Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4728 E. 2024/6896 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4728
- Karar No
- 2024/6896
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/442 Esas, 2023/822 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/347 E., 2020/660 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı şirketin 3.200/20.000 pay sahibi olduğunu, davalı şirkette %16 payı bulunduğunu, davaya konu, davalı şirketin 10.06.2019 tarihinde yapılan 2018 yılına ilişkin olağan genel kurulu toplantısının 1-2 no.lu maddesinde özel denetçi atanması hususundaki talebin, genel kurulun ilanlı olduğu, genel kurula böyle bir çağrının resmi kanalla yapılmadığından reddi gerekir denilmek suretiyle haksız ve dürüstlük kuralına aykırı olacak şekilde reddedildiğini, dava konusu yapılan genel kurul toplantısının 6, 7 ve 8 no.lu maddelerinde faaliyet raporları ve gelir gider tabloları ile bilançonun oy çokluğu ile kabulüne karar verildiğini, oysa genel kurul toplantısına sunulan bilançonun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca taşıması gereken zorunlu bilgileri içermediğini, şirket müdürünün genel kurul toplantısından en az 15 gün önce ortakların incelemesine arz etmekle yükümlü olduğunu, genel kurul toplantısına sunulacak faaliyet raporunun bilanço açıklayıcı, zarar var ise nedeni ve yasaya uygun şekilde olması gerektiğini, ayrıca sunulan bilançonun, yasal düzenlemelere aykırı olduğu gibi açıklayıcı nitelikte olmadığını, söz konusu bilançoda açıklama ve gelir tablosu dipnotları bulunmadığını, bu nedenle bilançoya ve faaliyet raporunun kabulüne ilişkin kararın iptal edilmesi gerektiğini, dava konusu yapılan tutanağın 9. maddesinde yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı oylama yapılarak ibra edildiğini ve birbirlerinin ibrasında oy kullandıklarını, söz konusu yasal düzenleme uyarınca şirket müdürünün kendi ibrasında oy kullanması mümkün olmamasına rağmen oy kullandığı ve bu şekilde kanuna aykırı bir şekilde karar alınmasının sağlandığını, yönetim kurulu üyelerinin ibrası için ayrı ayrı karar alınacaksa ibra edilecek üye dışında kalan diğer üyelerin müteselsil sorumluluk gereğince oy hakkından yoksun olduğunu iddia ederek davalı şirketin olağan genel kurul toplantısında alınan 1-2, 6, 7, 8 ve 9 no.lu maddelerin iptallerine, şirkete en az 3 kişiden oluşacak özel denetçinin atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının gündemin 1-2 maddesinde özel denetçi atanması için gündeme madde konulması yönündeki talebinin yer aldığını, davacının bilgi alma ve inceleme hakkını kullanmadan bunlara ilişkin prosedürlerin oluşmasını beklemeden ve özel denetçi atanması istemini belirli bir olaya hasretmeden, bu hakkı kullanmaya kalktığı için, bu yöndeki talebinin reddi gerektiğini, davacının bilanço ve ekleri ile faaliyet raporunun 15 gün öncesi, ortakların incelemesine hazır bulundurulması gerektiğini belirttiğini, bunların, şirket merkezinde incelemeye sunulmadığını iddia eden davacının ispat yükü ile yükümlü olduğunu, söz konusu maddelere ilişkin olarak alınan kararın iptalini isterken, bilanço ve ekleri ile yönetim faaliyet raporunun yeterli açıklıkta olmadığını beyan ettiğini, nelerin muhalefet konusunu oluşturduğunu belirtmeden ve şirket yetkililerine açıklama olanağı vermeden, söz konusu maddeler için kararın iptalini istemenin, yasaya uygun olmadığı gibi adil de olmadığını, davacının yönetim kurulunun ibrasına ilişkin gündem maddesine ilişkin olarak alınmış olan kararın da iptalini istediğini, yeni 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda, eski yasada olduğu gibi kusur sorumluluğunu benimsemesinin yanında farklılaştırılmış teselsül ilkesinin de benimsediğini, her bir yönetim kurulu üyesinin sorumluluğunun ayrı ayrı belirlenmesini emrettiğini, yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibralarının yeni 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun açısından doğru bir yaklaşım olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davalının davacı şirkette %16 pay sahibi olduğu, davalı şirketin 2018 yılına ilişkin olağan genel kurulunun 10.06.2019 tarihinde yapıldığı,davacının vekili aracılığıyla anılan genel kurula katıldığı, dava konusu edilen tüm kararlara karşı davacı