Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/29228 E. 2023/10323 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/29228
Karar No
2023/10323
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/357 E., 2016/29 K. SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.02.2016 tarihli ve 2015/357 Esas, 2016/29 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; a. Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 167 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7 ay 15 gün hapis ve 20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ve müdafiinin temyiz isteği; kriminal inceleme raporlarının hüküm kurmaya elverişsiz olduğuna, hakkında beraat kararları verilmesi talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanık, temyiz dışı sanık ... ve katılanın kardeş oldukları, ayrı evlerde ikamet ettikleri, sanıklar ve katılan arasında annelerine ait evde kimin oturacağı ve annelerine kimin bakacağı konularında anlaşmazlık bulunduğu, katılan ...’nin, Manisa 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin, 29.04.1985 tarihli ve 1985/312 Esas, 1985/274 Karar sayılı kararı ile annesi Ayşe’ye vasi olarak atandığı, daha sonra Manisa 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin, 21.03.2007 tarihli ve 2007/96 Esas, 2007/360 Karar sayılı kararı ile katılanın vasiliğinin kaldırılmasına ve sanık ...’in vasi olarak atanmasına karar verildiği, akabinde Manisa 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin, 03.11.2008 tarihli ve 2008/365 Esas, 2008/1286 Karar sayılı kararı ile sanığın vasiliğinin kaldırılmasına ve katılanın vasi olarak atanmasına karar verildiği, vasi olarak atanan katılanın, sanığa karşı Manisa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/575 Esas sayılı dosyasına kayden, annesine ait bağımsız bölümden çıkması için müdahalenin men’i talepli dava açtığı, 08.05.2014 tarihli ve 2014/297 Karar sayılı karar ile davanın kabulü ile müdahalenin men’ine karar verildiği, katılan tarafından bu ilâmın icraya konulduğu, sanık ...’in de borçluları katılan ... ve temyiz dışı sanık ... olan, 10.03.2013 tanzim ve 10.06.2013 ödeme tarihli, 150.000,00 TL bedelli bonoya istinaden 26.06.2014 tarihinde Nuriye ve İzzet aleyhine, Manisa 4. İcra Müdürlüğünün 2014/2503 Esas sayılı dosyasına kayden icra takibi başlattığı, ancak katılanın suça konu bonodaki imzanın kendi eli ürünü olmadığını beyan ederek şikayetçi olduğu anlaşılmıştır. 2. Sanık üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş, söz konusu bononun verdiği borç karşılığında katılan tarafından kendisine verildiğini savunmuştur. 3. Katılanın aşamalardaki beyanları istikrarlıdır. 4. Aydın Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği tarafından tanzim olunan, 04.06.2015 tarihli kriminal raporda; "... suça konu senet üzerinde “Nuriye Kaçar” adına atfen atılı bulunan imzanın bu kişinin eli ürünü olmadığı, incelemeye konu her iki senette ... adına atfen atılı bulunan imzanın bu kişinin eli ürünü olduğu, yine incelemeye konu boş senet ile suça konu senet üzerinde bulunan “..., Nuriye Kaçar, ...” yazılarının ...’ın eli ürünü olduğu, diğer tüm yazıların ise ...’ın eli ürünü olduğu" belirtilmiştir. 5. Sanık tarafından katılan aleyhine, Manisa 4. İcra Müdürlüğünün 2014/2503 Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine ilişkin evrak dava dosyasında bulunmaktadır. 6. Sanığın güncel adlî sicil kaydı ile katılan ile sanık arasındaki akrabalık ilişkisini gösterir Nüfus Aile Kayıt Örneği Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir. 7. Sanık ile katılanın, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşler oldukları dava dosyası kapsamında sabittir. IV. GEREKÇE A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden 1. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. 2. Mahkemece hükme esas alınan kriminal raporun, teknik inceleme yöntemleri ile katılan ve sanığın mukayeseye elverişli imzalarının suça konu senet üzerindeki imzalar ile kıyaslanması neticesinde tanzim edildiği anlaşılmakla hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. B. Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Kamu Meslek Kuruluşlarının Siyasi Parti Vakıf veya Dernek Tüzel Kişiliklerinin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçu Yönünden 1. Katılan ile sanığın kardeş oldukları, ceza sorumluluğunu etkileyen şahsi sebepleri düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 167 nci maddesinin ikinci fıkrasında tanımı yapılan aynı konutta beraber yaşamayan kardeşe karşı nitelikli dolandırıcılık suçunda sanık hakkında hükmolunan cezadan indirim yapılması gerektiği ile takibinin şikâyete tabi olduğu, hükümden sonra 02.12.2016 tarihinde 29906 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan; ''etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile'' ibaresinin madde metninden çıkarılması sebebiyle soruşturma ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan 5237 sayılı Kanun'un 167 nci maddesinin ikinci fıkrası yollamasıyla 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunun uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; ''Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.'' hükmü de gözetilerek 6763 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 254 üncü maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253 üncü maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespit ve tayininde zorunluluk bulunması nedeniyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Kabul ve uygulama yönünden, sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunluklarına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin eklendiği gözetilerek hak yoksunlukları yönünden sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunlululuk bulunması nedeniyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.02.2016 tarihli ve 2015/357 Esas, 2016/29 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Kamu Meslek Kuruluşlarının Siyasi Parti Vakıf veya Dernek Tüzel Kişiliklerinin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçu Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.02.2016 tarihli ve 2015/357 Esas, 2016/29 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.12.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/29228, K. 2023/10323, T. 18.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2021-29228-e-2023-10323-k-a146327bbabd