Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2009/17312 E. 2010/4312 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2009/17312
Karar No
2010/4312
Karar Tarihi

Dolandırıcılık kimliği hakkında yalan beyanda bulunmak, cürüm eşyası malı satın almak suçlarından sanıklar ... ve ... ile ... haklarında yapılan yargılama sonucu ... ve ...’ın ayrı ayrı beraatlerine, sanık ...’nın kimliği hakkında yalan beyanda bulunmak suçundan beraatine, dolandırıcılık suçundan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 503/1, 522maddeleri uyarınca 1 yıl 2 ay hapis ve 21.466.666 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair Milas Asliye Ceza Mahkemesinin 23.05.1995 tarihli ve 1994/649 esas, 1995/469 sayılı kararının infazı sırasında, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, sanık ...’nın 5237 sayılı Kanunun’un 157.maddesi gereğince 1 yıl hapis ve 100 yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Milas 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.06.2005 tarihli ve 1994/649 esas, 1995/469 sayılı ek kararının dosya üzerinden verilmesi sebebiyle Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 17.09.2007 tarihli ve 2007/6745 esas, 2007/5455 sayılı ilamıyla bozulmasını müteakip, mahkemece yapılan yargılama sonucu sanıklar ... ve ... ile ... haklarındaki kamu davasının zamanaşımı sebebiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8.maddesi uyarınca düşmesine dair Milas 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 27.03.2008 tarihli ve 2007/433 esas, 2008/158 sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre;

1-Milas 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.06.2005 tarihli ve 1994/649 esas, 1995/469 sayılı ek kararının sanık ... tarafından temyiz edilmesi ve Yargıtay bozma ilamının da sadece sanık ...’ya yönelik olması karşısında, sanıklar ... ve ... ile ... haklarındaki beraat kararlarının kesinleşmiş olmasına rağmen bu suçlar yönünde de bozmadan sonra yargılama yapmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde,

2-5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlülük ve Uygulama Şekle Hakkındaki Kanun’un “Lehe hükümlerinin uygulanmasında usul” kenar başlıklı 9.maddesinin 4.fıkrasında yer alan; “Kesin hükümle sonuçlanmış olan davalarda, sonradan yürürlüğe giren bir kanunla ilgili olarak lehe hükmün belinlenmesi ve uygulanması amacıyla yapılan yargılama bakımından dava zamanaşımına ilişkin hükümler uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme karşısında; sanıklar hakkındaki kesinleşmiş hükümle sonuçlanmış olan davanın zamanaşımı sebebiyle ortadan kaldırılmasına karar verilemeyeceği gözetilmeksizin, yazılı biçimde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 07.08.2009 gün ve 2009/9087/44295 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 01.09.2009 gün ve KYB.2009/195092 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:

1- Dolandırıcılık, resmi belgenin düzenlenmesi sırasında memura yalan beyanda bulunmak ve cürüm eşyası malı satın almak suçlarından sanıklar ..., ... ve ...’nın Milas Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılamaları sonucunda; sanıklar ... ve ...’ın yüklenen dolandırıcılık ve cürüm eşyası malı satın almak suçlarından, sanık ...’nın ise resmi belgenin düzenlenmesi sırasında memura yalan beyanda bulunmak suçlarından beraatlerine, sanık ...’nın dolandırıcılık suçundan mahkûmiyetine ilişkin 23.05.1995 gün ve 1994/649 esas, 1995/469 sayılı kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, 5237 sayılı TCK’nın yürürlüğe girmesini müteakip, hükümlü ... hakkında Milas 2. Asliye Ceza Mahkemesinin duruşma yapmaksızın, dosya üzerinden verdiği 24.06.2005 gün ve aynı sayılı ek kararın temyizi üzerine, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 17.09.2007 gün ve 2007/6745 esas, 2007/5455 sayılı kararı ile bozulmasından sonra, mahkemesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonunda, ..., ... ve ... haklarındaki beraat kararlarının kesinleştiği dikkate alınmadan, bu suçlar yönünden yeniden hüküm kurularak, haklarındaki kamu davalarının zamanaşımına uğradığından bahisle, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca düşürülmesine dair verilen kararın hukuken geçersiz ve yok hükmünde olduğu ve bu nitelikteki bir kararın kanun yararına bozma yasa yolu ile incelenmesi mümkün bulunmadığından, kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamenin birinci bendindeki bozma isteminin CMK’nın 309. maddesi uyarınca REDDİNE,

2- 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un “Lehe hükümlerin uygulanmasında usul” başlıklı 9. maddesinin 4. fıkrasında yer alan; “Kesin hükümle sonuçlanmış olan davalarda, sonradan yürürlüğe giren bir kanunla ilgili olarak lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması amacıyla yapılan yargılama bakımından dava zamanaşımına ilişkin hükümler uygulanmaz” biçimindeki düzenleme karşısında, hükümlü ...’nın dolandırıcılık suçundan kesinleşmiş mahkûmiyetine esas kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı ve kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamenin ikinci bendindeki düşünce bu itibarla yerinde görüldüğünden, Milas 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.03.2008 gün ve 2007/433 esas, 2008/159 sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, mahkemesince 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesine uygun olarak uyarlama yargılaması yapılmak üzere dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 09.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2009/17312, K. 2010/4312, T. 09.04.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2009-17312-e-2010-4312-k-bb0eb2eaa34a