Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/36441 E. 2023/1620 K. – Dolandırıcılık

Konu: Dolandırıcılık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/36441
Karar No
2023/1620
Karar Tarihi
Konu
Dolandırıcılık

B O Z M A Ü Z E R İ N E İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/572 E., 2020/485 K. SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.11.2011 tarihli ve 2011/387 Esas, 2011/592 Karar sayılı kararı ile; sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik eylemi nedeniyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, ve 51 inci maddesi uyarınca erteli 10 ay hapis ve 50 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir. 2. İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.11.2011 tarihli ve 2011/387 Esas, 2011/592 Karar sayılı kararının Cumhuriyet Savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 24.11.2015 tarihli ve 2013/18085 Esas, 2015/31317 Karar sayılı kararı ile; "...Sanığa, katılan ...'a yönelik eylemi nedeniyle ceza verilirken kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı 50 olarak belirtilmiş ise de; bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsî hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilmemiş olması, hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini, mahkeme masrafı olarak yapılan toplam 18 TL yargılama giderinin 6183 sayılı Kanunun 106/1. maddesinde belirlenen 20 TL'den az olması nedeniyle 6352 sayılı Kanunun 100. maddesi ile eklenen 5271 sayılı CMK'nın 324/4 maddesi gereğince Devlet Hazinesine yükletilmesi yerine sanıktan tahsiline karar verilmesi..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Bozma üzerine, İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.02.2016 tarihli ve 2015/908 Esas, 2016/96 Karar sayılı kararı ile; sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik eylemi nedeniyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 168 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ile 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca 5 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezasına mahkûmiyet ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, bu karar 25.03.2016 tarihinde kesinleşmiştir. 4. Sanığın, İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 15.06.2020 tarihli ve 2020/275 Esas, 2020/329 Karar sayılı kararı ile denetim süresi içerisinde 15.02.2020 tarihinde işlediği, alkol veya uyuşturucu maddenin etkisi altındayken araç kullanma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş ve bu kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi üzerine işbu dosyaya ihbarda bulunulmuştur. 5. İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.11.2020 tarihli ve 2020/572 Esas, 2020/485 Karar sayılı kararı ile; sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik eylemi nedeniyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 168 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci, 52 nci maddesi ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 5 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ...'ın temyiz isteği; herhangi bir neden belirtmeden kararı temyiz etmiştir.. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın, olay tarihinde katılan ...'ın işlettiği büfeden, suça konu "Çıtır Para" diye tabir edilen 20,00 TL değerindeki sahte hediye kuponu vererek alışveriş yaptığı, kuponu veren firma yetkilisine bozdurmak istenildiğinde sahte olduğunun ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. 2. Sanık ... aşamalarda alınan savunmalarında, suça konu hediye kuponunu çöp toplarken bulduğunu, sahte olduğunu bilmediği şeklinde savunmada bulunduğu anlaşılmıştır. 3. Katılan ...'ın bozma öncesi alınan alınan beyanlarında, sanığın olay tarihinde çıtır para denen kağıtlardan toplamda 40,00 TL'lik alışveriş yaptığını, hediye kuponunun üzeri naylonla kaplı ve gerçeklerine çok benzer olduğu için sahteliğini anlamadığını, firma görevlisi gelip kağıtları paraya çevirmek istediğinde, sahte olduğunun anlaşıldığı ve sanıktan şikayetçi olduğu şeklinde beyanda bulunduğu; Mahkemenin 18.11.2011 tarihli duruşmada verilen ara karar ile katılmasına karar verildiği tespit edilmiştir. 