Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4151 E. 2024/1733 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4151
- Karar No
- 2024/1733
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2023/157 Esas, 2023/304 Karar İHBAR OLUNANLAR : 1.... (TMSF) vekili Avukat ... 2.... (...) vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : HÜKÜM : Dava ret Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin hesap açarak 04.08.1999 tarihinde Yurt Bank A.Ş.'ye para yatırdığını, davacının parasının isteği dışında usulsüz olarak Yurt Security Off Shore Bank Ltd. Şti.ne aktarıldığını, talep etmesine rağmen parasını geri alamadığını ileri sürerek, 18.350,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'i, hak düşürücü süre ve husumet itirazında bulunarak davanın usul ve esastan reddini istemiştir. İhbar olunan TMSF vekili dilekçesinde; yetki, zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunmuş, esastan da davanın reddini savunmuştur. İhbar olunan ... vekili dilekçesinde; müvekkili kurumun TMSF'nin borçlarını üstlenmediğini, zaman aşımı def'i ve husumet itirazlarının olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen Birinci Karar Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesince 06.10.2015 tarih, 2014/198 E. ve 2015/754 K. sayılı karar ile zararın oluşmasında davalının kusurunun olduğunu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir. B. Bozma Kararı Dairemizin 03.10.2017 tarih, 2016/2436 E. ve 2017/4991 K. sayılı kararı ile; dava tarihi olan 29.05.2014 tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (6502 sayılı Kanun) uyarınca tüketici konumunda olan davacı tarafından açılan işbu davada tüketici mahkemelerinin görevli olduğu nazara alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. C. Mahkemece Verilen İkinci Karar Ankara 6. Tükletici Mahkemesinin 12.03.2019 tarih, 2018/407 E. ve 2019/59 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, davacı tarafından davalı bankaya yatırılan 18.350,00 TL'den, 08.09.1999 tarihinde yapılan 33,63 TL, 13.10.1999 tarihinde yapılan 121,98 TL, 17.11.1999 tarihinde yapılan 144,24 TL miktarındaki ödemelerin düşülmesi (mahsup edilmesi) suretiyle, belirtilen alacağın bakiye kısmının 04.08.1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. D. İkinci Bozma Kararı Dairemizin 24.10.2022 tarih, 2019/2081 E. ve 2022/7297 K. sayılı kararı ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 22.04.2022 tarih, 2021/7 E. ve 2022/2 K. sayılı kararı gereğince, mudilerin off shore alacaklarının tahsiline yönelik açtıkları davalarda zamanaşımının başlangıcının tespitinde off shore hesabına aktarma tarihi esas alınarak, daha önceden temyiz incelemesinden geçmiş dosyalar bakımından içtihadı birleştirme kararının, usuli kazanılmış hakkın istisnalarından biri olduğu gözetilerek, zamanaşımına ilişen temyiz itirazları konusunda bir değerlendirme yapılması ve davalı tarafça zamanaşımı hususunda bir temyiz sebebi ileri sürülmemiş olsa dahi, fer'i müdahil tarafından temyiz nedeni olarak getirilmek kaydıyla davalı yönünden zamanaşımı incelemesinin yapılması, dava konusu olay bakımından ceza mahkemesince banka yöneticilerinin eyleminin dolandırıcılık olarak nitelendirildiği gözetilerek uzamış ceza zamanaşımı süresinin bu suça göre belirlenmesi ve uzamış ceza zamanaşımı süresinin 10 yıllık zamanaşımı süresinden kısa olması halinde her halükarda 10 yıllık zamanaşımı süresinin esas alınması, zamanaşımı durduran ve kesen sebeplerden davacı tarafça daha önce açılmış olan bir dava bulunması halinde zamanaşımı süresinin, o davanın kesinleşme tarihinden itibaren 10 yıl olarak kabul edilmesi gerektiği, somut uyuşmazlıkta davacının bankaya 1999 yılında para yatırdığı ve aynı yıl paranın off-shore hesabına aktarıldığı, işbu davanın ise 2014 yılında 10 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığı, bu itibarla davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı gerekçesiyle fer'i müdahil TMSF vekilinin zamanaşımına ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün fer’i müdahil TMSF ile davalı banka yararına bozulmasına karar verilmiştir. E. Mahkemece Verilen Temyize Konu Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak davanın zamanaşımından reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, bozma kararında uzamış ceza zamanaşımı yönünden sadece dolandırıcılık suçuna göre değerlendirme yapıldığını, banka yöneticilerinin zimmet suçundan da ceza aldıklarının dikkate alınmadığını, 765 sayılı Kanun'da yer ... zamanaşımı ile ilgili düzenlemeler dikkate alındığında zimmet suçu açısından uzamış ceza zamanaşımı süresinin 15 yıla tekabül ettiğini, davanın buna göre süresinde olduğunu, İBK'da zaman aşımı başlangıç tarihine yer verilmekle birlikte zamanaşımı süresinin dolması ile ilgili herhangi bir belirleme yapılmadığını, bu hususun Daire tarafından değerlendirilmesi gerektiğini ancak ceza mahkemesi kararının zimmet suçu açısından Daire tarafından tam olarak değerlendirilmediğini, ceza davasında sanık hakkında verilen dolandırıcılık ve zimmet suçu ile ilgili cezaların sonucu ortaya çıkan uzamış ceza zamanaşımının diğer müteselsil borçlular açısından da bağlayıcı olduğunu, temyiz yolunda zamanaşımının fer'i müdahil tarafından ileri sürülmesine göre karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, fer'i müdahilin yanında müdahale ettiği tarafın yerine geçemeyeceğini, ondan bağımsız hareket ... farklı kararlar isteyemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı ...Ş.'nin külli halefi olduğu Yurtbank A.Ş.’de bulunan davacı mevduatının, davacının iradesi fesada uğratılarak off-shore hesabına gönderildiği iddiasına dayalı alacak talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 68, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddeleri. 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Hakkında Kanun'un 57 nci maddesi. 2. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 41, 55 ve 60, 128, 133 maddeleri. 3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 72, 154 maddeleri. 4. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesi, 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun 102 nci maddesi. 5. 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 321, 336 ncı maddeleri. 3.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 22.04.2022 tarih, 2021/7 E. ve 2022/2 K. sayılı kararı. 3. Değerlendirme Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince tüketici mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davalar harçtan muaf olduğundan, davacıdan alınan temyiz başvuru harcı ile temyiz ilam harcının isteği halinde davacıya iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.