Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/41469 E. 2024/518 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/41469
- Karar No
- 2024/518
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2019/5625 E., 2019/6248 K. SUÇ : Vergi Usul Kanunu'na aykırılık HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul 35. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.05.2019 tarihli ve 2017/730 Esas, 2019/432 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2016 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359 uncu maddesinin b fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca, 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan beraat kararı verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 01.10.2019 tarihli ve 2019/5625 Esas, 2019/6248 Karar sayılı kararı ile duruşma açmaksızın, Sanık hakkında sahte fatura düzenleme suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin (a) bendi uyarınca sanığın beraatine karar verilmiştir. Defter kayıt ve belgeleri gizleme suçundan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, kesin olan bu karar temyiz edilmemiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz istemi, atılı suçun oluştuğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanık hakkında yetkili olduğu şirketin düzenlediği faturaların sahte olduğundan bahisle 2016 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan kamu davası açılmıştır. 2. Sanık savunmasında, sahte fatura düzenlemediğini, şirketi Ş...'dan devraldığını, daha sonra Halef Kaya adında birine devrettiğini, Halef'i tanımadığını, birlikte tanıştığı ......'ın tanıştırdığını beyan ederek atılı suçlamayı kabul etmediği, dinlenen tanık Ekia yetkilisi ...'ın, şirketten müzik aletleri temin ettiklerini, orkestra şefleri Emrah Albayrak'ın işlerle ilgilendiğini, ödemeleri banka kanalı ile yaptıklarını, şirket çalışanı olarak gözüken tanık Ayşe'nin, sanığı tanımadığını, Halef Kaya'yı tanımadığını, ...'nün kendileri ile ilgilendiğini, yine tanık olarak dinlenen Osman ...'in , sanık ile ......'ın ortak gibi çalıştıklarını, ...'ın işleri uzatması nedeniyle sanığın hissesini devrettiğini, resmi olarak çalışan gözükmese de getir götür işlerini yaptığını beyan ettiği, sanığın 30.04.2015 ile 18.05.2016 tarihleri arasında yetkili müdür olduğuna dair belgelerin dosya arasında yer aldığı, sanıktan şirketi devralan Halef Kaya'nın sahte belgelerle şirketi devraldığının vergi denetmenine ifade veren gerçek Halef Kaya'nın fotoğrafından anlaşıldığı, vergi inceleme ve vergi suçu raporlarının dosya arasına alındığı görülmüştür. 3. İlk Derece Mahkemesince, dosya kapsamındaki delillere göre sorumlu olduğu dönemde sahte belgeler düzenleyen sanığın atılı suçu işlediği kabul edilerek mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. 4. Bölge Adliye Mahkemesince, duruşma açmaksızın sanığın atılı suçu işlediğinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenemediğinden sanık hakkında yüklenen suçtan beraatine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Sanığın savunmasında, suçlamayı kabul etmediği, sahte fatura düzenlemediğini beyan etmesi, Halef Kaya'nın sahte belgelerle şirketi devraldığının anlaşılması, vergi raporlarına göre mal ve hizmet satımı olmaksızın sahte belge düzenlediğinin belirtilmesi karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından: 1) Sanığın sorumlu olduğu dönemi kapsar faturaların sanığa ve şirketin devrini sahte yollarla alan kişini tespit edilmesi halinde bu kişiye de gösterilerek yazı ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması, kendisine ait olmadığını söylemesi halinde;temin edilecek yazı ve imza örnekleri ile faturalardaki yazı ve imzaların sanığa ait olup olduğu hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması, 2) Faturalardaki yazı ve imzaların sanığa ait olmadığının anlaşılması halinde ise; a)Faturaları kullandığı belirlenen mükellefler hakkında karşıt inceleme raporu düzenlenip düzenlenmediğinin ilgili vergi dairesinden sorulması, düzenlenmiş ise onaylı örneklerinin getirtilmesi, b) Aynı mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması, dava açılmış ise dosyalarının getirtilip incelenerek ilgili belgelerin onaylı örneklerinin dosyaya alınması, c) Faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin tanık sıfatıyla duruşmaya çağrılarak 5271 sayılı Kanun'un 48 inci maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatıldıktan sonra sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıkları, sanığı tanıyıp tanımadıkları ve faturaların düzenlenmesi konusunda sanığın bir iştiraki bulunup bulunmadığının sorulması, d) Faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi için; faturaları düzenleyen mükellefe ait mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyelerinin, teslim ve tesellüm belgelerinin, bedelinin ödendiğine ilişkin ticari teamüle uygun ve kanıtlama yeterliliği olan banka hesaplarının ve kasa mevcuduyla uyumlu geçerli belgeler ile faturaları düzenleyen mükellefin yeterli mal girişi veya üretimi olup olmadığına ilişkin belgelerin getirtilmesi, faturaları düzenleyen mükellef ile kullanan mükellefin ticari defter ve belgeleri üzerinde karşılıklı bilirkişi incelemesi yaptırılması, 3. Dosya kapsamında dinlenen tanıkların beyanlarında adı geçen ...... ve ...'nün tanık sıfatıyla dinlenmeleri, sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile beraat hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. B. İlk Derece Mahkemesi tarafından sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmü ile ilgili istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmadan dosya üzerinden yapılan incelemede, ilk derece mahkemesinin olaya ilişkin kabulünde delillerin yeniden takdiri suretiyle yeni bir hüküm kurularak 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereği beraat kararı verilmesinin, 5271 sayılı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına girmediği ve bu hususlarla ilgili değerlendirmenin aynı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine göre duruşma açılmak suretiyle yapılması gerektiği gözetilmeden, dosya üzerinden yapılan inceleme ile beraat kararı verilmesi, C. Suçun sübutu halinde, hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5 inci maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359 maddesinin 3, 4, 5 ve 6 ncı fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası da gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Nedenleriyle temyize konu karar hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 01.10.2019 tarihli ve 2019/5625 Esas, 2019/6248 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2024 tarihinde karar verildi.