Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2024/5555 E. 2026/3896 K. – Güveni Kötüye
Konu: Güveni Kötüye Kullanma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/5555
- Karar No
- 2026/3896
- Karar Tarihi
- Konu
- Güveni Kötüye Kullanma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1689 E., 2024/2983 K. SUÇ : Güveni kötüye kullanma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin üresinde oludğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Aliağa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.12.2018 tarihli ve 2017/252 Esas, 2018/1374 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h, 53 maddeleri uyarınca, 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, mala zarar verme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 151/1, 52/2 maddeleri uyarınca, 7200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 04.12.2019 tarihli ve 2019/1007 Esas, 2019/2708 Karar sayılı kararı ile duruşma açmaksızın hükmün "...Dava konusu fiilin sabit görülmesi halinde dosya kapsamına göre TCK'nun 155/1 maddesinde tanımlanan suçu oluşturacağı, TCK'nun 155/1 maddesinde tanımlanan güveni kötüye kullanmak suçunun uzlaştırma kapsamında kaldığı, yine hırsızlık amacıyla işlenmeyen mala zarar vermek suçunun da uzlaştırma kapsamında kaldığı, dolayısıyla uzlaştırma usulü uygulanmadan yargılamanın sürdürülüp hüküm verilmesinin CMK'nın 280. ve 289. maddeleri anlamında hukuka kesin aykırılık niteliğinde olması sebebiyle istinaf sebepleri de bu yönden yerinde görüldüğünden sanık hakkındaki hırsızlık ve mala zarar vermek suçlarına ait iki hükmün bozulmasına..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Aliağa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.12.2021 tarihli ve 2019/1728 Esas, 2021/1085 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155/1, 52... üncü maddeleri uyarınca, 1 yıl hapis ve 400 TL adli cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, mala zarar verme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 151/1 ve 52 nci maddeleri uyarınca, 7200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 14.09.2022 tarihli ve 2022/2811 Esas, 2022/2662 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 5. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 11.03.2024 tarihli ve 2023/6519 Esas, 2024/3057 Karar sayılı kararı ile "... İlk Derece Mahkemesinin 12.12.2018 tarihli ilk kararı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağırılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, hukuka aykırı şekilde duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda bozma kararı verilerek ve bu şekilde yargılamaya devam edilerek 14.09.2022 tarihli inceleme konusu esastan ret kararlarının verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
6.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 11.07.2024 tarihli ve 2024/1689 Esas, 2024/2983 Karar sayılı kararı ile duruşma açmak suretiyle İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155/1, 50, 52. maddeleri uyarınca, 6000 TL ve 320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz istemi, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, atılı suçun oluşmadığına, müvekkilin beraat etmesi gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE 1.Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Dosya kapsamına göre tarafların sunmuş olduğu Sulh Hukuk Mahkemesince aldırılan bilirkişi raporları, kiralanan yere ilişkin fotoğraflar, sanığın sunmuş kira sözleşmesi, ihtarnameler, ödemeler ilişkin dekontlar, Belediye tarafından mühürleme ve mühürlemenin kısa süreliğine kaldırıldığına dair tutanaklar, katılan tarafın sunmuş olduğu haciz tutanağı, sanık savunması ile tanık ve katılan beyanlarına beyanlarına göre, kiralanan yerin sanığa nasıl teslim edildiğinin ve hangi eşyaların alınarak atılı suçun işlendiğinin anlaşılamaması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından; tarafların sunmuş olduğu belgelerin kurumlardan sorularak ya da taraflardan asıllarının temin edilmesi, kronolojik sıra da takip edilmek suretiyle kiralanan yerin sanığa ne şekilde ve hangi eşyalar ile birlikte teslim edildiği ve sanığın hangi eşyaları götürdüğünün net şekilde belirlenmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve deliller ile sonucun arasında bağ kurulması suretiyle karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması, 2.Katılan vekilinin son celse öncesi mazeret bildirmesine rağmen bu konuda karar verilmeden duruşmanın bitirilmesi, 3.İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ilişkin hükmün birinci paragrafında uygulama maddesi ve ceza miktarının yanlış gösterilerek karışıklığa neden olunması, hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 11.07.2024 tarihli ve 2024/1689 Esas, 2024/2983 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.04.2026 tarihinde karar verildi.