Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/1881 E. 2023/5542 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1881
Karar No
2023/5542
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2405 Esas, 2021/1807 Karar DAVA TARİHİ : 12.02.2018 HÜKÜM : Davanın usulden reddi ( Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle) İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/161 E., 2019/881K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin başvurusunun usulen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın usulden reddine, davacı vekilinin konusuz kalan başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında makine satışına ilişkin anlaşmaya varıldığını ve müvekkilince davalıya 17.436,00 USD avans ödemesi yapıldığını ancak davalının sözleşmeye konu ürünü teslim etmediği gibi aldığı avansı da iade etmediğini, müvekkilinin söz konusu avansın iadesi için davalı aleyhine başlattığı ilamsız icra takibinin davalının İcra Dairesinin yetkisine ve borca yaptığı itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu icra takibinin yetkisiz İcra Dairesinde başlatıldığını, İzmir İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, talebin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin davacıdan almış olduğu ödemenin avans ödemesi olmadığını, anlaşma uyarınca proforma faturayı kestiğini, ticari teamüller gereği ücretin %40’ını aldıktan sonra imalatını yaptığını ancak bakiyesini alamadığı için makineleri teslim etmediğini, davacının edimini yerine getirmesi halinde müvekkilinin teslime hazır olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında, davacının davalıya avans ödemesi yaptığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, davalı yanca, davacının alıcı temerrütüne düşüp malı teslim almaktan imtina ettiğinin savunulduğu, bu husustaki ispat külfetinin davalıda olduğu ancak davalının bu iddiasını ispata yarar herhangi bir delil sunamadığı, bu nedenle asıl alacak talebinin haklı olduğu, davacı yanca, takipte işlemiş faiz de talep edilmiş ise de davalının takipten önce temerrüte düştüğünün ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takibe vaki itirazın asıl alacak bakımından iptaline, icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; USD yerine TL üzerinden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin işlemiş faiz ve kur farkı taleplerinin reddinin doğru olmadığını, müvekkili seçimlik hakkını fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ödeme yapılması yönünden kullandığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; talebin zamanaşımına uğradığını, dayandıkları deliller toplanmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini, müvekkilinin davacıya defalarca bakiye satış bedelini ödemesi için ihtarda bulunduğunu ancak davacının buna rağmen malı teslim almadığını ve koşulları oluşmadığı halde icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın iptali davalarında, yetkili İcra Dairesinde takip yapılmasının dava şartı olup bu durumun yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince, davalının İcra Dairesinin yetkisine yaptığı itirazın reddine karar verilmiş ise de bu hususta herhangi bir gerekçe ortaya konulmadığı, yetkili İcra Dairesinin, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 50 nci maddesinin yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) yetkiye ilişkin hükümleri gözetilerek belirlenmesi gerektiği, 6100 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesine göre genel yetkili mahkemenin davalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesi olduğu, bununla birlikte aynı Kanun'un 10 uncu maddesi uyarınca sözleşmeden doğan davaların, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği, sözleşmenin ifa edileceği yerin ise, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 89 uncu maddesine göre tespit edilmesi gerektiği, buna göre, borcun ifa yerinin, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirleneceği, davalının ikametgahının Bornova/İzmir olduğu, dosya kapsamında mevcut proforma faturaya göre malın fabrikada yani Bornova/İzmirde teslim edileceği, davacının faturaya yönelik bir itirazı olmadığı, davanın, karşılıklı edimler içeren mal satım sözleşmesinden kaynaklandığı, iş bu davada davalının mal teslimi edimini yerine getirmediği iddiasıyla ödenen tutarın iadesi istendiğine ve mal teslimi edimine ilişkin ifa yeri İzmir olduğuna göre İzmir İcra Dairelerinin yetkili olduğu, takibin yapıldığı Küçükçekmece İcra Dairelerini yetkili kılacak bir durumun ise söz konusu olmadığı, buna göre seçim hakkı kendisine geçen davalının yetki itirazında haklı olduğunun kabulü gerektiği, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince, yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin başvurusunun usulen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacı vekilinin konusuz kalan başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı yanca süresinde yetki ilk itirazında bulunulmadığı gibi somut olayda, yetki hususunun kamu düzenin de olmadığı, bunun yanında istinaf dilekçesinde İcra Dairesinin yetkili olmadığına dair bir iddia da ileri sürülmediği, tüm bunlara rağmen yetki hususunda karar verilmesinin doğru olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesince, dosyanın yetkili yere gönderilmesine karar verilmemesinin doğru olmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.04.2018 tarihli, 2017/19-902 E., 2018/973 K. sayılı kararının da belirtildiği üzere ilamsız icra takibinin ancak para alacaklarının tahsili amacıyla yapılabileceği, para dışında alacakların ilamsız icra takibiyle talep edilemeyeceği, iş bu davaya konu icra takibinin ilamsız icra takibi olmakla talep edilen alacağın da para alacağı olduğunu, bu nedenle takibin alacaklının ikametgah adresinde de yapılabileceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş bu davaya konu ilamsız icra takibinin yetkili İcra Dairesinde yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi, 3. 2004 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin yollamasıyla 6100 sayılı Kanun'un 6 ncı ve 10 maddeleri, 4. 6098 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/1881, K. 2023/5542, T. 03.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2022-1881-e-2023-5542-k-00d3a0acbc43