Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/1800 E. 2024/5838 K. – Tespit
Konu: Tespit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1800
- Karar No
- 2024/5838
- Karar Tarihi
- Konu
- Tespit
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/413 Esas, 2023/30 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2021/309 E., 2021/655K. Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ın diğer şirket ortakları gibi 06.01.2003 tarihinde yapılan sözleşmeye istinaden 13.03.2003 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan 09.01.2003 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararları kabul ettiğini, taraflar arasında evvelce yapılan 12.06.2002 ve 30.08.2002 tarihli sözleşmelerin tüm mündeceratıyla 13.03.2003 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanarak iptal edilmiş olmasına rağmen ...'ın, ...'i mağdur etmek için 06.06.2003 tarihinde İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/756 E. sayılı dosyası ile dava açtığını, alınan kararlara ...'in uymasına rağmen ...'ın uymadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2010/13120 sayılı ilamında kesinleşen İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.02 .2006 tarih ve 2003/756 E., 2006/62 K. sayılı kararıyla ... ... iddialarının gerçeği yansıtmadığı, edimlerini yerine getirmediğinden karşı taraftan edimlerini yerine getirmesini talep edemeyeceği, Kalkınma Bankasından alınan temliknamenin iptalini isteyemeyeceği, senet ve çeklerin iadesine ilişkin karar verdiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2010/13120 E. Sayılı kararıyla, yerel mahkemenin bu kararını onayladığını, diğer taraftan ilamın 7.maddesinde; "06.01.2003 tarihli protokolün 6.maddesi içeriğinden davacı tarafından % 25 payın teminat amaçlı olarak verildiği anlaşılmaktadır. Davalılarca gerekçesi bu yönüyle temyiz edilmeyen kararla davacı borcunun 1.400.000.USD olduğu belirlendiğinden, mahkemece tarafların söz konusu protokolle bir hesaplaşma tarzını da göstermiş olmaları nedeniyle, %25 payın anılan maddede öngörülen her bir payın 60.000.USD hesabıyla değeri belirlendikten sonra, davacının borcu olan 1.400.000.USDnin mahsubundan sonra bakiye kalacak hisselerin davacıya iadesine " karar verdiğini, yerel mahkeme ve Yargıtay kararlarının, davanın açıldığı 2003 tarihi itibariyle olması nedeniyle, ... ... 01.09.2002 tarihi ile 01.01.2004 tarihi arasındaki zaman birimi için ...'e kâr payı borcu olduğunu ilamında belirterek karar verdiğini, gerçekte ise, ...'ın taşınmazı çalışır vaziyette ihya edilmiş 5 yıldızlı otel olarak 01.01.2004 tarihinde teslim edeceğini taahhüt etmesine rağmen, taşınmazı ancak 31.05.2007 tarihinde mahkeme kararıyla icra yoluyla tahliye etmiş olduğunu, 06.01.2003 tarihli sözleşme ile 13.03.2003 tarihli sicil gazetesinde yayınlanan 09.01.2003 tarihli Olağanüstü Toplantıdaki alınan kararlara rağmen, 01.09.2002'den 01.01.2004 tarihine kadar değil, 31.05.2007 tarihine kadar kâr payı ile birlikte cezai şart ve faiz borcu olduğu bir tarafa, davalı ...'ın taşınmazı ihya etmediğini ve sermaye artışını gerçekleştirmediğini, Yargıtay ilamı ile, ...'ın geri alım vefa hakkıyla ...'e vermiş olduğu %25 şirket payından ...'ın kâr payı mahsup edildikten sonra ...'in ...'a hisse iade etmesine karar verildiğini, 06.01.2003 tarihli sözleşme nedeniyle 13.03.2003 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan 09.01.2003 tarihli olağanüstü toplantıda alınan kararlara istinaden, ...'ın taşınmazı 01.01.2004 tarihinde tahliye edeceğini, buna karşılık ...'e 1.400.000,00USD kâr payı vereceğini, taşınmazı 5 yıldızlı çalışır ihya edilmiş otel olarak teslim edeceğini, sermaye artışı yapacağını taahhüt etmesine, bu nedenlerle ancak 31.05.2007 tarihinde mahkeme kararıyla icra yoluyla zorla tahliye edildiğinden Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2010/13120 E. Sayılı ilamının 7. maddesinde belirtildiği üzere davalının kâr payı borcunun sadece 01.09.2002 tarihinden 01.01.2004 tarihine kadar değil, 31.05.2007 tarihine kadar kâr payı ile taşınmazı ihya borcu olduğunu, sermaye artışıyla birlikte diğer edimlerini yerine getirmediğinden ceza ve faiz ödemesi gerektiğini ileri sürerek 06.01.2003 tarihli protokolün 6. