Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4202 E. 2023/4610 K. – Şirket İhyası
Konu: Şirket İhyası
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4202
- Karar No
- 2023/4610
- Karar Tarihi
- Konu
- Şirket İhyası
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/414 Esas, 2023/590 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/355 E., 2022/424 K. Taraflar arasındaki şirket ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı Kurum temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekili ve davalı Kurum temsilcisinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı Kurum temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili kurum sigortalılarından Süleyman Bir'in geçirdiği trafik kazası nedeniyle malul kaldığını, bu nedenle müvekkili tarafından sigortalı hak sahibine gelir bağlandığını, kazanın meydana gelmesinde kusurlu olan işveren Pakyapı İnş. San. Tur. Tic. Ltd. Şti. aleyhine müvekkili kurum zararının tahsiline yönelik olarak Ankara 37. İş Mahkemesi'nin 2021/6 E. sayılı dosyasında dava açtıklarını, yargılama sürecinde ticaret sicilinden terkin edilen şirketin ihyası hususunda dava açmak üzere kendilerine süre verildiğini belirterek söz konusu şirketin ihyasına ve şirkete temsilci atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; ihyası talep edilen şirketin ticaret sicilinden 23.01.2014 tarihinde terkin edildiğini, ihya davasının ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçiçi 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrası gereğince 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmesinden sonra açılması nedeni ile davanın zamanaşımına uğradığını, 30.12.2012 tarih ve 28513 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret sicil Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğin" 5 inci maddesinin d bendi gereğince ticaret sicilinden oda kaydının silinmesi nedeni ile re'sen terkin edildiğini bildirerek davanın öncelikle zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesini, şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi halinde ise, şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı Kurum tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası talep edilen şirketin yasaya aykırı olarak re'sen terkin edildiği, bu nedenle iş bu davanın açılmasına sebebiyet verdiği ve kusurlu olduğu gözetilerek davalının vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinden hukuken sorumlu tutulması gerektiği, davalı şirket tasfiye memurluğu aleyhine açılan davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının d bendi delaleti ile 115 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince taraf ehliyeti yokluğu gerekçesiyle davalı şirket yönünden davanın usulden reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kabulü ile dava konusu şirketin ihyasına, tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Kurum temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket hakkındaki usulden red kararının ve davalı şirkete tasfiye memuru atanmamasının hatalı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı Kurum temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; şirketin son adresine yapılan tebligat ulaşmasa dahi yapılan ilanın 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca yapılmış tebligat sayılacağından ihtarın hukuka uygun olduğunu, dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesindeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, dava tarihi itibarıyla 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının alacağı sebebiyle ihya davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, terkin tarihinde şirketin derdest davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, Mahkemece ihyaya hükmedilirken 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası göz ardı edilerek ek tasfiye kararı verilmeyip tasfiye memuru atanmamasının hukuka aykırı olduğunu, terkinde Kurumun kusuru bulunmadığını, yasadan doğan yasal hasım olduklarını, aleyhlerine yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, aksi kanaat halinde ise ek tasfiye kararı verilerek tasfiye memuru atanmasına, aleyhlerine yargılama giderlerine hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı Kurum tarafından yapılan işlemlerin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine aykırı olarak dosyada yer alan ticaret sicili kayıtlarına göre ihyası istenen şirket halen faal iken davalı ... terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğu, terkin koşullarının oluşmadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince şirkete tasfiye memuru atanmaksızın şirketin ihyasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gibi davalı Kurum'un yargılama giderinden ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına yönelik ilk derece mahkemesi kararının da usul ve yasaya uygun olduğu, ayrıca ihya davalarında ihyası istenen şirkete husumet yöneltilemeyeceğinden Mahkemece davalı şirket hakkındaki davanın usulden reddine karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Kurum temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen nazara alınacak sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı Kurum temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen nazara alınacak sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava şirketin ihyası istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı Kurum temsilcisinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı ...'ne yükletilmesine, Davacıdan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.09.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası gereğince limited şirketin ihyası istemine ilişkindir. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilecekleri düzenlenmiştir. 6102 sayılı Kanun ile fiilen sona ermiş ancak şeklen devam eden ortaklıkların ortadan kaldırılması düşünülmüş olup bu amaçla geçici 7 nci madde ile özel bir düzenleme getirilmiştir. Ayrıca bu hükme dayanılarak "Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Sicil Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ" de çıkarılmıştır. Kanun koyucu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında "ihya" terimini kullanmakla birlikte, hüküm şirket, ortağı veya yetkilisi dışında dava açan 3. kişiler yönünden aynı Kanun'un 547 nci maddesine paralel "ek tasfiye" niteliğindedir. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi, ihyaya (ek tasfiyeye) karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması yönünde bir hüküm içermemekle birlikte aynı Kanun'un 547 nci maddesinde olduğu gibi mahkemece sınırlı olarak ihyaya karar verilmeli ve aynı zamanda tasfiye memuru da atanmalıdır. Zira geçici 7 nci maddenin amacı, kapsamına giren ortaklıkların bir an önce ticaret sicilinden silinmesi ve ihtilafların azaltılmasına yönelik bulunduğundan aksi yöndeki uygulama yasanın amacına aykırıdır. Kaldı ki davacı, terkin edilen şirket, yetkilisi ve ortağı olmayıp 3. kişidir. Talebi, şirketin, aleyhine açılan dava ile sınırlı olup şirketin ek tasfiyesi ile tasfiye memuru atanmasına yöneliktir. Terkin edilen şirketin, hiç terkin edilmemiş gibi ihyasına kadar verilmesinde davacının hukuki yararı bulunmadığı gibi, ek tasfiye talebine rağmen yazılı şekilde şirketin tamamen ihyasına karar verilmesi ile talep de aşılmıştır. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kararın onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne karşıyım.