Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/21398 E. 2025/12103 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/21398
- Karar No
- 2025/12103
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/195 E., 2015/192 K. SUÇ : Bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, Katılanlar vekilinin temyiz isteğinin, sanıklar ... ve ... hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik olduğu, Yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.03.2014 tarihli ve 2013/12-74 Esas, 2014/140 Karar sayılı kararı ve istikrar kazanan diğer kararlarında da vurgulandığı üzere; ceza yargılanmasında sanığın sorgusu yapılmadan hüküm kurulabileceğine ilişkin kuralın, fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen bir durumun varlığı halinde, başka bir deyişle derhal beraat kararı verilmesi ile sınırlı olarak uygulanabileceği, delillerin takdir ve tayini gereken durumlarda ise sanığın sorgusu yapılmadan hüküm kurulamayacağı gözetilmeden, somut olayda, sanık ...'in sorgusu yapılmadan, görevsiz mahkemede alınan savunması ile yetinilip mevcut kanıtlar tartışılarak delil takdiri suretiyle karar verilmesi, 2. Aralarında menfaat çatışması bulunan sanıkların ayrı müdafiler tarafından savunulması gerektiği gözetilmeden, aynı avukatın veya yetki verdiği diğer avukatların, her üç sanık müdafii olarak oturumlara katılıp savunma yapmaları suretiyle 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 38... sayılı CMK'nin 152. maddesine aykırı davranılması, 3. ... Türk Anonim Şirketinin 27.03.2013 tarihli yazısında, suçta kullanıldığı iddia olunan ve sanık ... adına kayıtlı hesaptan değişik zamanlarda farklı şubelerden sanık ...'in hesabına para havalesi yapıldığı, sanık ...'ın banka hesabına ilişkin herhangi bir kişiye yetki verilmediğinin belirtilmesi, bilirkişi raporunda, 18.01.2008 tarihinde katılan ... Platform İletişim Hizmetleri A.Ş.'den sanık ...'ın hesabına gelen 21.999,86 TL'den 20.000,00 TL'sinin sanığın kredi borcu ödemesinde kullanıldığının belirtilmesi karşısında; sanık ...'ın hesabından sanık ...'ün hesabına, şubeden yapılan para havalesine ilişkin işlem dekontlarının getirtilip incelenerek işlem tutarının ve işlemin hangi tarihlerde ve kim tarafından yapıldığının tespiti, sanık ...'ın kredi borcunun bulunup bulunmadığı, varsa 20.000,00 TL paranın kredi borcu ödemesinde kullanılıp kullanılmadığı ve kullanılmış ise kredi borcunun ne şekilde (hesaba yatan paranın otomatik olarak kredi borcuna mahsup edilmesi, ATM ve internet bankacılığı yoluyla mı, yoksa sanık ... veya bir başkasının talimatı ile mi) ödendiğinin ilgili bankadan sorulması, sonucuna göre sanık ...'ın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle hüküm kurulması, 4. Kabule göre; a. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi uyarınca adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma kararı verilebileceği de gözetilerek hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde para cezalasının ödenmemesi halinde hapse çevrilmesine karar verilmesi,
b. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafii ve katılanlar vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca, Tebliğnameye aykırı olarak, oybirliğiyle, BOZULMASINA, 24.09.2025 tarihinde karar verildi.