Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/18851 E. 2025/12391 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/18851
- Karar No
- 2025/12391
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2011/258 E. 2015/58 K. SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. Sanık ... hakkında mağdurlar ..., ..., ..., ...,...,..., ... ve katılan ...'a karşı nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümler ile sanık ... hakkında kurulan hükümler yönünden 5237 sayılı Kanun'un 158. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için, failin, ismen söylemese bile kimden söz edildiğini karşı tarafın anlayacağı şekilde makamı, rütbesi, unvanı ve lakabını beyan etmesinin yanı sıra lakabını söylediği kamu görevlilerini tanıdığını, hatırının sayıldığını ve işini yaptırabileceğini belirterek mağduru kandırması gerektiği; sanıklar ... ve ...’ın mağdurlar ve katılanı işe yerleştirebileceklerini söyleyip bu hususta inandırdıkları ve mağdurlar ...’den 150 TL, ...’den 160 TL, ...’den 160 TL, ...’dan 160 TL, ...'dan 160 TL, ...’dan 160 TL ve katılan ...’dan 1.050 TL para aldıkları yine sanıkların mağdur ...’e de benzer şekilde aldatıcı söz ve davranışlarda bulunarak emekli edebileceklerini söyledikleri ancak mağdur ...'in sanıkların dolandırıcı olduklarını düşünerek para vermediği iddia edildiği olayda, suçun sübutu halinde eylemlerin 5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturacağı belirlenerek yapılan incelemede; Sanık ...'a yüklenen ''basit dolandırıcılık'' suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan sanıkların sorgusunun yapıldığı 11.06.2009 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği, yine sanık ...'ın ,UYAP üzerinden MERNİS aracılığıyla ulaşılan nüfus kaydına göre hükümden sonra 03.08.2021 tarihinde vefat ettiği anlaşılmakla, hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK'nın 64/1 maddesi uyarınca düşürülmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla; Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık ... hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle, sanık ... hakkındaki kamu davalarının ise ölüm nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, II. Sanık ... hakkında katılanlar ... ve ...'a karşı nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümler yönünden Sanık ...'un, katılan ...'a yanında bulunan sanık ...’ın ... Rektörünün yeğeni olduğunu isterse onu üniversitede işe yerleştirebileceklerini söyleyip bu hususta katılan ...'ı inandırdığı, sanıkların katılan ...’dan dosya parası adı altında 525,00 TL para aldığı yine katılan ...’dan da aynı gerekçelerle 800,00 TL para almak suretiyle haksız menfaat temin ettiğinin anlaşılması karşısında; sanık ...'un katılanlara yönelik eylemlerinin 5237 sayılı TCK'nın 158/2 maddelerinde düzenlenen “kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu ve sanığın atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken, yasal ve yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 30.09.2025 tarihinde karar verildi.