Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4359 E. 2024/6431 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4359
Karar No
2024/6431
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/385 Esas, 2023/848 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/821 E., 2021/498 K. Taraflar arasındaki asıl ve birleşen itirazın iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın asıl ve birleşen davalar taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, asıl dava yönünden temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile asıl borçlu ... arasında akdedilen 14.05.2014 tarihli kredi genel sözleşmesini davalı ...'ün 500.000,00 TL asıl alacak limitli olarak müşterek borçlu mütesilsil kefil sıfatıyla imzaladığını, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi üzerine Konya 5.İcra Müdürlüğünün 2017/9087 sayılı dosyasına kayden başlatılan icra takibine davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada; davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile asıl borçlu ... arasında akdedilen 14.05.2014 tarihli kredi genel sözleşmesini davalı ...'ün 500.000,00 TL asıl alacak limitli olarak müşterek borçlu mütesilsil kefil sıfatıyla imzaladığını, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi üzerine Konya 5.İcra Dairesinin 2017/10367 sayılı dosyasına kayden başlatılan icra takibine davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kefaletinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583 ve584 üncü maddelerine aykırı olduğunu savunarak, davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. Birleşen davada, davalı vekili, asıl davaya ilişkin savunmasını yineleyerek davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacı vekilinin 15.06.2021 tarihli dilekçesi ile davaya konu icra takip dosyası alacağının 31.05.2021 tarihinde asıl kredi borçlusu ...'ün davacı bankaya yaptığı ödeme ile haricen tahsil edildiğini, bu sebeple davanın konusuz kaldığını beyan ettiği, dilekçe ekinde T.Vakıflar Bankası T.A.O.'nun 31.05.2021 işlem tarihli ödemeye ilişkin banka dekontunun dosyaya sunulduğu, davadan sonra borç ödendiğinden asıl ve birleşen davaların konusuz kaldığı, davalının müteselsil kefaletinin, bilirkişi yazı incelemesindeki tespitlere göre, 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesinde düzenlenen şekil şartlarına uygun olmadığından geçerli olmadığı, aksinin davacı tarafından ispatlanamadığı, asıl ve birleşen dosyada davacının takip yapmakta haksız olduğu ancak kötü niyetli olduğunun davalı tarafından ispatlanamadığı, tazminat talebinin şartlarının oluşmadığı, davacı tarafça haksız olarak dava açıldığından yargılama gideri ve vekâlet ücretinden davacının sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunda kefalet sözleşmesindeki yazıların davalı kefil ...'ün eli ürünü olmadığının kesin şekilde tespit edildiğinin bildirildiği, bu nedenle kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı, takip haksız ise de kefalet sözleşmesinin şekli şartlarının bulunmaması nedeniyle davacının kötü niyetli hareket ettiği kabul edilemeyeceğinden davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen davalar genel kredi sözleşmesine istinaden başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali taleplerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 352, 362, 366, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi. 3.6098 sayılı Kanun'un 583 vd maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre birleşen davanın değeri 1.440,00 TL olup, hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilip de taraflarca temyize konu edilen hususların toplam miktarı da bu dava değerine ilişkin olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından, birleşen davaya yönelik olarak taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Asıl davada, davacı vekilinin dava dışı asıl borçlu tarafından icra takip dosyası alacağının ödeme ile tahsil edildiği bu sebeple davanın konusuz kaldığı beyanına göre davadan sonra borç ödendiğinden bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmişse de, dosya evrakına göre davaya dayanak icra takibinin derdest olduğu, davalının kredi sözleşmesindeki kefaletinin 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesine göre geçerli olmadığının sabit olduğu dikkate alınarak davanın esastan reddi gerekirken davacı talebine dayanılarak, konusuz kaldığından bahisle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi doğru olmamış, hükmün asıl davada davalı yararına bozulması gerekmiştir. 3.Bozma sebebine göre asıl davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle tarafların birleşen dosyaya yönelik temyiz istemlerinin MİKTARDAN REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl dosyada davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin asıl dosyaya yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, 16.09.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4359, K. 2024/6431, T. 16.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-4359-e-2024-6431-k-7235e83091a3