Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/3842 E. 2010/6958 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/3842
- Karar No
- 2010/6958
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : 5237 s.y. TCK.nın 204/1-3, 53.md. ge.2 kez 3 yıl hapis cezası-TCK.nın 158-1-d-52.md.ge.3 yıl hapis ve 6.000 YTL adli para cezasına ilişkin
Hükmolunan cezanın miktarına göre koşulları bulunmayıp, süresinden sonra olan sanık müdafiinin vaki duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 318. maddesi gereğince REDDİNE karar verilerek yapılan incelemede, gereği görüşüldü. Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 04.04.2006 gün ve 2006/35-97 sayılı kararında açıklandığı üzere, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemez. Ceza mahkumiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat teorikte olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermektir. O halde ceza yargılamasında mahkumiyet, büyük veya küçük bir ihtimale değil, kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Adli hataların önüne geçilmesinin tek yolu budur. Açıklamalar ışığında somut olaya gelince, sanığın, müşteki ...’in bilgilerini havi sahte kimliği kullanan meçhul bir kişiyle fikir ve eylem birliği içinde müşteki ... adına kayıtlı konutu, İzmir 4. Noterliği’nin 21.04.2006 tarih ve 05420 yevmiye numaralı sahte “düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşleşmesiyle” aldığının, daha sonra İzmir 11. Noterliğinin 11.08.2006 tarih ve 17842 yevmiye numaralı “düzenleme şeklindeki temlik sözleşmesiyle” katılan ...’e 70.000TL karşılığında temlik edip, parayı aldığının, Buca İlçesi, 2. Tapu Sicil Müdürlüğü’ne ibraz edilerek satış işlemlerinin başlatılması girişiminde bulunduklarının fakat sahteliğin fark edilmesi üzerine satış işleminin gerçekleşmediğinin iddia ve kabul olunması, sanığın ise, söz konusu taşınmazı komisyon almak suretiyle birlikte tefecilik yaptığı ...’in isteğiyle satış vaadi alacaklısı olarak devraldığını, notere gelen şahsın gerçekte konutun maliki ... olmadığını bilmediğini, daha sonra ...’in talebi üzerine, aslında teminat olarak alınan satış vaadi alacağını, yine ...’in ortağı olan katılan ...’e hiçbir bedel almadan devrettiğini savunup, tanıklar Bülent Bayraktar ve
’in de katılanın aksine sanığı doğrular mahiyette, ...’in tefecilik yaptığını, katılan ...’in de onun ortağı olduğunu, sanık ...’in de tefecilik işlerinde onlara yardımcı olup, komisyon karşılığında, ekonomik sıkıntıları sebebiyle paraya ihtiyacı olan kişileri temin etmek suretiyle ortaklıkta rol aldığını ifade etmeleri karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak surette belirlenebilmesi açısından, taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin doğrudan mülkiyet nakli hakkını vermeyeceği ve buna rağmen olay tarihi itibariyle taşınmaz satış değerine eşit olduğu savunulan 70.000TL’nin bankadan çekilmesine rağmen hiçbir ödeme belgesi olmadan elden nakit ödenmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı dikkate alınarak, yargılamaya konu eylemle ilgili olarak haklarında suç duyurusunda bulunulan ... ve ...’le ilgili soruşturma akibeti araştırılıp, dava açılmışsa her iki dava arasındaki bağlantı nedeniyle kamu davalarının birleştirilmesi, mümkün olmaması halinde bu davayı ilgilendiren kısımların onaylı örneklerinin dosya içine alınması, katılan ...’in benzer işlemler yapıp yapmadığının belirlenmesi ve savunmanın denetlenmesi bakımından işlem tarihinde görevli Buca İlçesi, 2. Tapu Sicil Müdürünün tanık olarak dinlenmesi, olay tarihi itibariyle suça konu konutun gerçek satış değeriyle, sahte fotoğraflı taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde satıcı olarak görünüp, ilk bakışta gerçek malik olmadığı anlaşılan meçhul şahıs hakkındaki soruşturma akıbeti araştırılıp, tüm deliller toplanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de; 1)Noterlik bir kamu hizmeti olmasına rağmen 5237 Sayılı TCK’nun 158/1-d. maddesinde belirtilen kamu kurumu niteliğinde olmadığından, sanığın eyleminin 5237 Sayılı TCK’nun 157/1. maddesinde yazılı dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, 2)Resmi belgede sahtecilik suçu açısından ise, sahte olduğu kabul edilen taşınmaz satış vaadi sözleşmesiyle, satış vaadi sözleşmesindeki hakların temlikine ilişkin sözleşmenin kabule göre tek bir amaçla düzenletilip, aynı kast altında kullanılması ve aynı suçun birden fazla işlenmiş olması karşısında, eylemin bir bütün halinde 204/1-3, 43/1 maddelerinde düzenlenen tek bir zincirleme halinde resmi belgede sahtecilik suçuna uyduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde iki ayrı resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyete hükmedilmesi, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUY.nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.