vekilinin karşı oy kullandığı ve alınan tüm kararlara muhalefetini tutanağa geçirdiği, bu kapsamda davacının eldeki davayı açması için gereken dava şartının gerçekleştiği, davalı şirketin 2018 yılı faaliyet raporunun onaylanmasına ilişkin 6 nolu gündem maddesinde faaliyet raporunun onaylanmasına karar verilmişse de, söz konusu faaliyet raporunun yasada sayılan hususları içermediği gibi anonim şirketlerin genel kurul toplantılarının usul ve esasları ile bu toplantılarda bulunacak bakanlık temsilcileri hakkındaki yönetmelikte faaliyet raporunun onaylanması değil okunup müzakeresi hususu düzenlenmiş olup, bu hükümler gözetildiğinde faaliyet raporunun onaylanması yasal mevzuata aykırı olduğu; dava konusu edilen 8 nolu karar ile faaliyet raporu ve mali tabloların ibrasına karar verilmiş ise de, bu kararın herhangi bir yasal dayanağı olmayıp ibra kişilere yönelik yapılması gereken bir husus olduğundan ve bu karar dolaylı olarak yönetim kurulunun ibrasına yola açabileceğinden bu gündem maddesi ile alınan kararın da yasaya aykırı olduğu; yine dava konusu edilen 9 nolu karar ile yönetim kurulunun ibrasına karar verilmiş ise de, TTK'nun 436/2 maddesinde şirket yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan ... oy haklarını kullanamayacaklarının öngörüldüğü, dava konusu genel kurulda yönetim kurulu üyeleri ayrı ayrı oylama yapılarak ibra edildiği ve yönetim kurulu üyelerinin birbirinin ibrasında oy kullandıkları, anılan genel kurulda davacı ibra oylamasında 3200 paylı oyla karşı oy kullandığı ve tüm yönetim kurulu üyeleri dışında yasaya uygun olarak 1500 paylı oy ise ibra lehine oy kullanıldığı dikkate alındığında yönetim kurulu üyelerinin ibrasının söz konusu olmadığı anlaşıldığından bu gündem maddesi ile alınan kararın iptalinin gerektiği; her ne kadar 1-2 ve 7 gündem maddeli kararların iptali istenmişse de, bilgi alma hakkı kullanılmadan genel kurulda özel denetçi atanmasının talep edilmesinin yasaya uygun olmadığı, bu kapsamda davacı talebinin genel kurulda red edilmesinin yasaya uygun olduğu, 7 nolu gündem maddesini oluşturan gelir gider tabloları ve bilançonun TTK'nın 514 ve 515 maddelerine uygun olarak hazırlandığı gibi şirket kayıtlarına da uygun olarak hazırlandığı, bunun onaylanmasının da yasa, ana sözleşme ve iyi niyet kurallarına uygun bulunduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin bu gündem maddeli taleplerinin ise reddinin gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 10.06.2019 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 6, 8 ve 9 numaralı gündem maddeli kararların iptaline, davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davalı şirketin 10.06.2019 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 1-2. maddesinin görüşülmesi sırasında şirketin özel denetime tabi tutulması talebinin reddine karar verilmiştir. 6102 sayılı TTK’nın 438. maddesi uyarınca azlığın özel denetim talebi genel kurulca reddedilirse 3 ay içerisinde ilgililerce şirket merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesine başvurmak suretiyle özel denetçi atanmasını istemesi mümkündür. Bu itibarla davacı yanın özel denetime ilişkin talebin reddine yönelik genel kurulun 1-2 no'lu gündem maddesindeki kararına karşı azlığın iptal davası açmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. (Emsal mahiyette Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 29.06.2021 Tarih ve 2019/4620 Esas 2021/5396 Karar sayılı içtihatı). Öte yandan, bilirkişi raporu tespit edildiği üzere 7 nolu gündem maddesini oluşturan gelir gider tabloları ve bilançonun TTK'nın 514 ve 515 maddelerine ve şirket kayıtlarına da uygun olarak hazırlandığından bunun onaylanması yasa, ana sözleşme ve iyi niyet kurallarına uygun bulunduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, anonim şirket olağan genel kurulunda alınan kararların iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin genel kurul kararında karar nisabının bulunmaması halinde alınan genel kurul kararının yok hükmünde olacağı mahkemece yokluğun tespitine karar verilmesi gerekirken iptali yönünde hüküm kurulması doğru olmamakla birlikte somut olay bakımında sonuca etkili olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına, 30.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.