Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/21887 E. 2025/7606 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/21887
- Karar No
- 2025/7606
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/258 E., 2015/85 K. SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kamu davasının düşürülmesi, bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: A. Bilişim Sistemlerinin, Banka Veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz Yönünden Tebliğnamede sanık hakkında, 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f maddesi gereğince kamu davası açıldığı halde ek savunma hakkı tanınmadan aynı maddenin birinci fıkrasının son cümlesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 226. maddesine muhalefet edilmesi nedeniyle hükmün bozulması gerektiği yönünde görüş serdedilmiş ise de; emsal olaya ilişkin C.G.K'nun 22.03.2023 tarih, 2022/11-551 Esas, 2023/177 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f maddesinde suç oluşturan fiilin, aynı Kanun'un birinci fıkrasının son cümlesinde ise bu fiile uygulanacak ceza miktarının düzenlendiği, suça konu iddianamede yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıklandığı, sanığa üzerine atılı suçun ne olduğunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde anlatıldığı, buna göre sanığa savunmasını yapabilme ve delillerini sunabilme imkanı tanındığı, sanığın kime karşı ne şekilde ve hangi fiille suç işlediğini bildiği, cezanın arttırılmasını gerektiren ve sonradan ortaya çıkan bir husus olmadığı gibi suç vasfında da bir değişiklik söz konusu olmadığı, sanığın savunma hakkının kısıtlanmadığı, bu hususta ek savunma verilmesine gerek olmadığı anlaşıldığından hükmün bu nedenle bozulması yönündeki tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir. Sanık hakkında hükmolunan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevrileceğine karar verilmiş ise de; adlî para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/3. maddesinde belirtildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 23.01.2018 tarihli ve 2017/12-463 Esas, 2018/20 Karar sayılı kararı uyarınca da bu hususun, sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezalarına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesinin birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin, infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden, bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz Yönünden Katılan ...'in C. Savcılığındaki beyanına göre peynir karşılığı atılı suça konu çeki sanıktan aldığı tarihin 31.12.2006 olduğu ve bu tarihin suç tarihi olarak kabulü gerektiği belirlenerek yapılan incelemede Sanığa yüklenen "resmi belgede sahtecilik" suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, 31.12.2006 suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanığın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, 19.06.2025 tarihinde karar verildi.