Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/1999 E. 2023/5800 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit Ve İpoteğin Fekki

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1999
Karar No
2023/5800
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit Ve İpoteğin Fekki

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1064 Esas, 2021/1606 Karar DAVA TARİHİ : 02.01.2017 HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/398 E., 2019/309 K. Taraflar arasındaki menfi tespit ve ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Bölge Adliye Mahkemesince hüküm altına alınan ve davalı vekili tarafından temyize konu edilen toplam miktar 67.220,13 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkilinin 63 yaşında ve okuma yazma bilmeyen bir ev hanımı olduğunu, müvekkilinin davalı bankaya hiçbir borcu bulunmadığını, ... ...'ın kullanmış olduğu krediye kefil olduğunu, asıl borçlunun borcunu ödememesi üzerine müvekkilinin davalı bankaca arandığını, ipotekli evinin satılacağı endişesi ile asıl borçluya ait kredi borcunun tamamının müvekkili tarafından ödenerek kapatıldığını, yapılan ödeme sonrasında taşınmaz üzendeki ipoteğin fekki için müvekkilinin davalı bankaya başvurduğunu ancak, banka çalışanları tarafından müvekkilinin oyalandığını, borcun kapatılmasına rağmen müvekkiline ait taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmadığını, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığını, müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, takipten ve adına kayıtlı taşınmaz üzerindeki ipotek nedeniyle herhangi bir borcunun olmadığının tespiti ile takibin iptaline ve ipoteğin fekkine karar verilmesine, haksız ve kötü niyetli alacak talebi nedeniyle takip tutarının %20'sinden az olmamak üzere tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı banka vekili cevap dilekçesinde; davanın hukuki dayanağının olmadığını, davacının kendi isteği ve rızası ile tapuda müvekkili banka lehine 195.000,00 TL'lik ipotek tesis ettirdiğini bildirerek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacıya yönelik borcun kaynağının 04.02.2015 tarihli ipotek senedi olduğu, senedin 1 inci maddesinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olduğu, ipotek sözleşmesi içerisinde yapılan borcun üstlenilmesi taahhüdünün, ipotek sözleşmesinin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olduğu, bu haliyle genel işlem koşulu niteliğini taşıdığı ve dolayısıyla davacının takip dosyasına konu borçtan dolayı sorumlu tutulamayacağı, davacının, aynı zamanda gelini olan dava dışı ... ... ile davalı ...Ş. Ostim Şubesi arasında akdedilen 04.02.2015 tarihli 150.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak maliki olduğu Ankara İli, ... İlçesi, ... Mahallesi 1456 ada 5 parselde kain 10 numaralı bağımsız bölüm üzerine yine 04.02.2015 tarihinde davalı banka lehine 1. derecede ve 195.000,00 TL bedelli ipotek tesis ettiği, bu sözleşmeye istinaden ... ...'a kullandırılan kredi borcunun da bizzat davacı tarafından gerekli ödemeler yapılarak kapatıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının takip dosyasına konu alacak nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacıya ait bağımsız bölüm üzerinde davalı banka lehine tesis edilen ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dışı ... ...'ın müvekkili bankadan ticari kredi kullanmış ve söz konusu ticari kredi borcu ödenmiş olmakla birlikte ... ...'ın eski eşi ... ...'un müvekkili bankadan kullanmış olduğu ticari kredilere de müşterek müteselsil borçlu ve kefil olduğunu, davacının müvekkil banka lehine tesis ettirdiği 195.000,00 TL'lik ipoteğin ... ...'