Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/33534 E. 2026/5743 K. – Serbest Meslek
Konu: Serbest Meslek Sahibi Kişilerin Dolandırıcılığı
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/33534
- Karar No
- 2026/5743
- Karar Tarihi
- Konu
- Serbest Meslek Sahibi Kişilerin Dolandırıcılığı
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/385 E., 2016/135 K. SUÇ : Serbest meslek sahibi kişilerin dolandırıcılığı HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde;sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Katılan ile katılanın evinin karşısındaki evin yapımında kalfa olarak çalışan sanık arasında bu evin inşaatının yapımından kaynaklı tanışıklık olduğu, katılan evinin üzerine iki kat yapılması için sanık ile 40.000 TL ye anlaşma yaptıkları, katılanın da sanığa belirli aralıklar ile elden 25.500 TL para verdiği, sanığın katılan ile arasında geçen CD çözümü yapılan konuşmaların içeriğinden sanığın katılanın parasını aldığını ikrar ettiği halde kollukta alınan ifadesinde inkar ettiği, sanığın katılana bilgisayar çıktısı olan yapılacak işlere ait Kaba inşaat başlıklı bir yazı verdiği, katılanın evini ölçmeye haritacı getirdiği ve katılanın evine yapacağını belirttiği inşaat işlerini yapmadan ..'den ayrıldığı bu şekilde katılanın kendisinin mesleğine olan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırdırdığı iddia edilen somut olayda, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde, serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi halinin nitelikli dolandırıcılık olarak kabul edildiği, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 65 ini maddesinin ikinci fıkrasının “Serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” şeklinde tanımlandığı, aynı Kanun'un 66 ncı maddesinde “Serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır.” denildiği, aynı Kanun'un 37 nci maddesinin dördüncü fıkrasında ise gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle uğraşanların bu işlerinden doğan kazançlarının bu kanunun uygulanmasında ticari kazanç sayılacağının belirtildiği, yasada kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerektiği, somut olayda inşaat işlerinde kalfa olarak çalışan sanığın bu görevinin serbest meslek olarak nitelendirilemeyeceği, sanığın katılanın evinin üzerine iki kat yapılması için haksız menfaat temin etmek şeklindeki eyleminin uzlaştırma kapsamında kalan ve 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçuna temas ettiği belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığa yüklenen "dolandırıcılık" suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan sanığın sorgusunun yapıldığı 20.01.2016 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan; sanık hakkındaki kamu davasının dava zamanaşımı nedeniyle; 5271 sayılı CMK'nın 222/8. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
21.05.2026 tarihinde karar verildi.