Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4880 E. 2024/6734 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4880
- Karar No
- 2024/6734
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1560 Esas, 2023/668 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü (Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle) İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/523 E., 2019/1129 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin bu ticari ilişki sebebiyle davalıdan 127.933,35 USD ile 435,63 TL alacağı bulunduğunu, müvekkili alacağının, tarafların mutabakatı ile düzenlenmiş olan cari hesap özetinde de aynen yer aldığını, müvekkilinin sözü edilen alacağın tahsili amacıyla davalı hakkında ilâmsız icra takibi yaptığını, takibin, davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı şirket arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, cari hesaba konu edilen faturalardan mal teslimine ilişkin olanlarda fatura konusu malın teslim edilmediğini, hizmete ilişkin düzenlenen faturalarda ise taahhüt edilen hizmetlerin davacı tarafından sunulmadığını, alacak likit olmadığı için icra inkâr tazminatının reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacı ve davalının e-fatura ve e- defter mükellefi olduğu, taraf kayıtlarında yapılan inceleme sonucunda davacı tarafından gönderilen faturaların davalı tarafından onaylandığı, davacının kendi kayıtlarında davalıdan 127.933,35 USD ve 435,63 TL alacaklı gözüktüğü, davalının da kendi kayıtlarında davacıya 107.493,53 USD ve 1.494,31 TL borçlu olduğu, taraf kayıtlarındaki arasındaki farkın farklı tarihlerde yapılan kur çeviri farkı ile davalının 26.11.2015 tarihli 658,44 USD bedelli faturasının davacıda kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, davacı ve davalının kayıtlarında yer alan kur çeviri farkının 19.781,36 USD olduğu, davalının kayıtlarında yer alan 107.493,53 USD ile kur çeviri farkı olan 19.781,36 USD ile davacının kayıtlarında yer almayan 658,44 USD toplanarak davalının kayıtlarında 127.933,33 USD borçlu gözüktüğü ve davacı ile davalı kayıtlarının birbirini doğruladığı gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin 127.933,35 USD ve 435,63 TL üzerinden devamına, 127.933,35 USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca faiz, 435,63 TL asıl alacağa yasal faiz uygulanmasına, likit alacağa haksız itiraz edildiğinden, kabul edilen toplam alacak miktarı olan 127.933,35 USD'nin takip tarihi 07.06.2017 itibariyle 3.5289 TL kur üzerinden 451.463,99 TL ve 435,63 TL olmak üzere toplam 451.899,62 TL'nin %20'si oranında 90.379,62 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak davalının bakiyesi olan 107.493,53 USD ile kur değerlerinden kaynaklanan farklılıkdan kaynaklandığı tesbit olunan 19.781,36 USD toplandığında; 127.274,89 USD ve bu tutara davacı yanın kayıtlarında yer almayan davalıya ait 26.11.2015 tarihli fatura tutarı olan 658,44 USD eklendiğinde 127.933,33 USD olan davacı alacak tutarına ulaşıldığı belirlenmiş ise de 658,44 USD bedelli davalı faturası davacı defter ve kayıtlarında yer almadığı halde davacı ticari defterlerindeki bakiye alacağın 127.933,35 USD olduğunun kabulünün doğru olmadığı, 658,44 USD bedelli faturanın, alacak toplamından düşülmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, davalının itirazın kısmen iptaline, takibin 127.274,89 USD ve 435,63 TL üzerinden devamına,127.274,89 USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca faiz, 435,63 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek devamına, fazla istemin reddine, %20 oranda hesaplanan 89.915,19 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2.Davacının ticari defterlerine göre, davacı takip tarihi itibariyle davalıdan 127.933,35 USD alacaklı iken, davalı defterlerine göre ise takip tarihi itibariyle davalının davacıya olan borcu 107.493,53 USD'dir. Oysa tarafların ticari defterlerinde, davalı yanın ticari defterlerinde kayıtlı olmakla birlikte davacı yanın ticari defterlerinde kayıtlı olmayan 658,44 USD fatura dışında fatura uyuşmazlığı bulunmamaktadır. Taraf ticari defterlerinden saptanan alacak bakiyeleri arasındaki farkın tek başına sözü edilen fatura ile izah edilemeyeceği aşikar olup bilirkişi ek raporuna göre, alacak bakiyeleri arasındaki fark, tarafların yabancı para cinsinden hesapları 2016 yılında farklı tarihlerde farklı kur üzerinden TL'ye çevirmelerinden kaynaklanmaktadır. Raporda, davacının bilirkişi raporunda belirtilen tutarları 3,6378 TL sabit kur üzerinden davalının ise 2,9639 TL sabit kur üzerinden TL'ye çevirdiği saptanmış olup yapılan hesaplamayla da alacak bakiyeleri arasındaki farkın bu nedenle meydana geldiği açıklanıp gösterilmiştir. Ancak dosya kapsamında, taraflar arasında USD cinsinden faturaların sabit bir kur üzerinden TL'ye çevrileceğine dair bir sözleşme bulunmadığı gibi taraflarca böyle bir sözleşmenin yahut teamülün varlığı da iddia edilmemiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden tarafların hangi gerekçelerle ve neye dayanarak raporda belirtilen sabit kurları esas aldıkları anlaşılamamakta olup hükme esas alınan bilirkişi raporunda da bu hususta denetime elverişli bir değerlendirme bulunmamaktadır.
3.İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, davacının ticari defterlerinden saptanan alacak baz alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, davacının ticari defterlerinin davalının defterlerine nazaran neden daha muteber kabul edildiği, davacının USD cinsinden hesapları 3,6378 TL sabit kur üzerinden TL'ye çevirmekte neden haklı olduğu keza davalının 2,9639 TL sabit kurunu baz almakta neden haksız olduğu hususlarında bir değerlendirme yapılmamış ve herhangi bir gerekçe ortaya konulmamıştır.
4.Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, hakimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde taraflardan hangi gerekçeyle raporda belirtilen sabit kurları baz aldıkları sorulup bu hususta denetime elverişli bir bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 24.09.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.