Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2011/8104 E. 2012/514 K. – Resmi Belgede
Konu: Resmi Belgede Sahtecilik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2011/8104
- Karar No
- 2012/514
- Karar Tarihi
- Konu
- Resmi Belgede Sahtecilik
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Sanık ...; 5237 sayılı TCK'nun 204/1, 43/1, 31/3, 62, 51. maddeleri gereğince 1 yıl 15 gün hapis cezası, tecil Sanıklar ... ve ...; beraat
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nun 217. maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşamayan mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamenin 2. bendindeki sanık ... hakkında da suçun sübuta erdiğine ilişkin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. I- Katılan vekilinin sanık ... hakkında kurulan mahkümiyet hükmüne yönelen temyizinde; Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediği mahkemece dosya içeriğine uygun şekilde gerekçeleri gösterilerek kabul ve takdir kılınmış olduğundan katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, II- Katılan vekilinin sanık ... ... (...) hakkındaki mahkümiyet, sanık ... ... (...) müdafiinin de mahkümiyet hükmüne yönelen temyizlerinde; Yapılan duruşmaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre katılan vekili ve sanık ... ... (...) müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine ancak: Sanık ... ... (...)’ın, kardeşi olan katılan ... ...’a ait nüfus cüzdanını kullanarak noterde düzenlettiği vekâletnamenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olduğu ve TCK’nun 204/1. maddesi uyarınca hükmolunan cezasının aynı Yasanın 204/3. maddesi uyarınca arttırılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde eksik ceza tayini, III- Katılan vekilinin sanık ... hakkındaki beraat kararına yönelen temyizine gelince; Sanık ...’ın 07.10.2008 tarihli oturumda, “eşimin öldürülmesinden sonra zor durumda kaldığım için eşimden kalan ev ve arabayı satmak zorunda kaldım, bu mecburiyetten dolayı işlemler sırasında kızım olan ... yerine diğer kızım olan ... ... imzaları attı, aç kaldığımızdan satmak zorunda olduğumuzdan böyle davrandık, kızım olan ... ...'ı çok aradım, bulamadım, kaçarak evlenmişti, kaçmış olması nedeniyle kendisine dargınlığımız vardı, evin ve arabanın satışından sonra kendisine düşen payı sonradan kendisine ödedim”, şeklindeki beyanı, sanık ... (...) ...’ın aynı oturumdaki “ablam olan ... ... kaçarak evlendi, babamın vurulmasından sonra babamdan kalan ev ve arabayı ihtiyacımız nedeniyle satmamız gerekiyordu, kendisini telefonla aradık, babamın ölümüne inanmadı, malları satacağımızı haber veremedik, malların satışı için yapılan işlemlerde ablam ... ... yerine imzaları ben attım, ablam evlenmek için evden kaçtığında kimliği evde kalmıştı, işlemler sırasında ... ...’ın kimliğini kullanarak onun yerine ben imza attım, o tarihte benim yaşım küçük olduğundan bana velayeten annem imza attığından benim ayrıca imza atmam gerekmiyordu, olayların bu şekilde olduğundan noter görevlisinin ve tapu görevlisinin haberi yoktur, bu şekilde satış planını annem ... ile ikimiz yaptık, kardeşim olan diğer sanık ...'in haberi yoktu” şeklindeki açık ikrarları karşısında sanık ...’ın, sanık ... (...) ...’ı azmettirmek suretiyle fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek suça iştirak ettiği ve yüklenen zincirleme biçimde kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmi belgede sahtecilik suçu sübuta erdiği gözetilmeden, suça konu belge üzerindeki imzayı atanın sanık ... (...) ... olduğundan bahisle mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesi, Yasaya aykırı, katılan vekili ve sanık ... ... (...) müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 18.01.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.