Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2011/410 E. 2013/2289 K. – Resmi Belgede

Konu: Resmi Belgede Sahtecilik

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2011/410
Karar No
2013/2289
Karar Tarihi
Konu
Resmi Belgede Sahtecilik

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : 765 sayılı TCK.nun 342/1, 80, 59/2. maddeleri gereğince 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılması, Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve taktirine incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak: 1) 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesinde, suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK’nun 80. maddesinden farklı olarak "değişik zamanlarda" denilmesi karşısında; aynı anda gerçekleşen fiillerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığından, sanığın gerçekte torunları olan ...'yi 04.09.2002 tarihinde, ... ve ... ise 16.09.2003 tarihinde resmi nikahlı eşi ...'den olan çocuklarıymış gibi sahte içerikli “mernis doğum tutanakları” düzenlenmesini sağlayıp aynı anda nüfusa tescil ettirmekten ibaret eylemlerinin suç tarihlerinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK'nun 342/1, 80. maddesine uyan iki ayrı "resmi belgede sahtecilik" suçunu oluşturduğu, ancak somut olayda 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesinin uygulama koşulunun oluşmadığı, bu nedenle sanığın 04.09.2002 ve 16.09.2003 tarihinde gerçekleştirdiği eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nun 204/1. maddesi kapsamında iki ayrı resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı ancak sanığın güttüğü amaç suç konusunun önemi, kastın yoğunluğu ve sahte belge sayısı dikkate alınarak 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi dikkate alınarak temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayini gerektiği cihetle 5237 sayılı TCK ile yapılacak uygulamanın lehe sonuç doğuracağı gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın nüfusa kaydettirdiği her üç torunu için eylemlerinin ayrı ayrı zincirlemeli resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesi, 2) Kabule göre de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.04.2007 gün ve 32-97 ile 06.11.2007 gün ve 190-228 sayılı kararları başta olmak üzere birçok kararında da ayrıntılı olarak vurgulandığı üzere; cezaların içtimaı bir infaz kurumu ve işlemidir. İçtimaa dâhil olan suçlar hukuken bağımsızlıklarını korurlar ve her suç yönünden ayrı ayrı sonuç doğururlar, 1412 sayılı CMUK, 765 sayılı TCK ve 647 sayılı CİK döneminde kabul edilen bu ilkeler, 5271 sayılı CMK, 5237 sayılı TCK ve 5275 sayılı CGTİK döneminde de geçerliliğini korumaktadır. Yeni yasal dönemde yasa koyucu cezaların içtimaına ilişkin kurallara 5237 sayılı Yasa içinde yer vermemek suretiyle, infaz hukukunu daha net ve daha doğru bir yasal temele kavuşturmuştur. Bu ilkeler ve yasal düzenlemeler kapsamında, suçların her biri için tayin edilen cezanın dikkate alınması suretiyle , adli sicil kaydında yer alan geçmiş hükümlülüğüne ilişkin ilamın infaz şerhli onaylı örneğinin getirtilip, silinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştılarak sonucuna göre, hükümden önce, 08.02.2008 günlü 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nun 231 ve TCK’nun 7/2. maddeleri gereğince, sanık hakkında 'hükmün açıklanmasının geri bırakılması' kararı verilip verilmeyeceği hususunun tartışılmaması, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 13.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2011/410, K. 2013/2289, T. 13.02.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2011-410-e-2013-2289-k-3f7eba4f4317