Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/38537 E. 2025/13620 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/38537
Karar No
2025/13620
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/1634 E., 2019/1525 K. SUÇ :Bilişim sitemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme , onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul 5. Ağır Mahkemesinin, 20.01.2017 tarihli ve 2013/176 Esas, 2017/9 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından, beraatine karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.03.2017 tarihli ve 2017/554 Esas, 2017/617 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi kararını eksik araştırma ve incelemeyle karar verildiğinden bahisle bozulmasına karar vermiştir. 3.Bölge Adliye Mahkemesince verilen bozma kararı üzerine; İstanbul 5. Ağır Mahkemesinin, 30.01.2018 tarihli ve 2017/101 Esas, 2018/28 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından, 5271 sayılı Kanun'un 223/2 a-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir. 4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 12.06.2019 tarihli ve 2018/1634 Esas, 2019/1525 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan beraat hükümlerine yönelik katılan vekilinin istinaf başvurularının kabulüyle nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-f, 62 52,53. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 65.600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına; resmi belgede sahtecilik suçundan aynı Kanun'un 204/1, 43-1, 62... üncü maddeleri gereğince 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanığın kastı olmadığını, suçların unsurlarının oluşmadığını, kararların bozulmasına ilişkindir.

III. GEREKÇE

1. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, sanık hakkında İlk derece mahkemesi tarafından verilen kararın istinaf edilmesi üzerine inceleme yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesince 5271 sayılı Kanun'un 2 80... uncu maddeleri gereğince duruşma açılmaksızın hukuki süreçte belirtilen nedenle bozulmasına karar verildiği, fakat anılan fıkranın (e) ve (f) bentlerinde İlk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceğinin açık ve tahdidi şekilde belirtildiği, verilen bu bozma kararının aynı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, somut olayda; İlk Derece Mahkemesinin 20.01.2017 tarihli ilk kararı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağırılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, hukuka aykırı şekilde duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 14.03.2017 tarihli bozma kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

2.Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Verilen Karar Yönünden Sanığın, yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun'un 204-1 maddesi uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst haddine göre aynı Kanun'un 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereği 12 yıl olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmış; olağanüstü dava zamanaşımı süresinin, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği belirlenmiştir.

IV. KARAR Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Verilen Karar Yönünden Gerekçe bölümünün 1. kısmında açıklanan nedenlerle, sanık müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Yargıtay Daire Başkanı ... ve Yargıtay Üyesi ...'ın karşı oyları ve oyçokluğuyla BOZULMASINA,

2. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünün 2. kısmında açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-b maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE ,22.10.2025 tarihinde karar verildi.

