Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/844 E. 2024/8832 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/844
- Karar No
- 2024/8832
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI :2021/1594 Esas, 2023/1419 Karar HÜKÜM :Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2020/225 E., 2021/133 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin "..." ibaresinden oluşturulan “...” ibareli markanın sahibi olduğunu, markanın yoğun kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını, tanınmış marka olduğunu, bu markaya dayalı olarak davalı şirket başvurusuna ve “...” ibareli markasına itiraz ettiklerini, itirazın davalı kurum kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa başvurunun müvekkili markasına ayırt edilemeyecek derecede benzediğini, emtia benzerliğinin de gerçekleştiğini, başvurunun iltibasa sebebiyet vereceğini, müvekkili şirketin “...” ibareli seri markalara sahip olduğunu, aynı sınıfta tescil edilmek istenen davalı markasının müvekkili şirkete ait seri markalara benzerliği sebebiyle seri markaların devamı olarak algılanacağını, davalı tarafın müvekkili şirkete ait tanınmış markadan faydalanmaya çalıştığını, başvuruya ayırt edicilik kazandırılmadığını, tüketicilerin davalı şirket ile müvekkili şirket arasında idari/organik/ekonomik işbirliği olduğunu düşüneceklerini, davalı şirketin markayı müvekkili şirketin izni ile kullandığı algısının oluşacağını, bu sebeple davalı şirketten hizmet satın alınması halinde müvekkili şirketin gelir kaybına uğrama ve imaj zedelenmesi tehlikesinin oluşacağını, başvurunun, tescili halinde marka hakkına tecavüzün yanı sıra haksız rekabete sebebiyet vereceğini ve kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) 2020-M-5576 sayılı kararının iptaline ve dava konusu 2019/24501 sayılı markanın tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1-Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, davacı markasının herhangi bir ayırt edici özelliğe sahip olmadığını, müvekkili şirkete ait markanın ise kelime, renk ve şekil unsurlarından oluştuğunu, özgün bir yapıya sahip olduğunu, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan büyük farklılıklar olduğunu, müvekkili şirket markasının “W” harfi ile, davacı markasının ise “G” harfi ile başladığını, markalar arasında iltibasa yol açacak bir benzerlik bulunmadığını, taraf markalarının kısa markalar olduğunu, kısa markalarda küçük farklılıkların ayırt ediciliği sağladığını, “...” ibaresini marka olarak kullanmasındaki sebebin şirket sahibinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmadan önce Suriye’de kullandığı isminin Wasim Dabbah olmasından kaynaklandığını, bu durumun müvekkilinin kötü niyetli olmadığını gösterdiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2-Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, taraf markaları arasında emtia benzerliği şartının kısmen gerçekleştiği, markalar bir bütün olarak karşılaştırıldığında, görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, her iki markanın da kısa olarak nitelendirilebilecek markalar oldukları, davacı markasının ayırt edici unsurunun bir bütün halinde "..." ibaresinden oluştuğu, dava konusu markanın da bir bütün halinde stilize şekilde yazılmış "..." ibaresinden oluştuğu, markaların başlangıcını oluşturan harflerin farklı olduğu, makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin markaları bir bütün halinde algılandıkları ve markaların başlangıç kısımlarına diğer kısımlarına nazaran daha çok dikkat ettikleri, markaların başlangıç harflerinin farklı olmasının söz konusu ortalama tüketici kesimi nezdinde iltibas tehlikesini bertaraf ettiği, karşılaştırılan markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, tanınmışlığın ispatlanamadığı, davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut delil ileri sürülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 10.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.