Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/3995 E. 2024/6028 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3995
- Karar No
- 2024/6028
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2540 Esas, 2023/778 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/1420 E., 2019/521 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 358.160,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu sözleşmenin ifa yerinin İzmir olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 89 uncu ve 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 50 nci maddeleri gereğince İzmir Mahkemelerinin yetkili olacağını, davalının yetkiye ilişkin itirazının haksız olduğunu, müvekkili bankanın ... Caddesi İzmir Şubesi ile dava dışı ... Tur. İnş. Taah. Mad. San. Tic. Ltd. Şti. arasında 26.09.2012 tarihli ve 2.000.000,00 TL bedelli kredi çerçeve sözleşmesinin imzalandığını, borçlulara bu sözleşme gereğince krediler tahsis edildiğini, davalının sözleşmeyi müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, tüm borçtan ve fer’ilerinden sorumlu olduğunu, kredi borcunun vadesinde ödenmemesi nedeniyle kredi hesaplarının kat edildiğini ve ihtarnamenin borçlulara tebliğ edildiğini, davalının temerrüte düştüğünü, İzmir 24. Noterliği’nden gönderilen 05.03.2014 tarihli ve 07501 yevmiye numaralı ihtarname ile borçlulardan 1.266.038,68 TL nakit ve 869.280,00 TL gayri nakit borçlarını ödemelerinin istendiğini ancak ödeme yapılmadığını, davalının dava dışı borçlu şirketin kullandığı ve kullanacağı tüm kredilere kefil olduğunu, davalı itirazlarının haksız olduğunu belirterek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına, müvekkili yararına %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin emekli memur olduğunu, eşi mutevefa ... ... ...’nın ... Tur. İnş. Taah. Mad. San. Tic. Ltd. Şti.’yi kurduğunu ve kara yolu müteahhitliği yaptığını, müvekkilinin de yasal zorunluluktan dolayı eşinin şirketine ortak olduğunu, 02.03.2010 tarihinde ise şirketteki hisselerini devrederek ayrıldığını, müvekkilinin eşinin ortağı olduğu şirket ile davacı banka arasında 26.09.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşmede müvekkilinin müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatı ile şahsi imzasının alındığını ve davacı bankaya müvekkilinin de kefil olarak imzaladığı 2.000.000,00 TL bedelli senedin kredi karşılığı verildiğini, bu sözleşme gereğince davacı bankanın dava dışı şirkete birtakım krediler kullandırdığını ve 26.09.2012 tarihli genel kredi sözleşmesine dayalı kredilerin herhangi bir temerrüt olmadan düzenli olarak ödenerek sona erdirildiğini, davacı bankanın daha sonra dava dışı şirket ile 18.12.2013 tarihli ve 3.500.000,00 TL limitli yeni bir genel kredi sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmeye dayalı olarak da 3.500.000,00 TL bedelli senedin davacı bankaya verildiğini, bu sözleşmede müvekkilinin herhangi bir kefaletinin bulunmadığını, bu sözleşmeye dayalı kullandırılan kredilerin sonrasında ödenemez hale geldiğini ve davacı bankanın İzmir 24. Noterliği’nin 05.03.2014 tarihli ve 7501 yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesi ile kredi hesabını kat ettiğini, müvekkilinin bu ihtarnameye İzmir 15. Noterliği’nin 14.03.2014 tarihli ve 3999 yevmiye numaralı ihtarı ile itiraz ettiğini, bu nedenle müvekkilinin temerrütünün söz konusu olmadığını, müvekkili hakkında başlatılan takibin haksız olduğunu, davacı bankanın elinde bulundurduğu 2.000.000,00 TL ve 3.500.000,00 TL bedelli iki ayrı teminat senedini Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğü’nün 2014/2178 sayılı dosyasında takibe koyduğunu, takibe konu alacak miktarı 1.256.426,16 TL iken takibe iki ayrı ve bu borç miktarının hayli üzerinde olan senetlerin konu edilmesinin ilginç olduğunu, 3.500.000,00 TL tutarındaki senette müvekkilinin imzası olmadığını ileri sürerek açtıkları Karşıyaka 2. İcra Hukuk Mahkemesi’ndeki 2014/137 Esas ve 2014/325 Karar sayılı takibin iptali davasının kabul edildiğini ve takibin müvekkili yönünden kısmi olarak iptal edildiğini, davacı bankanın dava dışı şirket ile iki adet genel kredi sözleşmesi imzaladığını, aynı borçlularla yeni ve üst limitli bir sözleşme yapılmasının aslında diğer sözleşmenin fiilen sona erdiğini ortaya koyduğunu, dolayısıyla yeni kullandırılan krediler ile müvekkili ile davacı banka arasındaki hukuksal bağın açıkça ortadan kalkmış olduğunu, yeni kullandırılan krediye dayandırılarak eski sözleşmede yer alan kefillerin sorumluluğu yoluna gidilemeyeceğini, davaya konu takipte iki sözleşmeye de dayanıldığını, Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğü’nün 2014/2178 sayılı dosyası ile ilgili menfi tespit davası açma haklarını saklı tuttuklarını belirterek, davanın reddine, müvekkili yararına kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile dava dışı şirket arasında 26.09.2012 tarihli 2.000.000,00 TL bedelli ve 18.12.2013 tarihli 3.500.000,00 TL bedelli iki adet kredi çerçeve sözleşmesinin imzalandığı, davalının 2.000.000,00 TL bedelli sözleşmede 2.000.000,00 TL kefalet limiti ile kefil olarak yer aldığı, bu sözleşmeye dayalı olarak dava dışı asıl borçlu şirkete nakit kredi kullandırıldığı ve gayri nakit kredi açılarak 170.000,00 TL ve 650.000,00 TL bedelli teminat mektupları ile hesabı üzerine çek karnesi verildiği, yine 3.500.000,00 TL bedelli sözleşmeye dayalı olarak nakit krediler kullandırıldığı, davalının 3.500.000,00 TL bedelli sözleşmede imzasının bulunmaması nedeniyle bu sözleşmeye dayalı olarak kredi borcundan dolayı yani bu tarihten sonra kullandırılan kredilerden dolayı sorumluluğunun olmadığı, davalının sadece 26.09.2012 tarihli 2.