Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2009/16747 E. 2010/3284 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2009/16747
Karar No
2010/3284
Karar Tarihi

Resmi evrakta sahtecilik, kamu kurumunu dolandırmaya teşebbüs etmek suçlarından sanık ...’ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204/1, 62/1, 158/1-e, 35/2, 62/1, 52/1.maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis, 7 ay 15 gün hapis ve 120.00 yeni Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, anılan Kanun’un 53/1-a,b,c,d,e bentlerinde öngörülen hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına dair Malatya 1 Ağır Ceza Mahkemesinin 09.11.2005 tarihli ve 2005/355-804 sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre. Nitelikli dolandırıcılık suçunun 2001 yılında işlendiğinin kabul edilmesi karşısında; hükümlü aleyhine olan ve 08.07.2005 tarihli ve 25869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanun’un 19.maddesiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158.maddesinin 1.fıkrasına eklenen ek cümlenin, bu suçtan kurulan hükümde uygulanamayacağının gözetilmemesinde, Sanık hakkında, resmi evrakta sahtecilik suçu yönünden daha lehe olduğundan bahisle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204/1 ve 62/1.maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına karar verilmiş ise de, mahkemenin alt sınırdan ceza verdiği nazara alındığında 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 342/1 ve 59/2.maddeleri gereğince verilecek ceza miktarının da 1 yıl 8 ay hapis cezası olacağı, ancak ceza miktarları eşit ise de, 5237 sayılı Kanun’un 53.maddesindeki hak ve yoksunlukları bakımından 765 sayılı Kanun’un daha lehe olduğu, keza kamu kurumunu dolandırmak eyleminden dolayı da daha lehe olduğundan bahisle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-e, 35/2 ve 62.maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis ve 120.00 yeni Türk Lirası adli para cezasına hükmedilmiş ise de, mahkemenin alt sınırdan ceza uyguladığı gözönüne alındığında, 765 sayılı Kanun’un 504/7, 61/1 ve 59/2.maddeleri gereğince verilecek ceza miktarının 6 ay 20 gün hapis ve 195.833.000 Türk Lirası adli para cezası olacağı ve sanık lehine bulunduğu gözetilmeden, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu uyarınca sanığın aleyhine olacak şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 08.07.2009 gün ve 2008/7627/37319 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 12.08.2009 gün ve KYB.2009/182680 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü: 1- 765 sayılı TCK’nın 504/7. maddesinin karşılığını oluşturan 5237 sayılı TCK’nun 158. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin 5377 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki halinde ceza 2 yıldan 7 yıla kadar hapis ve 5000 güne kadar adli para cezası olarak öngörülmüş olup, nitelikli dolandırıcılık suçundan dolayı, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-e maddesinin 5377 sayılı Yasa ile değişiklikten önceki hali ile 5237 sayılı TCK’nın 35/2, 62/1 ve 52/1. maddeleri uyarınca hükmolunacak 5 ay hapis ve 60 TL adli para cezasından ibaret sonuç cezanın, 765 sayılı TCK’nın 504/7, 61/1 ve 59/2. maddeleri uyarınca hükmolunacak 6 ay 20 gün hapis ve 390 TL adli para cezasına göre daha lehe sonuç doğurduğu anlaşılmakla, kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamenin ikinci paragrafında yer alan nitelikli dolandırıcılık suçundan dolayı 765 sayılı TCK ile yapılacak uygulamanın lehe bulunduğu yönündeki bozma isteminin yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca REDDİNE, 2- 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın ilgili tüm hükümleri somut olaya ayrı ayrı uygulandığında verilen cezalar süre itibariyle aynı olmakla beraber 5237 sayılı Yasanın lehe kabul edilip uygulanmasında, kasten işlenmiş olunan suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak anılan yasanın 53. maddesinde öngörülen hak yoksunluğuna da karar verilmesi gerekeceği, hükümde yer almasa bile infazda nazara alınacağı cihetle; resmi evrakta sahtecilik suçu yönünden 5237 sayılı Yasa ile yapılan uygulamanın sonucu itibariyle aleyhe olacağı gözetilmeden anılan yasa hükümlerinin lehe kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması ve nitelikli dolandırıcılık suçunun 2001 yılında işlendiğinin kabul edilmesi karşısında; hükümlü aleyhine olan ve 08.07.2005 gün ve 25869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5377 sayılı Yasanın 19. maddesiyle 5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasına eklenen ek cümlenin, bu suçtan kurulan hükümde uygulanamayacağının gözetilmemesi yasaya aykırı bulunduğu cihetle; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki bu yönde bozma isteyen düşünceler yerinde görüldüğünden, Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.11.2005 gün ve 2005/355 esas, 2005/804 sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (d) bendine göre karar verilmesi mümkün bulunduğundan, sübutu kabul edilen resmi evrakta sahtecilik suçundan lehe olduğu anlaşılan 765 sayılı TCK’nın 342/1. maddesinin mahkemenin takdiri de dikkate alınarak alt sınırdan uygulanması suretiyle, hükümlünün 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Yasanın 59/2. maddesi uyarınca cezasından 1/6 oranında indirim yapılarak, hükümlünün resmi evrakta sahtecilik suçundan sonuç olarak 1 yıl 8 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine, nitelikli dolandırıcılık suçundan lehe olduğu anlaşılan 5237 sayılı TCK’nın 158/1e maddesinin 5377 sayılı Yasa ile değişiklikten önceki hali ile mahkemenin temel cezanın alt sınırdan uygulanması yönündeki takdiri de dikkate alınarak 2 yıl hapis ve 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi uyarınca hükümlünün fiili ile meydana getirmek istediği zarar da gözetilerek 17 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, eylemin teşebbüs aşamasında kalması nedeniyle mahkemenin uygulaması da dikkate alınıp, cezasından 5237 sayılı TCK’nın 35/2 maddesi uyarınca ¾ oranında indirim yapılarak 6 ay hapis ve 4 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Yasanın 62/1. maddesi uyarınca cezasından 1/6 oranında indirim yapılarak 5 ay hapis ve 3 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Yasanın 52/1. maddesi uyarınca mahkemenin takdir ve uygulaması da gözetilip hükmolunan 3 gün adli para cezasının günlüğü 20 TL’den hesaplanmak suretiyle 60 TL adli para cezasına çevrilmesi suretiyle hükümlünün nitelikli dolandırıcılık suçundan sonuç olarak 5 ay hapis ve 60 TL adli para cezası ile mahkûmiyetine, infazın bu cezalar üzerinden yapılmasına, hükmün diğer kısımlarının aynen yerinde bırakılmasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 19.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2009/16747, K. 2010/3284, T. 19.03.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2009-16747-e-2010-3284-k-0ded08643a37