden yargılama sırasında hesaplar üzerinde blokenin kaldırıldığının anlaşılmış olması nedeniyle buna ilişkin talebin konusuz kaldığı gerekçeleriyle davacının kefaleti nedeni ile menfi tespit davasına konu edilen 636.683,00 TL'den 120.000,00 TL'lik kısmına ilişkin menfi tespit isteminin sübut bulmadığından reddine, bakiye 516.683,00 TL'lik kısmına ilişkin menfi tespit isteminin ise hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile usülden reddine, davacının 74.500,00 TL'nin istirdadına ilişkin davasının reddine, davacının 30.04.2015 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli senedin iadesine ve senedin tahsil edilmesi halinde bedelinin istirdadına ilişkin davasının reddine, davacının banka hesaplarındaki blokelerin yargılama sırasında kaldırılmış olması nedeni ile buna ilişkin talebin konusuz kalmasından dolayı bu talebin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamından senet tevdi bordrosunda, tahsil edilen senet bedellerinin davacının bankaya karşı her türlü borcundan mahsup edilebileceğinin yazılı olduğu, yine genel kredi sözleşmesinin 70 inci maddesinin 5 ve 6 paragraflarında kefilin, lehine gelmiş olan havalelerin kendisine ihbarda bulunulmadan önce Banka tarafından adına kabulünün ve adına açılacak bir hesaba veya mevcut hesabına alacak kaydedilmesini ve havale tutarı üzerinde Bankanın rehin hakkını kefilin Bankaya karşı her ne sebepten doğmuş olursa olsun her türlü borçlarıyla, kendisine ihbarda bulunulmasına gerek olmaksızın mahsup hakkını kabul ettiğinin düzenlenmiş olması karşısında davalı bankanın, davacı tarafından kendisine tahsil cirosuyla tevdi edilen 3 adet senet ve senet bedelleri üzerine bloke koyma ve tahsil edilen bedellerden dava dışı asıl borçlu şirketin kredi borçları nedeniyle mahsup hakkı bulunmakta ise de; 6098 sayılı Kanun'un 590 ıncı maddesi gereğince kefil hakkında takip yapabilmek veya kefaletten dolayı bankanın kefilin hesaplarına bloke uygulama hakkı ancak, asıl borçlu şirkete ait kredi hesaplarının kat edilmesi ve hesap kat ihtarnamesinin asıl borçlu şirkete gönderilmesi (genel kredi sözleşmesinin 17/1.maddesi gereğince) başlayacağı, diğer bir ifadeyle asıl borçlu hakkında kredi hesap kat işlemleri yapılmaksızın ve yargılama sırasında hesabın kat edilmesi davacı açısından alacağı muaccel hale getirmeyeceğinden, kefilin aynı banka nezdinde bulunan hesaplarına bloke koyabilme ve tahsil edilen senet bedellerini asıl borçlu şirketin kredi borçlarına mahsup edebilme imkanı bulunmadığından davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları da yerinde görülerek, davacının dava dilekçesinde ve 28.02.2021 tarihli dilekçesindeki açıklama ve talepleri dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, dava tarihi itibariyle asıl borçlu şirketin kredi borcu muaccel olmadığından davacı kefile başvuru şartlarının oluşmadığı ve davalı bankaca 20.03.2015 tarihli yazıda asıl borçlu şirketin toplam 756.683,00 TL kredi riski bulunduğu belirtilmiş olmasına rağmen davacının 636.683 TL'den borçlu olmadığının tespitine yönelik talebi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 26 ncı maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi ve her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilecek olması gözetilerek davacının dava tarihi itibariyle davalıya 20.03.2015 tarihli yazı ile bildirilen miktarın 636.683,00 TL'sinden borçlu olmadığının tespitine, davacının, davalı bankaya tahsil cirosuyla tevdi edilen 3 adet senetten dava tarihine kadar bedelleri tahsil edilen 28.02.2015 ve 30.03.2015 vade tarihli senet bedelleri üzerine konulan blokenin kaldırılması, tahsil edilen miktarlardan davacının kredi kartı borcu olan 5.500,00 TL ve kefalet limiti olarak belirtilen 120.000,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 174.500,00 TL'nin istirdadı ve dava tarihi itibariyle henüz tahsil edilmemiş olan 30.04.2015 vade tarihli senedin iadesine yönelik taleplerinin incelenmesinde; davalı bankanın, gerek dava tarihi itibariyle gerekse de yargılama sırasında davacı yönünden muacceliyet koşulu gerçekleşmediğinden tahsil edilen senet bedellerinden asıl borçlu şirketin kredi borcu nedeniyle mahsup yapılması mümkün olmadığından - 08.08.2018 tarihli bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere tahsil edilen senet bedellerinden dava dışı asıl borçlu şirketin kredi borçlarına yapılan mahsup miktarı toplam 238.180,17 TL olmasına rağmen- davacının 28.02.2021 tarihli dilekçesinde istirdat talebinin 174.500,00 TL olduğu gözetilerek bu miktarın mahsup tarihlerinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava konusu 30.04.2015 vadeli senet dava tarihi itibariyle henüz tahsil edilmemiş olmakla birlikte yargılama devam ederken 04.05.2015 tarihinde tahsil edilmiş olduğundan bu senedin iadesine yönelik dava ve davalı bankanın 05.12.2018 havale tarihli yazısında bildirildiği üzere davacının hesapları üzerindeki blokenin 19.02.2016 tarihinde kaldırıldığından blokelerin kaldırılmasına yönelik dava da konusuz kaldığından bu talepler hakkında karar verilmesine yer olmadığına, kabule göre davacının kefalet limiti ve banka alacağının miktarına yönelik olarak bu aşamada herhangi bir değerlendirme yapılmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, alacak henüz muaccel hale gelmediği halde davacı hesabında bulunan paradan dava dışı asıl borçlu şirketin kredi borçları nedeniyle mahsup yapılması nedeniyle eldeki dava açıldığına ve alacak muaccel olmadığından dava tarihi itibariyle davalı yanca davacıdan talepte bulunulamayacağından davanın kabulüne karar verildiğine göre karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarfesi'nin (AAÜT) 7 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği davacı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; genel kredi sözleşmesi kapsamında davacının kefaletinin 120.000,00 TL ile sınırlı olması nedeniyle davalı tarafından fazla talep edilen miktar nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve haksız tahsil edilen miktarların istardadı ile bankaya verilen senedin iadesi ve davacının hesapları üzerine konulan blokenin kaldırılması istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 586, 590 maddeleri.

3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 18.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4961, K. 2024/6521, T. 18.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-4961-e-2024-6521-k-ded50b3dd0e4