Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2024/50 E. 2024/10408 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2024/50
Karar No
2024/10408
Karar Tarihi

K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/504 E., 2022/666 K. SUÇ : Kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belgede sahtecilik İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu 28. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.09.2022 tarihli ve 2021/504 Esas, 2022/666 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 15.11.2023 tarihli ve 2023/17349 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.12.2023 tarihli ve KYB-2023/125014 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.12.2023 tarihli ve KYB-2023/125014 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Resmi belgede sahtecilik suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204/1 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Kartal 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/06/2012 tarihli ve 2008/24 esas, 2012/633 sayılı kararının 13/05/2013 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 05/12/2014 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine, hakkındaki hükmün açıklanmasına ve 13/06/2003 tarihli eylemi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 204/1 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul Anadolu 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/09/2022 tarihli ve 2021/504 esas, 2022/666 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 03/02/2014 tarihli ve 2013/23474 esas, 2014/2417 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Kanun’un 231/8. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması hâlinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı ve zamanaşımının denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi koşuluyla suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı, Dosya kapsamına göre, sanığın eylemine uyan anılan suç için kanunda öngörülen cezasının türü ve üst sınırına göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl olağan zamanaşımı süresine tabi olduğu, sanığın müsnet suçu 13/06/2003 tarihinde işlediği, 10/04/2012 tarihinde Mahkemesince savunmasının alındığı, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın ise 13/05/2013 tarihinde kesinleştiği, sanığın 05/12/2014 tarihinde yeniden suç işlediği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 13/05/2013 tarihi ile denetim süresi içerisinde yeniden suç işlediği 05/12/2014 tarihleri arasını kapsayan 1 yıl 6 ay 22 günlük sürenin 5271 sayılı Kanun'un 231/8-son cümlesi gereğince duracağı, sanığın savunmasının alındığı tarih ile hükmün açıklandığı tarih arasında zamanaşımını kesen başkaca bir sebep bulunmadığı ve sanığın savunmasının alındığı 10/04/2012 tarihinden itibaren, hükmün açıklandığı 22/09/2022 tarihine kadar geçen sürede 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeden, resmi belgede sahtecilik suçları yönünden zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir. 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.12.2023 tarihli ve KYB-2023/125014 sayılı kanun yararına bozma isteminde, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirtilmiş ise de; sanığın sahte kimlikle düzenlenen vekaletnameye dayanarak noterde satış yaptığının iddia ve kabul olunması karşısında; yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri, 765 sayılı TCK’nın 342/2 ve 5237 sayılı TCK’nın 204/1-3. maddeleri uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst sınırına göre, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nin 102/3, 104/2. maddeleri gereği 15 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasının son cümlesi uyarınca Kartal 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.06.2012 tarihli ve 2008/24 Esas, 2012/633 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının kesinleştiği 13.05.2013 tarihi ile denetim süresi içerisinde işlenen kasıtlı suçun suç tarihi olan 05.12.2014 tarihi arasında zamanaşımının durduğu ve durma süresi de dikkate alındığında, suç tarihinden hüküm tarihine kadar 15 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır. 3. 765 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla mahkûmiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi bu nedenle yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul Anadolu 28. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.09.2022 tarihli ve 2021/504 Esas, 2022/666 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin sanığın cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden, sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.09.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2024/50, K. 2024/10408, T. 23.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2024-50-e-2024-10408-k-3635dc4acf19