Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/22961 E. 2023/7198 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/22961
- Karar No
- 2023/7198
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/62 E., 2015/278 K. SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat TEMYİZ EDENLER : Sanık, katılan vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.11.2015 tarihli ve 2015/62 Esas, 2015/278 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 58 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına; nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan vekilinin temyiz isteği; sanığın dolandırıcılık suçundan da mahkûm olması gerektiğine, resmi belgede sahtecilik suçundan daha fazla ceza ile mahkûm edilmesi gerektiğine ilişkindir. 2. Sanığın temyiz isteği; suça konu çekin kendisine başkası tarafından verildiğine, sahte olduğunu bilmediğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanık hakkında, katılandan aldığı mal karşılığında suça konu sahte çeki vermek suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. 2. Katılan anlatımlarında; sanığa bedeli bir hafta sonra ödenmek üzere makine sattığını, sanığın 6 ay geçtiği halde borcunu ödemeyince suça konu çeki verdiğini beyan etmiştir. 3. Sanık sorgusunda; suça konu çeki açık kimlik bilgisi ve adresini bilmediği Hüseyin adlı kişinin kurye ile yolladığını, çekte Hüseyin'in cirosunun bulunmadığını, sahte olduğunu bilmediğini beyan etmiştir. 4. Yapılan kriminal inceleme sonucunda, suça konu çekin hakiki olduğu, çek üzerinde evvelce mevcut ibarelerin fiziksel yolla silinmesinden sonra husule getirildiği, sahtecilik ilk nazarda ve kolaylıkla fark edilemeyecek nitelikte olduğundan aldatma niteliğinin bulunduğu tespit edilmiştir. 5. Mahkemece; suça konu çekin incelenerek harici görünümü itibarıyla tüm unsurları tamamlanmış normal vasıflı bir çek olduğu şeklinde gözlem yapıldığı görülmüştür. 6. Mahkemece; resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet, katılan ve sanık anlatımıyla suça konu çekin önceden doğan borca karşılık verildiği anlaşıldığından nitelikli dolandırıcılık suçundan beraat hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. Tekerrüre esas alınan ilamın 07.01.2010 tarihinde kesinleşen, elektrik hırsızlığı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendine göre hükmolunan hapis cezasına ilişkin olması ve 05.07.2012 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun'un 82 nci maddesi uyarınca yürürlükten kaldırılarak 5237 sayılı Kanun'un 163 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yeniden düzenlenmesi, anılan Kanun'un geçici 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında; elektrik enerjisi hakkında hırsızlık suçundan mahkûmiyeti bulunan kişinin anılan Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içinde zararı tamamen tazmin etmesi halinde verilen cezanın tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılacağının hükme bağlanmış olması karşısında, söz konusu ilamla ilgili olarak uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre tekerrüre esas alınıp alınmayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. B. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. İddia, savunma, katılan anlatımı ve tüm dosya kapsamı karşısında, yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığına dair Mahkeme kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.11.2015 tarihli ve 2015/62 Esas, 2015/278 Karar sayılı kararında katılan vekili ve sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekili ve sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.10.2023 tarihinde karar verildi.