Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/26316 E. 2023/10437 K. – Dolandırıcılık

Konu: Dolandırıcılık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/26316
Karar No
2023/10437
Karar Tarihi
Konu
Dolandırıcılık

B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/26 E., 2019/381 K. SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Bozma üzerine yapılan yargılamada, ... 3.Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.04.2019 tarihli ve 2019/26 Esas, 2019/381 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında suç tarihi itibariyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62, ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 5000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık, suç ile alakası olmadığını, üzerine atılı suçlamayı işlemediğini beyan ederek hükmü temyiz etmiştir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Katılanın, 10.01.2012 tarihinde kendisini savcı olarak tanıtan bir kişi tarafından arandığını, İş Bankasına gidip parasını çekmesini yoksa parasının bloke edileceğini söylemesi üzerine parayı çekip şahsın yönlendirdiği numaraya toplamda 12.800,00 TL para gönderdiğini belirtip şikâyetçi olması üzerine başlatılan soruşturmada, katılanın gönderdiği paranın sanığın İş Bankası kartına ve Finansbank kredi kartına havale edildiğinin tespit edilmesi üzerine sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmıştır. 2. Sanık soruşturma aşamasındaki ilk ifadesinde; İş Bankası ve Finansbanka ait kartların kendisine ait olduğunu, kullandığını, bu kartların 2012 yılı Mart ayında iptal olduklarını, kartları kimseye vermediğini ve kendisinin de kullanmadığını beyan ettiği; sorgusunda ise, katılanı tanımadığını, İş bankasında hesabına nasıl ve kimler tarafından para yatırıldığını bilmediğini, hesabından paranın nasıl çekildiğini de bilmediğini, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir. 3. Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin bozma kararı sonrasında verilen görevsizlik kararı üzerine yapılan yargılamada, uzlaştırma işlemleri için dava dosyası uzlaştırma bürosuna tevdii edilmiş, taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin rapor düzenlendiği anlaşılmıştır. 4. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, suç tarihinde sanığın hesabına katılanın yatırdığı ve çeşitli T.C. kimlik numaralarına havale edilen paraları harcayarak ve bankadan çekerek kullandığı, menfaatin sanık tarafından temin edildiği sabit olmakla sanığın üzerine atılı suçu işlediği kabulü ile mahkumiyet hükmü kurmuştur. IV. GEREKÇE 1. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 3.Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.04.2019 tarihli ve 2019/26 Esas, 2019/381 Karar sayılı kararı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.12.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/26316, K. 2023/10437, T. 19.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2021-26316-e-2023-10437-k-4684c2a47331