Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2019/9360 E. 2023/4082 K. – Resmi Belgede

Konu: Resmi Belgede Sahtecilik

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2019/9360
Karar No
2023/4082
Karar Tarihi
Konu
Resmi Belgede Sahtecilik

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkûmiyet Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Çivril Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.05.2015 tarihli ve 2013/237 Esas, 2015/564 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği eksik inceleme sonucu verilen mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın kendisinin alacaklı, katılan ...'nun borçlu, şikayetçi ...'un ise kefil olduğu suça konu 18.750 TL bedelli senedi sahte olarak tanzim ettiği ve bu senetle ilgili 17.12.2012 tarihinde icra takibi başlattığı iddia ve kabul olunmuştur. 2. Sanık savunmasında katılan ...'na verdiği 15.000 TL borç karşılığında suça konu senedi aldığını, katılan ...'nun yanında bulunan ve kendisini ... olarak tanıtan kişinin de senedi kefil sıfatıyla imzaladığını, ancak bu kişinin huzurda bulunan şikayetçi ... olmadığını, borcunun ödenmemesi üzerine senetle ilgili icra takibi başlattığını beyan etmiştir. 3. Katılan ... ifadesinde sanığı köylüsü olması nedeniyle tanıdığını, ancak sanıktan borç almadığını, karşılığında da senet vermediğini belirtmiştir. 4. Şikayetçi ... ifadesinde sanığı tanımadığını, suça konu senetteki imzanın kendisine ait olmadığını belirtmiştir. 5. Temyiz dışı sanık ... savunmasında suça konu senetteki kefil imzasının kendisine ait olduğunu, para alışverişinden sonra isim yazmaksızın açığa imza attığını, suç işleme kastının bulunmadığını beyan etmiştir. 6. İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 27.03.2013 tarihli raporunda inceleme konusu senedin ön yüzündeki tanzimle ilgili el yazıları ile ... ... ve ... Kulçuk adına atılı bulunan imzaların ... ... ile ... Kulçuk’un el ürünü olmadığı belirtilmiştir. 7. Çivril İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/7 Esas sayılı dosyası kapsamında alınan 09.12.2013 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda inceleme konusu senette ... ... adına atılı bulunan imzanın, ... ...’in el ürünü olduğu belirtilmiştir. 8. ... Jandarma Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 08.07.2014 tarihli raporunda inceleme konusu senette ... Kulçuk adına atılı bulunan imzanın ...’in el ürünü olduğu belirtilmiştir. 9. Mahkemece sanığın resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE 1. Belgede sahtecilik suçunda aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının takdirinin ... ait olması nedeniyle, suça konu senet aslının duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, Türk Ticaret Kanunu'nda öngörülen zorunlu unsurları ile aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının kararda tartışılması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması, 2. İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 27.03.2013 tarihli raporunda inceleme konusu senette ... ... adına atılı bulunan imzanın ... ...'in eli ürünü olmadığının belirtilmesine karşın Çivril İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/7 Esas sayılı dosyası kapsamında alınan 09.12.2013 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda suça konu senette ... ... adına atılı bulunan imzanın, ... ...’in eli ürünü olduğunun belirtilmesi karşısında maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde, üniversitede görevli uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulundan veya Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin 23 üncü maddesine göre Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş İhtisas Dairesinden suça konu senetteki borçlu imzasının katılan ... ...'in eli ürünü olup olmadığı hususunda rapor alınmasından sonra toplanan tüm delillerin sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, bilirkişi raporlarındaki çelişkiler giderilmeden ve hangi rapora üstünlük tanındığı da belirtilmeden eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Çivril Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.05.2015 tarihli ve 2013/237 Esas, 2015/564 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.05.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2019/9360, K. 2023/4082, T. 17.05.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2019-9360-e-2023-4082-k-4b293edbf43e