Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2012/20239 E. 2013/9831 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/20239
- Karar No
- 2013/9831
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği, dolandırıcılık HÜKÜM : 1- Sanık ... hakkında davanın tefriki 2- Sanıklar ... ve ... hakkında sahtecilik suçundan; 765 sayılı TCK'nun 342/1, 59/2. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası 3- Sanıklar ... ve ... hakkında dolandırıcılık suçundan; 5237 sayılı TCK'nun 157/1, 62/1, 50. maddeleri uyarınca 59.040 YTL adli para cezası I- Sanık ... hakkındaki kamu davasının tefrikine ilişkin karar, işin esasını halleden nihai nitelikte bir karar olmaması nedeniyle temyize tabi olmadığından, adı geçen sanık müdafiinin vaki temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE, II- Cumhuriyet savcısı ile sanıklar ... ve ... müdafilerinin “dolandırıcılık” suçundan verilen hükümlere yönelik temyizleri üzerine yapılan incelemede; Hükmolunan cezanın süresine göre koşulları oluşmadığından, sanık ... müdafiinin, incelemenin duruşmalı olarak yapılması isteminin, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 318. maddesi uyarınca redddine karar verilmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklar ... ve ...'e yüklenen “dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği 21.12.2004 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, Cumhuriyet savcısı ile sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanıklar ... ve ... hakkında dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8 maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, III- Cumhuriyet savcısı ile sanıklar ... ve ... müdafilerinin, “resmi belgede sahtecilik” suçundan verilen hükümlere yönelik temyizlerine gelince; Sanık ...'in adli sicil kaydındaki mahkumiyetine ilişkin kararın, kesinleşme ve infaz tarihini de içeren onaylı örneği getirtilerek, tekerrür hükmün uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılmaması karşı temyiz olmadığından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca; kararın gerekçe bölümünde, 765 sayılı TCK ile 5327 sayılı TCK'nun olaya ilişkin tüm hükümleri uygulanıp, cezalar kişiselleştirilerek sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden ve gerekçesi de gösterilmeden. 765 savılı TCK'nun lehe olduğuna ilişkin kabulün, 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesindeki hak yoksunlukları nedeniyle aleyhe olup sonucu itibariyle doğru olması nedeniyle bozma sebebi yapılmamıştır. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre Cumhuriyet savcısı ile sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; ancak: 1- Sanık ...'in, yetkilisi olduğu şirketteki hisselerini Kasım 2004 tarihinde devredip, şirketi temsil yetkisi bulunmadığı halde geriye dönük olarak şirketi borçlandıracak şekilde 08.09.2004 tanzim, 08.10.2004 ödeme tarihli senedi, arkadaşı olan diğer sanık ...'i alacaklı göstererek sahte olarak düzenlediği, Atilla'nın da ciro ederek firari sanık ...'a devrettiği iddiasına karşı, sanık ... aşamalarda değişmeyen savunmalarında, suça konu senedi tanzim tarihi olarak görünen tarihte düzenlediğini, bu senede karşılık, diğer sanık ... aracılığı ile ...'tan borç para alıp, şirketin vergi borçlarının ödenmesi için müşteki ...'a verdiklerini ifade etmiş olması karşısında; suç tarihinin ve bu tarihte şirket yetkilisinin kim olduğunun tespiti amacıyla, suça konu senette borçlu şirketin kaşesinin basılmamış olması da dikkate alınarak, varsa şirkete ait kambiyo senetleri defterinde ya da şirket kayıtlarında bahsi geçen senedin yer alıp almadığının araştırılması, kayıtlarda yer almadığının anlaşılması halinde, senedin sonradan geçmiş tarihli olarak düzenlenmiş olması ihtimali de göz önüne alındığında, en geç takibe konulduğu 21 Aralık 2004 tarihinde düzenlenmiş olması gerekeceğinden, senedin tanzim ve vade tarihi ile takibe konulduğu tarihte şirket temsilcisinin kim ya da kimler olduğunun İstanbul Ticaret Sicil Memurluğundan sorulmak suretiyle tespitinden sonra sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturmayla yazılı şekilde karar verilmesi, 2- Senet borçlusunun Alvays Restorant Turizm İşletmeleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olması nedeniyle, suçtan doğrudan doğruya zarar görenin şirket tüzel kişiliği olduğu ve 08.09.2005 tarihinde davaya katılmasına karar verildiği halde, şirket ortağı müşteki ...'ın da müdahiliğine karar verilmesi yasaya aykırı, 3- Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nun 231 ve TCK'nun 7/2. maddeleri gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısı ile sanıklar ... ve ... müdafilerinin, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 11.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.