ın müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı ve imzalayacağı kredi sözleşmelerinden kaynaklanacak tüm doğmuş ve doğacak borçlarını da kapsadığını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğunu, bu kararlardan da anlaşılacağı üzere ipoteğin kefaleti de kapsar ve ipotek sorumluluğu kefalet borcu ödenene kadar devam edeceğini, 6098 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ipotek resmi senetlerinde uygulanmasının hukuken mümkün olmadığını, ... tarafından söz konusu ipotek belgeleri imzalanırken iradesinin sakatlanmasının da söz konusu olmadığını, müvekkili bankanın ipoteğinden sonra gelmek üzere yine gayrimenkulü üzerinde 2. derecede ayrı bir ipotek daha tesis ettirdiğini, bu nedenlerle genel işlem şartlarının varlığının kabulünün hukuken mümkün olmadığını, ...'ın ödediği miktarın yalnızca 17.500,00 TL olup, ödemeye ilişkin dekontlar mahkemeye sunulduğunu ve bilirkişi incelemesi yapılması talep edilmesine rağmen mahkemece herhangi bir inceleme yapılmadığını bildirerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya içerisinde yer alan 02.10.2015 tarihli hesap kat ihtarı davalı banka tarafından davacı ve diğer borçlulara gönderilmiş olmakla birlikte hesap kat ihtarı içeriğinde ihtarnamenin dava dışı ... ... lehine kullandırılan kredilerin ödenmemesi nedeniyle keşide edildiği açıklanmış, davacının ... ...'ın kullandığı kredilerin teminatını teşkil etmek üzere ipotek tesis etmesi nedeniyle kredi borcundan sorumlu olduğu belirtilmiş, davacının ... ...'ın dava dışı ... ...'a kefaletinden kaynaklanan borçları olduğuna dair herhangi bir açıklamaya yer verilmemiş olduğu, dava konusu ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip dosyasına sunulan 08.09.2015 tarihli hesap kat ihtarnamesinin ise, dava dışı ... ... ve ... ...'a hitaplı olarak keşide edildiği, davacının bu ihtarnamede herhangi bir sıfatla yer almadığı gibi ihtarname içeriğinde de davacının, ... ...'ın ... ...'un kredi borcuna kefaleti nedeniyle ipotek veren sıfatıyla sorumlu olduğuna dair herhangi bir açıklamaya yer verilmediği ve söz konusu ihtarnamenin davacıya tebliğ de edilmediği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 887 nci maddesi uyarınca borçtan şahsen sorumlu olmayan ipotekli taşınmaz maliki davacı ...'a karşı davalı alacaklı bankanın ödeme isteminin etkili olması, bu istemin hem dava dışı asıl borçlu ... ...'a, hem müteselsil kefil ... ...'a hem de davacı ipotek borçlusu ...'a yapılmış olmasına bağlı olduğu, takip şartının gerçekleşmediğinden davalı bankanın dava konusu icra takibi ile davacıdan alacak talebinde bulunamayacağı, bu nedenle icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiği, davalı bankanın, dava dışı ... ...'dan, yine dava dışı ... ...'un kredi borçlarına müteselsil kefaleti nedeniyle dava tarihi itibariyle toplam 65.126,25 TL alacaklı olduğu, davalı bankanın dava dışı ... ...'dan 04.02.2015 tarihli ipotek akit tablosunun "Sözleşme Şartları" başlıklı 1. maddesindeki düzenleme nedeniyle müteselsil kefil sıfatıyla alacaklı olması karşısında işbu dava tarihi itibariyle 4721 sayılı Kanun'un 883 üncü maddesindeki ipoteğin fekki koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, ipoteğin fekki talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ipotek senedinin geçerli olup olmadığı hakkında hiçbir değerlendirme yapılmaksızın karar verildiğini, müvekkilin taraf olduğu ipotek senedinin bir garanti sözleşmesi niteliğinde olduğuna ve hükümsüz olduğuna ilişkin iddialarının irdelenmediğini, müvekkili sınırsız ve süresiz borç altına alan genel işlem şartı ve haksız şart niteliğindeki sözleşme hükümlerinin müvekkil ile müzakere edilip edilmediği yönünde araştırma yapılmadığını, Dairece yalnızca ipotek akit tablosunun 1 no.lu maddesi gerekçe gösterilerek ipoteğin fekki isteminin reddine karar verilmesinin açıkça usul ve yasalara aykırılık teşkil ettiği, İlk Derece Mahkemesinde alınan rapor ile bölge adliye mahkemesince alınan rapor arasında çelişki olduğunu, borcun asaleten/kefaleten olmasının önemi bulunmadığı bu sebeple 6098 sayılı Kanun 21 inc, maddesi anlamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesinde de isabet bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı Kanun'un 72 inci maddesi, 4721 sayılı Kanun'un 887 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/1999, K. 2023/5800, T. 12.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2022-1999-e-2023-5800-k-1dd6efcb4f40