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi kapsamında sorumlu olduğu, davalının TBK’nın 590. maddesi gereğince 14.03.2014 tarihinde temerrüte düştüğü, 27.02.2014 ihtarname tarihinden sonra 17.03.2014 tarihinde 263.309,57 TL ve 21.03.2017 tarihinde 123.203,87 TL ödeme yapıldığı, davacı vekili tahsilatın kaynağını Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü ile müvekkili banka arasında imzalanan 09.12.2013 tarihli temlik sözleşmesine dayandırmış ise de; temlik sözleşmesinin 19.12.2013 tarihli 3.500.000,00 TL bedelli sözleşmeden önce olması ve ödemelerin ise 2014 tarihli olması edeniyle bu iddianın yerinde görülmediği, ihtarname tarihi itibariyle asıl alacak miktarının 1.266.038,68 TL olduğu, davalının sorumlu olmadığı 40.594,30 TL ve 165.759,15 TL tutarındaki krediler düşüldükten sonra ise ihtarname tarihi itibariyle asıl alacak miktarının 1.059.685,23 TL olduğu, davacı bankanın uyguladığı faizin genel kredi sözleşmesi hükümlerine ve TCMB tebliğlerine uygun olduğu, BSMV yönünden de gider vergisi mükellefi olan davacı bankanın bu vergiyi sözleşme hükmü gereği borçlulara yansıtma yetkisinin olduğu, bu miktar asıl alacak üzerinden yapılan hesaplama sonucunda davalının kefalet imzasının bulunduğu 26.09.2012 tarihli 2.000.000,00 TL bedelli sözleşmeye dayalı olarak kullandırılan kredilerden dolayı davacı bankaya İzmir 28. İcra Müdürlüğü’nün 2014/5234 sayılı dosyasında tahsilinde tekerrür olmamak kaydı ile 703.431,62 TL’si asıl alacak, 33.764,72 TL’si işlemiş faiz, 1.688,24 TL’si BSMV olmak üzere toplam 738.884,57 TL nakit, 820.000,00 TL gayri nakit ve 33.600,00 TL’si otuz adet çek depo sorumluluk tutarı olmak üzere toplam 1.592.484,57 TL borcunun bulunduğu ve bu miktar borca itirazında haksız olduğu anlaşıldığından, davalının bu miktar borca itirazının iptali yönünde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi ek raporuna itiraz dilekçelerinin yerel mahkemece hiçbir şekilde nazara alınmadığını, itirazlarının hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, 09.12.2013 tarihli temlik sözleşmesine göre tahsilata ilişkin mahsup işlemlerinin 18.12.2013 tarihli 3.500.000 TL bedelli kredi sözleşmesinden yapılmış olduğunu, davalarının haklılığı mahkemeye ibraz edilen bilirkişi raporuyla sabit olmasına rağmen yerel mahkemece aksi yönde davanın kısmen kabul kararı verilmesinin usul, yasa ve Yargıtay içtihatlarına açıkça aykırı olduğunu, eksik incelemeyle yasaya aykırı hüküm tesis edildiğini, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın tamamen kabulüne karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece hükme esas alınan 31.10.2018 tarihli asıl rapor ve 11.02.2019 tarihli ek raporların denetime elverişli ve açık olmasına, davacının tahsilatlara dayanak gösterdiği 09.12.2013 tarihli temlik sözleşmesinin 18.12.2013 tarihli 3.500.000 bedelli kredi sözleşmesinden önce olmasına, 6098 sayılı Kanun'un 102 nci maddesi gereğince yapılan tahsilatların muaccel olan borca öncelikle mahsubu gerekeceğinden, mahkemece, icra takibinden önce yapılan tahsilatların davalının kefili olduğu önceki tarihli 26.09.2012 tarihli 2.000.000 bedelli kredi sözleşmesinden mahsup ederek karar verilmiş olmasına, bu hususta hukuka bir aykırılık bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın eksik inceleme sonucu düzenlenmiş olan hatalı bilirkişi ek raporuna dayandığını, temlik sözleşmesinde tahsilata ilişkin mahsup işleminin 18.12.2013 tarihli 3.500.000.-tl bedelli kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredilerden mahsup işlemi yapılacağı hüküm altına alındığını, müvekkil alacaklı bankanın kredili borçlu firma ile kredi çerçeve sözleşmesi akdetme nedeni borçlar yasasında 2012 yılında yapılan yasa değişikliği nedeniyle kredi çerçeve sözleşmesi düzenlenmesi olduğunu, davaya konu icra takibindeki davalı/borçlunun sorumluluk tutarı 2.000.000.-tl tutarındaki genel kredi sözleşme limiti kapsamında kaldığından bilirkişi raporunun aksine davalı/borçlu tüm borçtan sorumlu olduğunu, kefil kredi ilişkisi devam ettiği sürece kefalet limiti kapsamında borçluya kullandırılan tüm kredi borçlarından ve icra takibindeki tüm borçtan ve ferilerinden sorumlu olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesine dayalı alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatılan davalının borca itirazının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.