Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/2434 E. 2022/7247 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/2434
Karar No
2022/7247
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19.12.2018 tarih ve 2015/333 E- 2018/1313 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 24.12.2020 tarih ve 2019/633 E- 2020/1542 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacı ile davalının mermer alış verişi yapma konusunda anlaştığını, satım konusu mermerlerin bedeli olan 700.000.-USD nin davalının ...Bankası hesabına davacı tarafından yollandığını, bu ödeme karşılığında davalı şirketin sadece 234.213.-USD tutarındaki mermeri davacıya teslim ettiğini, bakiye ödemenin karşılığı olan mermerin ise teslim edilmediğini, bu nedenle bakiye ödemenin iadesi talebiyle, Anadolu 11. İcra Müdürlüğü'nün 2015/488 E sayılı dosyası üzerinden takibe geçilmiş ise de itiraz üzerine takibin durduğunu öne sürerek itirazın iptaline ve davalının % 20 inkar tazminatına mahkumiyetini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davalının bir borcunun bulunmadığını, zira davacı ile yapılan anlaşma çerçevesinde 700.000.-USD bedelli mermerlerin zaman içerisinde ve parça parça teslim edilmesinin kararlaştırıldığını, işin doğası gereği davacıya satışı gerçekleşecek malların maden ocağından çıkartılacak olması nedeniyle malların parça parça teslim edilmek zorunda bulunduğunu, peyder pey teslim edilmek istenen mermerleri teslim almaktan kaçındığını, davalının teslim etmediği mermerleri teslim etme borcu muaccel olmadığı için davalı tarafından teslim edilmediğini; bu nedenle davacının, teslim edilmeyen mermerlerin karşılığı olan bedel tutarının iadesini talep etme hakkının bulunmadığını iddia etmekte ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre, davacının teslim edilmemiş mermer kısmının bedelinin tahsili için başlatmış olduğu ilamsız takip gönderilen ödeme emri ile davalıyı temerrüde düşürdüğü, davalının da 2-3 yıl içerisinde mermerleri teslim edilemeyeceğini, zira borcunun 2-3 yıldan önce muaccel olmayacağını beyan etmiş olması nedeniyle davacının davalıya mehil vermesine gerek olmadığı, bu nedenle davacının teslim edilmemiş olan mermerlere tekabül eden satım sözleşmesi kısmından dönmeyen ve bu kısma tekabül eden satım tutarı bedeli olan 454.678.-USD = 1.039.075,63 TL alacağı talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf talebinde bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekili ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Taraf vekilleri, kararı temyiz etmiştir. 1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalının temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Mahkemece, davacının alacağı likit olmadığından icra inkar tazminatının reddine karar verilmiş, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi, bölge adliye mahkemesince alacağın muaccel olup olmadığı ve miktarınn tespiti yargılamayı gerektirdiğinden reddedilmiştir. Taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu 700.000.-USD bedelli mermerlerin davalı satıcı tarafından teslim edilmeyen kısmına yönelik alacak talebi, likit (belli ve belirlenebilir) bir alacak olup İİK'nın 67/2. maddesinde öngörülen icra inkar tazminatı koşulları oluştuğu için mahkemece davacı yararına Türk Lirası üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, takibe konu alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle icra inkar tazminatının reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 52.559,26 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 20/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, itirazın iptali ile İİT istemlerine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince itirazın iptali isteminin kabulüne, İİT talebinin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de tarafların istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararını her iki taraf da temyiz etmiştir. Somut olayda, tarafların mermer alımı konusunda “sözlü” olarak anlaştıkları, davacının avans olarak peşin 700.000 ABD doları ödediği, davalının ise mermer ocağından çıkan mermerleri üretim şartları ve yoğunluğuna bağlı olarak davacı tarafa teslim ettiği, teslim edilen mermer miktarı ve bedeli konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlığın bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalının aldığı bedel karşılığında teslimini vadettiği mermerin tamamını derhal teslim etmesi gerekip gerekmediği hususundadır. Bir menkul mal satımında asıl olan peşin satıştır. TBK’nın 212. Maddesi hükmü uyarınca satıcının temerrüdü borçlunun temerrüdüne ilişkin genel hükümlere tabi kılınmıştır. Zilyetliğin devri için belirli bir süre konulmuş olan ticari satışlarda, satıcı temerrüde düşerse alıcının, devir isteminden vazgeçerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararının giderilmesini istediği kabul edilir.Alıcı, satılanın devredilmesini isteme niyetinde ise, belirlenen sürenin bitiminde bunu satıcıya hemen bildirmek zorundadır.TBK’nın 117 ve 118. Maddelerinde, borçlunun temerrüdüne ilişkin genel hükümler uyarınca, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirim şarttır.TBK’nın 124. Maddesinde yer alan düzenleme uyarınca; 1. Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa, 2. Borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa, 3. Borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine, ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa, sözleşmenin sona erdirilmesi için karşı tarafa süre verilmesine gerek yoktur.TBK’nın 125/2. Maddesi uyarınca, alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Somut olayda, taraflar mermer alım-satımı üzerinde anlaşmaya varmışlar ise de, davalının mermer ocağındaki çalışma koşulları, ocağın verimliliği vs. itibariyle taraflar arasındaki anlaşmanın “peşin satış – vadeli teslim” şeklinde olduğu, zira davalı tarafın değişik tarihlerde ve parçalar halinde 245.322 ABD doları karşılığı mermer teslimi yönünden edimini kısmen ifa ettiği, kalan miktar yönünden teslim süresinin kararlaştırılmadığı, davalıya göre bu sürenin 2-3 yıl olması gerektiği, davacıya göre ise daha kısa sürede teslim edilmesi gerektiği savunulmuş ise de, davacının davalıyı bu konuda temerrüde düşürmeden, kalan miktar yönünden davalı aleyhine icra takibi başlatmak suretiyle TBK 124 m. kapsamında sözleşmeden dönme iradesi gösterdiği anlaşılmaktadır. Davalının teslim etmek zorunda olduğu bakiye mermer miktarı konusunda ortada yazılı bir sözleşme, somut bir vade ve bir temerrüt ihtarnamesi bulunmadığından sözleşmeden dönme koşullarının oluşup oluşmadığı ancak yargılama sonucu anlaşıldığından davalının likit bir borcundan söz edilemez. İlk Derece Mahkemesi tarafından İİT talebinin reddine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da istinaf isteminin reddine dair kararı isabetli bulduğumdan, davacı tarafa İİT verilmesi gerektiği yönündeki Daire çoğunluğunun görüşüne katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/2434, K. 2022/7247, T. 20.10.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2021-2434-e-2022-7247-k-cabb3bbd5a37