Karşı Görüş

Bölge adliye mahkemesince sanık hakkında ilk derece mahkemesince kurulan beraat hükmünün kaldırılarak nitelikli dolandırıcılık suçundan sanık hakkında 2 yıl 6 ay hapis ve 65.600 TL adli para cezası; resmi belgede sahtecilik suçundan ise 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin mahkumiyet hükmünün Dairemizce "5271 sayılı kanunun 280inci maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verilebileceği hallerin sınırlı olarak sayıldığı dosya içeriğine göre, sanık hakkında ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın istinaf edilmesi üzerine inceleme yapan İstanbul Bölge adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesince duruşma açılmaksızın hukuki süreçte belirtilen nedenle bozulmasına karar verildiği, fakat anılan fıkranın(e) ve (f) bentlerinde ilk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceğinin açık ve tahdidi şekilde belirtildiği, verilen bu bozma kararının aynı Kanunun 280inci maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği somut olayda ilk derece mahkemesinin 20.01.2017 tarihli ilk kararı üzerine Bölge adliye mahkemesi tarafından 5271 sayılı kanunun 280inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılarak ve taraflarda çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden hukuka aykırı şekilde duruşma açılmaksızın dosya üzerinde inceleme ile 14.03.2017 tarihli bozma kararı verilmesi" yönündeki sayın çoğunluğun bozma kararına katılmak mümkün bulunmamıştır, zira; Öncelikle ifade edilmesi gerekir ki ilk derece mahkemesinin 20.01.2017 tarihli beraat hükmüne yönelik olarak Bölge Adliye mahkemesinin 14. 3.2017 tarihli bozma kararının hukuka aykırı olduğuna kuşku bulunmamakla birlikte davanın safahatında açıklanacağı üzere bu hukuka aykırılık bizzat bölge adliye mahkemesi tarafından işlemin yenilenmesi suretiyle giderilmiştir. Bu bağlamda davanın safahatının açıklanmasında yarar vardır. Sanık hakkında İstanbul 5. Ağır Ceza mahkemesince sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından 20.1.2017 tarihinde beraat hükmü kurulmuştur. Beraat hükümlerinin istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi 14.3.2017 tarihli bozma kararı ile beraat hükümlerinin eksik araştırma nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin bozma kararı üzerine İstanbul 5 Ağır Ceza Mahkemesince sanığın nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından 30.01. 2018 tarihli kararı ile yeniden beraatine karar verilmiştir. İstanbul 5 Ağır Ceza Mahkemesinin ikinci kez verdiği beraat kararı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi tarafından duruşma açılmak suretiyle beraat hükümlerinin kaldırılarak sanığın nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından neticeten 2 yıl 6 ay hapis ve 65.600 TL adli para cezası ve yine 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Görüldüğü üzere bölge adliye mahkemesince hukuka aykırı bozma üzerine ilk derece mahkemesinin yeniden beraat kararı vermesi ve bölge adliye mahkemesinin kurduğu mahkumiyet hükmü nedeniyle kurulan hükümler temyizi kabil olmaktan çıkmadığı gibi ilk derece mahkemesinin kurduğu ikinci beraat kararı sonrasında bölge adliye mahkemesinin duruşma açarak beraat kararını kaldırarak mahkumiyet kararı vermesi nedeniyle Bölge adliye mahkemesi ilk olarak verdiği 14.03.2017 tarihli hukuka aykırı bozma kararının sonuçlarını kendisi ortadan kaldırmıştır. İfade etmek gerekir ki bir hukuki işlemin hukuka aykırı olarak yapılmasından sonra işlemin hukuka uygun biçimde yenilenmesi ve yenilenen işlem sonucunda önceki hukuka aykırı işlemin davanın esasına etkisinin kalmadığının belirlenmesi durumunda artık bir hukuka aykırılıktan bahsetmek mümkün değildir. Durumu basit bir örnekle açıklamak gerekirse; varsayalım ki sanığın sorgusunun yapılması esnasında müdafi isteme hakkının hatırlatılmadan sorgu yapılmış ve fakat mahkemece bu durum sonradan fark edilerek müdafi isteme hakkı hatırlatılmak suretiyle sorgu yeniden yapılmıştır. Bu durumunda hukuka aykırılık bizzat hukuka aykırı işlemi yapan merci tarafından giderilmiş olduğundan ilk sorguda müdafi isteme hakkı hatırlatılmadığından bahisle hükmün bozulması mümkün değildir.

Somut olayda da ilk derece mahkemesinin kurduğu ilk beraat hükmü bölge adliye mahkemesince yasal olmayan gerekçe ile bozulmasından sonra ilk derece mahkemesinin yeniden beraat hükmü kurmuş ikinci beraat hükmü sonrasında bölge adliye mahkemesinin duruşma açarak gerekli hukuki prosedürü gerçekleştirmek suretiyle beraat kararını kaldırıp mahkumiyet hükmü tesis etmiş kendi hukuka aykırı işlemini yenilemiştir. Yenilenerek hukuka aykırılığı giderilen ilk hukuka aykırı işlemin temyiz kanun yoluna ve davanın esasına etkisi bulunmaması nedenleri ile hükmün esasa girilerek temyizen incelenmesi gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun bozma düşüncesine katılmak mümkün bulunmamıştır.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/38537, K. 2025/13620, T. 22.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2021-38537-e-2025-13620-k-6597cc3da21f