Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2022/2173 E. 2024/9273 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/2173
- Karar No
- 2024/9273
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/87 E. 2021/324 K. SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet,düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 18.Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 26.12.2013 tarihli ve 2012/1736 Esas 2013/1320 Karar sayılı kararı ile; sanıklar ... ve ... hakkında dolandırıcılık suçundan; ayrı ayrı; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis, 10.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, Sanıklar ... ve ... hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine hükmedilmiştir. 2. Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 09.09.2019 tarihli ve 2017/11619 Esas, 2019/7883 Karar sayılı kararı ile sanıkların eylemlerinin, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 158/1.maddesine eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdiri ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği zorunluluğu, gerekçesiyle hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir. 3. Bozma üzerine yapılan yargılamada, Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, 21.06.2021 tarihli ve 2020/87 Esas 2021/324 Karar sayılı kararı ile; sanıklar ... ve ... hakkında dolandırıcılık suçundan; ayrı ayrı; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 nci maddesinin birinci fıkrası,52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis, 10.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, Sanıklar ... ve ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrası, 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkraları uyarınca kamu davalarının ayrı ayrı düşürülmesine hükmedilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan vekilinin temyiz isteği; sanıklar ... ve ... hakkında verilen düşme kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğu ile sanıklar ... ve ... hakkında alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak ceza verilmesi gerektiğine ilişkindir. 2.Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; maddi ve manevi unsurları oluşmayan atılı suç sebebiyle sanık hakkında eksik araştırma ve inceleme neticesi verilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. 3.Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; maddi ve manevi unsurları oluşmayan atılı suç sebebiyle sanık hakkında alt kurulan hükümde alt sınırdan uzaklaşılmasının, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi uygulanmamasının ve hükmün açıklanmasına karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Katılanın kendisine ait aracı satmak için internet üzerinden ilan verdiği, sanık ...'ın katılanı arayarak araca müşteri olduğunu söylediği ve sanık ... ile birlikte aracı görüp test sürüşü yapmak için katılan ile buluşmaları akabinde fiyat konusunda anlaştıkları; katılanın aracı satmak amacıyla 19.09.2012 tarihinde sanıklar ... ve İsa ile Kızılay da buluşarak ...'ın kredi işlemleri için Deniz Bank'a gittikleri, burada sanık ...'in yakasında Deniz Bank ibareli bir yaka kartı olduğu halde sanık ... tarafından katılana Deniz Bank Müdürü olarak tanıtıldığı, devamında katılanı araç kredisinin çıktığına, bankadaki işlemler devam ederken satış işlemleri için notere gitmeye ikna ettikleri, noterde de bankaya telefon edildiği izlenimini vererek paranın hazır olduğuna, inandırarak katılana, aracın bedelini aldığı yönünde imza attırarak aracın devrinin sanık ... üzerine geçirildiği, sanık ...'ın noterdeyken emniyetten evrakı alacağı bahanesiyle katılan ve diğer sanık ...'un yanından ayrıldığı, katılanın da banka müdürü sandığı sanık ... ile birlikte parasını almak üzere müdür olarak çalıştığına inandığı bankaya yürüdüğü sırada ...'un katılanın yanından kaçması ve aracın satışının 19.09.2012 tarihinde ...'un üzerine,20.09.2012 tarihinde de ... tarafından sanık ...'in üzerine yapılması şeklindeki eylemleri sebebiyle sanıklar ... ve ... üzerlerine atılı dolandırıclık suçundan;sanıklar ... ve ...'in ise dolandırıcılık suçuna yardım eden sıfatıyla yargılanmaları amacıyla kamu davası açıldığı; bozma üzerine yapılan yargılama neticesi mahkeme tarafından temyize konu hükümler kurulmuştur. 2.Sanıklar aşamalarda atılı suçlamaları kabul etmemiştir. IV. GEREKÇE Sanıkların iştirak halinde dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia olunan olayda; sanık ...'in yakasında DenizBank ibareli bir yaka kartı olduğu halde katılanı bankanın önünde karşılayarak kendisini banka müdürü olarak tanıtması akabinde sanık ... adına başvurulan araç kredisinin çıktığı algısını da hile olarak kullanması şeklindeki eyleminin Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.11.2015 tarihli ve 2014/15-230 Esas, 2015/377 Karar sayılı kararına göre; banka ve diğer kredi kurumlarının maddi varlıklarının; dekont, teminat mektubu, basılı evrak, kimlik belgesi, giriş kartı, banka cüzdanı, çek, kredi kartı gibi ilgili kurumda etkin işlevi bulunan maddi varlıklar olduğunun belirtilmesi karşısında, suça iştirak eden sanıklardan ...'in yakasında banka kartıyla kendisini bankacı olarak tanıtması sebebiyle sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) ve (L) bentlerine temas ettiği, suç tarihinde 158 inci maddenin birinci fıkrasının (L) bendinin yürürlükte olmaması da dikkate alındığında sanıkların fiillerinin 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen banka veya bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin, suç vasfında yanılgıya düşülerek; sanıkların iştirak halindeki eylemlerinin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gerekçesiyle sanıklar hakkında yazılı şekilde hükümler kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, 21.06.2021 tarihli ve 2020/87 Esas 2021/324 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafiileri ve katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.07.2024 tarihinde karar verildi.