Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/11485 E. 2012/21971 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/11485
- Karar No
- 2012/21971
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgeyi bozmak, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak HÜKÜM : TCK.nun 191/2, 3, 4. maddelerine göre tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına..., TCK.nun 205/1, 62, 53/1, 58/6, 54. maddelerine göre 1 yıl 8 ay hapis cezası, hak yoksunluğu, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına, zoralıma,
1-)Sanığın, “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak” suçundan verilen hükme yönelik temyizi üzerine yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.03.2012 tarih, 2011/785-2012/101 sayılı kararı ile buna uyumlu Daire kararlarında da açıklandığı üzere, “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma” suçundan dolayı TCK.nun 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince verilen “tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararın, sözü edilen fıkraya 6217 sayılı kanunla eklenen cümlenin yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihinden önce ya da sonra verilip verilmediğine bakılmaksızın, temyize değil itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle, itirazla ilgili gerekli kararın yetkili ve görevli itiraz merciince verilmesi için dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na İADESİNE, 2-)Sanığın, “resmi belgeyi bozmak” suçundan verilen hükme yönelik temyizine gelince; 5327 sayılı TCK'nun 205. maddesindeki “resmi belgeyi bozmak” suçunun oluşabilmesi için belgenin içeriğindeki bilgilerin anlaşılmaz, kullanılamaz hale getirilmekle birlikte belgenin maddi varlığına dokunulmaksızın ondan faydalanma olanaklarının ortadan kaldırılması gerekeceği gibi, genel kasıtla işlenen bu suçta failin, hak sahibinin belgeden yararlanmasını önlemek amacıyla hareket etmesi gerekmektedir. 28.11.2006 günlü iddianame ile sanığın, bir şekilde ele geçirdiği ...'e ait sürücü belgesine, gayri resmi eşi ...'un fotoğrafını yapıştırdığı iddiası ile açılan davada, sanığın aşamalarda değişmeyen savunmalarında, sürücü belgesini bulduğunda üzerinde fotoğraf olmadığını, bu halde bulduğu sürücü belgesine birlikte yaşadığı...'nın fotoğrafını yapıştırıp pres yaptırdığını belirttiği ve bu savunmanın aksini kanıtlayan her hangibir delil bulunmadığı gibi sanığın, sürücü belgesindeki ...'e ait fotoğrafı söktüğü, üzerindeki bilgilerde silmek, boyamak, kapatmak gibi hareketlerle değişiklik yaptığına dair her hangi bir iddianın da bulunmaması nedeniyle eylemin, TCK.nun 205. maddesindeki “resmi belgeyi bozmak” suçunu oluşturmayacağı, bulduğunda fotoğrafsız olan sürücü belgesine fotoğraf yapıştırmak suretiyle geçerli bir sürücü belgesi haline getirmesinden ibaret olan bu eyleminin, unsurlarının varlığı halinde aynı kanunun 204/1. maddesindeki “resmi belgede sahtecilik” suçunu oluşturacağından, belgede sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayininin hakime ait olduğu da gözetilerek, aslı adli emanette bulunan suça konu sürücü belgesinin duruşmada getirtilip incelenip özelliklerinin duruşma tutanağına geçirilmesi, yapılan sahteciliğin aldatma yeteneğini haiz olup olmadığı hususu kararın gerekçesinde tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini ile belge aslının denetime olanak verecek şekilde dosya içerisinde bulundurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 18.12.2012 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Somut olayda sanık hakkında “resmi belgeyi bozmak” suçundan dava açılırken iddianamede; “ikametinde .. yapılan arama sırasında suç teşkil eden … ... adına düzenlenmiş sürücü belgesi … ele geçirildiği, Şüpheli ...’un gayrı resmi eşi olan ...’un bilgisi dışında onun resmini, ... adına düzenlenmiş sürücü belgesine yapıştırarak resmi belgeyi