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Vefa Hakkının Kendiliğinden Hükümsüz Kaldığının ve bu nedenle ...'ın vefa hakkıyla verdiği %25 şirket payını talep etme hakkı olmadığının tespitine, 06.01.2003 tarihli sözleşme nedeniyle,13.03.2003 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan 09.01.2003 tarihli olağanüstü toplantıda alınan kararlara istinaden ...'ın davacıya borçlu olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; mahkemenin yetkisiz olduğunu, davanın zamanaşımına uğramış olduğunu, söz konusu alacak talebinin kabulünün mümkün olmadığını, davacının ileri sürdüğü iddiaların İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde ileri sürüldüğünden ve bu davada tartışıldığından, iş bu davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, birleştirilmesi talep edilen İstanbul 8. Asliye Tic. Mahk. 2019/618. Esas sayılı dosyasının, 2003 yılında ikame edilen, yerel mahkemenin vermiş olduğu kararların Yargıtayca üç kez bozulduğu, huzurda halen devam eden ve artık karar aşamasına gelmiş alacak davası olduğunu, davacının menfi tespit davası açarak birleştirme veya bekletici mesele yapılması taleplerinde hiçbir hukuki yarar bulunmadığını, tarafları ve konusu aynı olan derdest dava bulunduğundan, iş bu davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı, 06.01.2003 tarihli protokolün 6. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca vefa hakkının kendiliğinden hükümsüz kaldığının ve bu nedenle ...'ın vefa hakkıyla verdiği %25 şirket payını talep etme hakkı olmadığının tespitine, 06.01.2003 tarihli sözleşme nedeniyle,13.03.2003 tarihli 5755 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan 09.01.2003 tarihli olağanüstü toplantıda alınan kararlara istinaden ...'ın davacıya borçlu olduğunun tespitine karar verilmesini talep ettiği, Mahkemenin 2019/618 E. Sayılı dosyası kapsamında 2003 tarihinde açılan ve yaklaşık 18 yıldır devam eden davanın konusu da 06.01.2003 tarihli protokün 6. Maddesi gereğince ... yönünden ...'e verilen % 25 şirket hissesinin geri alım şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkin olduğu, yani davacının bu davada tespit talebinde bulunmuş olduğu hususa ilişkin olarak daha önce açılan ve 18 yıldır devam eden bir dava bulunduğu, yine aynı ticari ilişki ve aynı delillere dayalı olarak dava açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığı, aynı şekilde davacının davalı aleyhine eda davası açarak alacağını talep etme hakkı varken, sadece davalının, davacıya borçlu olduğunun tespitine karar verilmesi şeklindeki müspet tespit davası açmasında da hukuki yararı bulunmadığı, bu nedenlerle, davacı tarafından açılan davanın, hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi ve 115 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;derdest olduğu belirtilen dava ile bu davanın dava sebebinin ve konusunun farklı olduğundan derdestlik bulunmadığını, derdestlik nedeniyle ikinci davanın reddedilebilmesi için her iki davanın taraflarının dava sebeplerinin ve dava konusunun aynı olması gerektiğini, derdest olduğu kabul edilen davada ... 12.6.2002 tarihli ve 30.8.2002 tarihli akitlerin feshine, Akbudak Turizm A.