Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/1422 E. 2023/10027 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/1422
- Karar No
- 2023/10027
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/99 E., 2015/398 K. SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.12.2015 tarihli ve 2015/99 Esas, 2015/398 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılanlar ... ve ...'e yönelik nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine, resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suretiyle iftira suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 268 nci maddesi yollamasıyla 267 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafii, müvekkilinin söz konusu suçları işlediğine dair kesin deliller bulunmadığı, kararın yasaya, hukuka ve oluşa aykırı olduğundan bozulmasına karar verilmesi talebiyle hükmü temyiz etmiştir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Müştekinin 2009 yılında kaybettiği sürücü belgesi ile trafik ceza tutanağı düzenlendiği, araç kiralandığı ve senet düzenlenerek borçlu görünmesine sebebiyet verenler hakkında şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturmada; sanığın trafik ceza tutanağında plakası yer alan araç sahibi olması sebebiyle kimlik bilgilerine ulaşıldığı, alınan kriminal rapor uyarınca sahte olduğu belirlenen sürücü belgesi ile trafik ceza tutanağı düzenlenmesine sebebiyet verdiği, iki ayrı araç kiraladığı ve düzenlediği senetler nedeniyle hakkında nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve iftira suçunu işlediği iddia olunmuştur. 2. Sanık savunmasında; üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini, dava konusu sürücü belgesini kullanmadığını, dolandırıcılık suçlarını işlemediğini, müştekilerin hiç birisini tanımadığını beyan etmiştir. 3. 26.04.2012 tarihli trafik ceza tutanağını düzenleyen polis memuru ve olay günü sanığın aracını çeken tanık ... sanığı teşhis etmişlerdir. 4. 22.07.2013 tarihli kriminal raporda; sürücü belgesinin orijinal, fotoğrafın fotoğraf hanesine tam uyum sağlamadığı tespit edilmiş, fotoğraf değişikliği suretiyle sahtecilik yapıldığı ve aldatma kabiliyetini haiz olduğu tespit edilmiştir. 5. 26.05.2015 tarihli celsede sürücü belgesi mahkeme huzurunda incelenmiş; sürücü belgesinin sahibinin ... olduğu, belgedeki şekil şartlarının tam olduğu, fotoğrafın kriminal inceleme sırasında yerinde çıkarıldığı, aldatıcılık kabiliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir. 6. Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarından mahkumiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden 1. Gerekçeli kararda, 17.02.2009 olarak belirlenen suç tarihinin, sanığın sahte sürücü belgesini kullandığı tespit edilen trafik ceza tutanağının düzenlendiği tarih olan 26.04.2012 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür. 2. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. 3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri de reddedilmiştir. B. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu Yönünden 1. Gerekçeli karar başlığında ve sanık hakkında kurulan hükümde sübuta konu suç adının başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması yerine iftira olarak gösterilmesinin mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür. 2. Sanığa isnat edilen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.12.2015 tarihli ve 2015/99 Esas, 2015/398 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.12.2015 tarihli ve 2015/99 Esas, 2015/398 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2023 tarihinde karar verildi.