bozduğu, …Bu şekilde şüphelinin adli emanetin 2005/730 sırasında kayıtlı ... adına düzenlenmiş sürücü belgesindeki resim kısmına ...’un resmini yapıştırarak TCK 205. maddesindeki resmi belgeyi bozmak suçunu işlediği, …anlaşılmakla, Şüphelinin sevk maddeleri gereğince yargılamasının yapılarak suçun sübutu halinde cezalandırılmasına karar verilmesi,” şeklindeki anlatımla TCK’nun 205. maddesi uyarınca cezalandırılması talep edilmiştir. Sanık, ... adına düzenlenmiş sürücü belgesini dışarıda üzerinde fotoğraf olmadığı halde bulduğunu, eve getirerek gayri resmi olarak birlikte yaşadığı ...’un resmini yapıştırdığını savunmuştur. Savunmanın aksine olarak sürücü belgesini bulduğunda üzerinde ...’in fotoğrafı olduğuna ilişkin bir delil bulunmadığından ve bu haliyle geçerli bir resmi belge niteliğini taşımadığından, olayda sayın daire çoğunluğunun da belirttiği gibi “resmi belgeyi bozmak” suçunun unsurları gerçekleşmemiştir. Ancak yine sayın çoğunluğun belirttiği gibi unsurları varsa sanığın eyleminin TCK’nun 204/1. maddesi kapsamında “bir resmî belgeyi sahte olarak düzenlemek” suçunu oluşturabileceği düşünülebilir ise de kanaatimce iddianamede bu suçtan açılmış dava bulunmamaktadır. Zira yukarıda aynen yer verilen iddianamede görüldüğüüzere, sanığın suç teşkil eden eylemi çok açık bir şekilde “gayrı resmi eşinin resmini, ... adına düzenlenmiş sürücü belgesine yapıştırarak resmi belgeyi bozmak” olarak anlatılmıştır. Herhangi bir şekilde sahtecilikten, sahte belgenin düzenlenerek kullanılmasından bahsedilmemektedir. CMK’nun 225. maddesine göre mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir ancak hüküm, iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil hakkında verilebilir. Aynı yasanın 226. maddesine göre, sanığa isnat edilen suçun hukukî niteliğinin değişmesi halinde ek savunma hakkı tanınması suretiyle başka suçtan hüküm kurulması mümkün ise de bunun için öncelikle ve açıkça, açılmış bir davanın bulunması zorunludur. Sanığın eylemi “gerçeğe aykırı resmi belge düzenlemek” suçunun kanuni tanımındaki unsurları içerse bile dava konusu edilmemişse bu eylemden dolayı yargılama yapılması ve hüküm kurulması mümkün değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Kararında belirtildiği gibi “İddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna aykırıdır. Bu bakımdan iddianamenin ayrıntılı olması, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık; sorgusundan önce iddianame okunduğunda üzerine atılı suçun ne olduğunu anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve kanıtlarını sunabilmelidir. Yüklenen suç açık ve net olarak belirlenmeli, savunma hakkı kısıtlanmamalıdır.” (20.01.2004, 2003/313 E., 2004/6 K.) İddianamede sanığın eylemi “gayrı resmi eşinin resmini, ... adına düzenlenmiş sürücü belgesine yapıştırarak resmi belgeyi bozmak” şeklinde ifade edilmiştir. İster özel, isterse resmi belge olsun, belgeyi bozmak suçunun hareket unsuru belgenin delil olma değerini bozmak veya değiştirmek, netice unsuru ise belgenin kullanılmasını önlemektir. Buna göre, üzerinde gerçek sahibinin fotoğrafı bulunmayan sürücü belgesi, hukuken geçerli resmi veya özel bir belge niteliğinde olmadığından, sanığın eyleminde resmi veya özel belgeyi bozmak suçunun unsurları gerçekleşmemiştir. Buna göre sanık hakkında TCK’nun 204/1. maddesi kapsamında “gerçeğe aykırı resmî belge düzenlemek” suçundan açılan dava bulunmadığı, “resmi belgeyi bozmak” suçundan açılan davada ise suçun unsurları gerçekleşmediğinden, beraat kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararının bozulması düşüncesinde olduğumdan,, sayın çoğunluğun “resmi belgede sahtecilik” suçundan açılmış dava bulunduğu kabul edilerek, yapılan sahteciliğin aldatma yeteneğini haiz olup olmadığı hususu tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir edilmesi gerektiği yönündeki kararına katılamıyorum.