Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/817 E. 2025/7575 K. – Taksirle Öldürme
Konu: Taksirle Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/817
- Karar No
- 2025/7575
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Öldürme
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2470 E., 2020/2526 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii, katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi;
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 53/6. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 2 yıl 10 ay süreyle sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince katılanlar vekilinin ve sanık müdafiinin istinaf taleplerinin kabulü ile kararın kaldırılarak, sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62, 53/6. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 2 yıl süreyle sürücü belgesinin geri alınmasına oyçokluğuyla karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin temyiz isteminin esastan reddi, katılanlar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar vekilinin temyiz isteği, bölge adliye mahkemesince belirlenen ceza miktarının eksik olduğunu, sanık hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğini, orantılılık ilkesine aykırı şekilde az olduğunu, takdiri indirim uygulanmaması gerektiğini, sanık müdafiinin temyiz isteği, sanığa hükmedilen cezanın fazla olduğunu, yaya olan ölenin kusurunun dikkate alınması gerektiğini, geçimini şoförlükten sağlayan müvekkili adına ehliyetinin geri alınma süresinin fazla olduğunu, kararın bozulması gerektiğini, sanığın temyiz isteği, kazanın olduğu yerin işlek cadde olduğunu, bu caddede orta refüjden yayanın geçebileceğini öngörmenin mümkün olmadığını, yaya olan ölenin sağlık problemlerinin olduğunu, kusurun hatalı belirlendiğini, hükmolunan cezanın fazla olduğunu, şoför olduğunun ehliyetinin alınması sürenin fazla olduğunu, belirtmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanığın çalıştığı şirkete ait Transporter tipi otomobille, yerleşim yeri içinde, gündüz vakti, havanın açık, yolun kuru olduğu, kaza noktasına 72 metre ilerisinde trafik ışıklarının olduğu halde, üç şeritli bölünmüş, asfalt kaplama caddede, beraberinde mesai arkadaşları ... ve ... olduğu halde seyrederken, ... Caddesi No:265 civarına geldiğinde açık olan şoför mahallindeki camdan dışarıya uçan evrakları alabilmek amacıyla durup geri geri manevra yaptığı sırada sol gerisinden orta refüj üzerinden karşıdan karşıya geçmek için kaplamaya giren yaya ...'e, aracının arka kısımlarıyla çarparak ölümüne sebebiyet verdiğinin kabul edildiği olayda; trafik yoğunluğunun mevcut olduğu yolda, arka geri görüş kamerası olmadığı anlaşılan panelvan kasalı aracı ile ön camdan yola düşen evrakları almak için durup, özellikle tam aracının arka kısmında aynalar tarafından görüntülenemeyen alanda birinin karşıdan karşıya geçebileceğini bildiği, bilmesi gerektiği halde, akan trafikte ters istikamette geri geri aynalarını kontrol etmeden gitmesi ve normal bir şekilde karşıdan karşıya geçmekte olan maktüle çarpıp ölümüne sebep olması nedeniyle bilinçli taksirle hareket ettiği, mahkemece asli kusuruyla neticeye sebebiyet verdiği kabul edilen sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki bilinçli taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular, Bölge Adliye Mahkemesince isabetli görülmüşse de, bir kişinin ölümü ile sonuçlanan kazada temel cezanın fazlaca teşdit uygulandığı ve yine sanığın yan camdan dışarıya uçan dosyasını alabilmek için geriye doğru 7-8 metre kadar manevra yaptığı dikkate alındığında geriye doğru araçları kontrol ederek manevra yapan sanığın yoğun araç akışına rağmen beklenmedik şekilde yaya geçidi bulunmayan mahalden sol taraftaki refüjden bir yayanın yola çıkarak karşıdan karşıya geçmeye çalışacağını öngörmüş olduğu heyetimiz çoğunluğunca kabul edilmeyerek sanığın bilinçli taksir ile hareket etmediğine kanaatine varıldığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE ve KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin tüm, katılan vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Olay günü sanığın kullandığı araç ile kaza mahalline geldiğinde araç içerisinde bulunan dosyasının, aracın camından uçması üzerine durarak trafik akışının çok yoğun olduğu, bölünmüş yolda geri geri, düşen dosyaları almak üzere gittiği sırada orta refüjde bekleyip yolun karşı tarafına geçmek üzere hareket eden müteveffaya çarparak ölümüne sebebiyet verdiği olayda; sanığın eylemini bilinçli taksir ile gerçekleştirdiği ve cezasında 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiği gözetilmemesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle katılanlar vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-b maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.11.2025 tarihinde karar verildi.