Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/35525 E. 2025/12444 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/35525
- Karar No
- 2025/12444
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2011/41 E., 2015/314 K. SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi, dolandırıcılık, nitelikli dolandırıcılık HÜKÜMLER ve KARARLAR : Mahkumiyet, beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade,onama, düzeltilerek onama, düşme, bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlar ile 5809 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükümler haricinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1. Sanıklar ... ve ... hakkında özel belgede sahtecilik suçlarından ayrı ayrı verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlar yönünden yapılan incelemede; Sanıklar hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, karar tarihi itibarıyla aynı Kanun'un 231/12. maddesi gereği itirazı kabil olup temyizinin mümkün bulunmadığı, kanun yolu incelemesinin itiraz mercisince yapılması gerektiği anlaşılmakla, dava dosyasının Tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
2. Sanıklar ... ve ... hakkında 5809 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan kurulan hükümler yönünden yapılan incelemede; Sanıklar hakkında hükmolunan netice cezanın türü ve miktarı gözetildiğinde 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2 nci maddesi uyarınca hükmün kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmakla, katılan vekili ile sanıklar ... ve ... müdafinin temyiz istemlerinin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 317. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
3. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen beraat hükümleri yönünden yapılan incelemede; Sanıklara atılı eylemlerin başkası adına nüfus cüzdanı fotokopileri ve çeşitli kurumlara ait belgelerin kullanılarak sahte abonelik sözleşmeleri ile faturalı hat alınması ve bu hatlara bağlı olarak modem, bilgisayar, telefon vb. ürünlerin haksız yere temin edilmesi nedeniyle bu suçların sübutu halinde vasıflarının nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağı anlaşılmakla zamanaşımı süresinin dolmadığı ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.02.2013 tarih 2011/5-137 Esas ve 2013/58 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere aynı davada yargılandığı suçların tamamından beraat etmemiş olması nedeniyle müdafii tarafından sunulan avukatlık hizmetinin bölünmesi mümkün olmadığından beraat ettiği suç açısından vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmeyeceği belirlenerek yapılan incelemede; Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen ve değerlendirilen delillere, Mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan kanaat ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak dosya içeriğine uygun şekilde açıklanan gerekçeye göre; yüklenen suçların sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı Mahkemece kabul ve takdir kılınmış olmakla, katılan vekili ile sanıklar ..., ... ve ... müdafinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükümlerin Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA
4. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen beraat hükümleri ile sanık ... hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan yönünden yapılan incelemede; Sanıklara ..., ..., ..., ..., ...'e yüklenen "Özel belgede sahtecilik" suçu ile sanık ... hakkında "Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi" suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK'nin 207/1. ve 165/1 maddeleri uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun'un 66/1-e,67/4 maddeleri gereği öngörülen 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin, suç tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla katılan vekili ile sanıklar ..., ... ve ... müdafinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
5. Sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen mahkumiyet hükümleri yönünden yapılan incelemede; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından hükümlerde bu yönlerden hukuka aykırılık görülmemiş olup aksi hususları içeren tebliğnamedeki düşünceye de iştirak edilmemiştir, ancak ;
Sanıklara yüklenen ve yargılamaya konu fiillere uyan 5237 sayılı Kanun'un 158. maddesinin (d) bendinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçundan zarar göreninin GSM şirketi olduğu, (aynı GSM şirketinin farklı bayilerine karşı işlenen suçun tek bir mağdura karşı işlendiğinin kabul edileceği) ayrıca sanıklar tarafından açtırılan hatlar ile bu hatlara ek telefon, modem, bilgisayar vb. ürünlerin alını bunlara dair düzenlenen son fatura tarihlerinin suç tarihi olması ve sanıkların dosya kapsamında ... İletişim Hizmetleri A.Ş.'ye yönelik birden fazla kez haksız menfaat temin etmeleri karşısında, 5237 sayılı TCK'nin 43. maddesi uyarınca, "bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi..." durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu da gözetilerek; açıklanan ilkeler doğrultusunda, öncelikle suç tarihlerinin belirlenerek sanıkların katılan GSM şirketine yönelik eylemlerinde, sanıkların fiillerinin her birinin yenilenen suç kararıyla işlenmiş ayrı suçları mı yoksa bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenen zincirleme suçu mu oluşturduğunun karar yerinde tartışılarak değerlendirilmesi ve sanıkların kastının ayrı ayrı olup olmadığının belirlenmesi; aynı suç işleme kararıyla fakat değişik zamanlarda gerçekleştirildiğinin anlaşılması durumunda; kül halinde TCK'nin 43. maddesi gereğince zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması gerektiği de gözetilerek eksik araştırma ile yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması, Kabule göre de; 1-Sanıkların katılan ...'a yönelik eylemi yönünden 158/1-d bendinin yanında 158/1-f bendinden de hüküm kurulmuş olması karşısında eylemlerinde 158/1-f maddesinin ne şekilde oluştuğunun belirtilmemiş olması ayrıca 158/1-f maddesinin suç tarihi itibariyle hapis cezasının alt sınırının 3 yıl olmasına rağmen mahkemece 2 yıl 2 ay hapis cezasının temel ceza olarak belirlenerek eksik hapis ve adli para cezası tayini, 2-Sanıkların katılan ...'a yönelik eylemlerinin teşebbüs aşamasında kaldığı belirtmiş olmasına rağmen zararın giderilmemesi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın uygulanmamasına karar verilerek çelişkiye düşülmesi, Yasaya aykırı, katılan vekili ve sanık ... müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin Tebliğname'ye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, 01.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.