Ş. hisselerinin ... adına hükmen tesciline karar verilmesini talep ettiğini, bu davada derdest olduğu kabul edilen davada dayanmayan 06.01.2003 tarihli sözleşme ve 13.03.2003 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan 09.01.2003 tarihli toplantıda alınan karara dayanıldığını, tespit davasının, eda davasının öncüsü olduğunu davacının, davalı ... Akbudaktan ne kadar alacağı olduğunun bilinmediğini, alacağın tespit edildikten sonra eda davası açılacağını, tespit hükmü ... Akbudaktan olan alacağın tahsili için açacağı eda davasının öncüsü olacağını bu nedenle açılan davada davacının hukuki yararı bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6100 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre, tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasına göre, tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunması gerektiği, maddi vakıaların, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturmayacağı, davacının tespit davası ile istediği hukuki koruma diğer dava çeşitlerinden biri ile sağlanabiliyorsa, o zaman davacının tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/618(eski esas: 2003/756) E. sayılı dosyasında ... tarafından ..., Doctor Trust Turizm İşl. İnş. San. ve Tic. A. Ş. ve Khan Sacha ... ... aleyhine 06.06.2003 tarihide açtığı ve bu dava ile birleşen İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2004/77 E. sayılı dosyasında Doctor Trust Turizm İşl. İnş. San. ve Tic. A. Ş. Aleyhine 15.01.2004 tarihinde davalar açıldığı, bu davalar taraflar arasında düzenlenen protokole dayalı taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin iptali ile geçersizliğin tespiti, bu kapsamda verilen bono ve çeklerin iptali ile anonim şirket pay devrinin iptali ve davacı adına tescili istemlerine ilişkin olduğu, bu dosyada karar verilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.12.2010 Tarih ve 2010/12283 E. , 2010/13120 K. Sayılı kararı ile, diğer bozma sebeplerinin yanında "Taraflar arasında anasözleşme hükmü haline getirilen 06.01.2003 tarihli protokolün 6.maddesi içeriğinden davacı tarafından % 25 payın teminat amaçlı olarak verildiği anlaşılmaktadır. Davalılarca gerekçesi bu yönüyle temyiz edilmeyen kararla davacı borcunun 1.400.000 USD olduğu belirlendiğinden, mahkemece tarafların söz konusu protokolle bir hesaplaşma tarzını da göstermiş olmaları nedeniyle % 25 payın anılan maddede öngörülen her bir payın 60.000 USD hesabıyla değeri belirlendikten sonra davacının borcu olan 1.400.000 USD’nin mahsubundan sonra bakiye kalacak hisselerin davacıya iadesine karar verilmesi gerekirken bu husustada yanlış değerlendirme sonucu hatalı karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle ... lehine bozulduğu, mahkemece bozma sonrası verilen kararlar üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09.12.2014 tarih ve 2014/4201 E, 2014/19353 K. Sayılı ve 27.02.2019 tarih ve 2018/5181 E., 2019/1599 K. sayılı kararlarında aynı gerekçelerin tekrar edildiği, buna göre, davacı ... tarafından açılan eldeki davaya konu %25 hisseye ilişkin İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/618 E. sayılı dosyasında bu hisselerin ...'a iade edilip edilmeyeceği hususunda yargılama yapılmakta olup, ayrı bir dava ile vefa hakkının hükümsüz kaldığının ve ...'ın %25 şirket payını talep etme hakkının bulunmadığının tespitinin ayrı bir dava ile istenmesinde hukuki yararının bulunmadığı, davacı tarafça, 06.01.2003 tarihli sözleşme nedeniyle, 13.03.2003 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan 09.01.2003 tarihli olağanüstü toplantıda alınan kararlara istinaden ...'ın davacıya borçlu olduğunun tespitine karar verilmesinin de dava konusu yapıldığı, talebin niteliğine göre, iddia edilen hakkının güncel (halihazır) bir tehlike altında olduğunun kabulünün mümkün olmadığı, bu kapsamda eda davası açılabilecekken tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı, somut olayda davacının eldeki tespit davasını açmakta hukuki yararının bulunmadığından ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, şirket hisselerini vefa hakkı kapsamında iade yükümlülüğü bulunmadığının ve sözleşme ve alınan kararlar kapsamında alacaklı olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, davacının tespit davası açmasında hukuki yararının bulunup bulunmadığı hususu uyuşmazlık konusudur. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.