4. İzmir Kiriminal Polis Laboratuvarından alınan 17.05.2011 tarihli ekspertiz raporuna göre; suça konu 20 çıtır para ibarelerinin bulunduğu hediye kuponunun renkli yazıcı yardımıyla tümden sahte oldukları ve aldatma niteliğinin bulunduğu tespit edilmiştir. 5. Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği, katılanın 15.02.2015 tarihinde vefat etmesi sebebiyle mirasçıları olarak oğulları ..., ... ve kızı ...'ın kaldığı, uzlaştırma teklif formlarının ... ile ...'a tebliğ edildiği, müşteki Serkan'ın beyanına göre kardeşi ...'ın cezaevinde olduğundan vasisinin kendisi olduğunu beyan ettiği, yapılan telefon görüşmesinde müşteki Serkan'ın İzmir adliyesine geleceğini beyan etmesine rağmen, uzlaşma görüşmelerine başlamak üzere gelmediğinden uzlaşma teklifini reddetmiş sayıldıkları, bu nedenle uzlaşmanın sağlanamadığı anlaşılmıştır. 6.Mahkemece, katılanın aşamalarda değişmeyen istikrarlı beyanları, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik soyut savunmaları, alınan ekspertiz raporu, uzlaşmanın sağlanamadığına dair uzlaştırma raporu ve tüm dosya kapsamı ile sabit görülen dolandırıcılık suçundan cezalandırılması ilişkin temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasının son cümlesi uyarınca, 18.11.2011 tarihli mahkûmiyet hükmünden, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 25.03.2016 tarihine kadar olağan zamanaşımı süresinin işlediği, bu tarihten sonra denetim süresi içinde işlenen kasıtlı suçtan dolayı verilen ve 10.07.2020 tarihinde kesinleşen mahkûmiyet hükmü nedeniyle ihbar üzerine dosyanın yeniden ele alındığı gözetilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 25.03.2016 tarihinden denetim süresi içinde işlenen ikinci suçun suç tarihi olan 15.02.2020 tarihine kadar zamanaşımının durduğu; yine sanığın üzerine atılı "dolandırıcılık" suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri uyarınca uzlaşma kapsamında olması nedeniyle mahkemece dosyanın uzlaştırmacıya tevdi edildiği, ilk uzlaştırma teklifinin yapıldığı 11.09.2020 tarihinden uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin raporunun uzlaştırma bürosuna verildiği 25.09.2020 tarihine kadar Ceza Muhakemesi Uzlaştırma Yönetmeliğinin 34 üncü maddesi uyarınca dava zamanaşımının durduğu belirlenmiştir. 2. Dosya kapsamına göre elde edilen deliller doğrultusunda, Mahkemenin sanığın iddianame konusu eylemi gerçekleştirdiği hususundaki sübuta yönelik kabul gerekçesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; Bozmadan önce verilen 18.11.2011 tarihli mahkumiyet hükmünün Türk Ceza Kanunu'nun 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verilmiş olup sadece Cumhuriyet savcısı tarafından sanık lehine temyiz edilmesi nedeniyle söz konusu erteleme hükümlerinin de 5320 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi gereğince kazanılmış hak teşkil ettiğinin gözetilmemesi dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.11.2020 tarihli ve 2020/572 Esas, 2020/485 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istem yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm fıkrasının 5. paragrafında yer alan "51." ibaresinin ve hüküm fıkrasının 8. paragrafında yer alan 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafının tamamının çıkartılması ve hüküm fıkrasına “sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının, Türk Ceza Kanun'nun 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine, Türk Ceza Kanun'nun 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca mahkemenin önceki uygulaması da gözetilerek sanığın herhangi bir yükümlülük belirlenmeden 1 yıl süreyle denetime tabi tutulmasına, sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde hükmedilen cezanın Türk Ceza Kanun'nun 51 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca kısmen veya tamamen ceza infaz kurumunda çektirilmesine, sanığın denetim süresini suç işlemeden geçirmesi halinde Türk Ceza Kanun'nun 51 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca hükmedilen cezanın infaz edilmiş sayılmasına” paragrafının eklenmesi suretiyle, hükmün Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.03.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/36441, K. 2023/1620, T. 15.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2021-36441-e-2023-1620-k-75e8367e7e85