Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/818 E. 2025/11726 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/818
- Karar No
- 2025/11726
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3252 E., 2024/2957 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kemer 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2021/592 E., 2024/278 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; müvekkilinin davalı işverene ait otelde elektrikçi olarak çalıştığını, müvekkilinin 02.12.2014 tarihinde merdiven üzerinde çalışırken dengesini kaybederek yere düştüğünü ve bu yolla özürlü kalacak şekilde yaralandığını, olaya ilişkin Kemer Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/2126 Soruşturma 2015/1362 Karar sayılı dosyası kapsamında yürütülen soruşturma olay tarihinden itibaren 6 aylık süresi içerisinde yapılmadığından Karar Verilmesine Yer Olmadığına dair karar verildiğini, olaydan sonra SGK'ya iş kazası bildirimi yapıldığını ve sürecin halen devam ettiğini, müvekkilinin iş kazası nedeniyle büyük acılar çektiğini, büyük olasılıkla gelecekte de sonuçlarının devam edeceğini, bu nedenlerle davalarının kabulü ile 3.200,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın taleplerinin zamanaşımına uğradığını, maddi tazminat talebinin belirsiz alacak davasına konu edilmesinin mümkün olmadığını, davacının müvekkili otelde teknik işler departmanında elektrikçi olarak çalıştığını, dava konusu edilen olayın üzerinden çok zaman geçmesi nedeni ile varlığı iddia edilen zararın hesaplanabilir durumda olduğunu, dava konusu edilen olayda müvekkili firmanın kusurunun bulunmadığını, iş kazası tespit tutanağı altında imzası bulunan tanıkların dinlenmesi ile çalışma alanında iskele bulunmasına rağmen davacının iskeleyi kullanmayıp merdiven üzerinde çalışmayı tercih ettiğini, bu nedenle işverenen emir ve talimat verme ya da gözetiminde kurusunun bulunduğundan bahsedilemeyeceğini, kazanın gerçekleştiği andan itibaren diğer çalışanlar ve sorumlu müdür tarafından gerekli tüm müdahalelerin yapıldığını, davacının raporlu olduğu süre sonrasında işine geri döndüğünü, 17.05.2015 tarihine kadar müvekkili şirket bünyesinde çalışmaya devam ettiğini, bu tarihten sonra çalışmayacağını beyan ederek devamsızlık nedeni ile işten çıkışının yapıldığını, davacının talep ettiği zararın müvekkili şirketin kusurundan kaynaklı bir zarar olmadığını, bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişinin hesaplamalarına esas aldığı, bu kazanın meydana gelmesinde davacıya yüklenmiş kusurun hatalı tespit edildiğini, yine hesaba esas alınmış davacı kazancının davacı aleyhine olacak şeklide hatalı (düşük) tespit edildiğini, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının kendi kusurunun gözardı edilerek müvekkiline yüksek oranda kusur yüklenmesinin hatalı olduğunu, kazanın işverenin bilgisi ve talimatı dışında işçinin talimatlara ve kurallara aykırı hareket etmesi nedeni ile meydana geldiğini, davacının kusurlu eylemleri bakımından eksik değerlendirme yapıldığını, davacının %20 oranından daha fazla oranda kusurlu olduğunun aşikar olduğunu, somut verilerin gözardı edilmesinin hatalı olduğunu, hesap raporunda davacı lehine pasif dönem hesabı yapılmasının Yargıtay İçtihatlarına aykırı olduğunu yine geçici iş göremezlik dönemi hesaplamasının yerinde olmadığını, tedavi ve ulaşım giderlerine hükmedilmesinin ve davacının ıslahtan sonra talep arttırım dilekçesinin kabulüne karar verilmesinin de hatalı olduğunu, Mahkemece eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde davanın kabulüne karar verildiğini, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacının ve davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili katılma yolu ile sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlı, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme A) Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince davacı lehine 50.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne karar verilen tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B) Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından; Mahkemece Bölge Adliye Mahkemesi'nin 12.10.2021 tarihli kaldırma ilamı öncesi tesis ettiği hükme esas 04.01.2021 tarihli 1. Kök hesap raporunda davalı işverenin davaya konu iş kazasının meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğu ve davacının kaza nedeniyle %5,1 oranında sürekli iş göremezliğe girdiği kabulünden hareketle maddi zararın 102.388,54 TL olarak hesaplandığı, taraf vekillerinin anılan rapora itiraz ettiği, davacı vekilince sunulan itiraz dilekçesinde sürekli iş göremezlik oranına ve davacı aleyhine yapılan tüm tespitlere itiraz ettiğini beyan eder genel ifadeler içeren itiraz dilekçesi sunduğu, aynı itiraz dilekçesinde talebini de raporda hesaplanan miktar üzerinden arttırdığı, takip eden 02.03.2021 tarihli celsede davacı vekilince rapora itirazlarını tekrarla ıslah dilekçesindeki talepler gibi karar verilmesini talep ettiği, Mahkemece kaldırma ilamı öncesi tesis edilen 02.03.2021 tarihli kararı ile davacı lehine 102.388,54 TL maddi tazminata karar verildiği, anılan karara karşı taraf vekillerinin istinaf kanun yoluna başvurduğu, davacı vekilince istinaf dilekçesinde maddi tazminat yönünden bu kez aktüer hesabına itiraz ettiklerini, ücretin eksik belirlendiği ve AGİ'nin ücrete dahil edilmediği bu suretle de tazminatın düşük hesaplandığının beyan edildiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 12.10.2021 tarihli kaldırma ilamında sürekli iş göremezlik oranının tespitine, kusur oranının belirlenmesine yönelik araştırmaların eksik yapıldığı ve davacının bakiye ömür süresinin tespitinde TRH 2010 tablosu yerine PMF 1931 tablosunun uygulanmasının hatalı olduğu gerekçeleriyle kararın kaldırıldığı ve dosyanın mahkemesine gönderildiği, Mahkemece kaldırma ilamı sonrası dosyanın ATK 2. Üst Kuruluna tevdi suretiyle davacının sürekli iş göremezlik oranının %5,2 olarak belirlendiği, kusur oranlarının belirlenmesi amacıyla dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, düzenlenen 30.06.2023 tarihli kusur raporunda davacının %20, davalı işverenin %80 oranında kusurlu olduğu tespitinin yapıldığı, yeniden dosyanın hesap bilirkişisine tevdi olunduğu düzenlenen 01.03.2024 tarihli ek hesap raporunda davacının sürekli iş göremezlik oranı %5,2 olduğu ve davalı işverenin kusurunun %80 olduğu kabulü ile bakiye ömür süresinin tespitinde TRH 2010 tablosu kullanılmak ve bilinen dönemin ileriye çekilmesi suretiyle zararın bu kez daha fazla 539.843,03 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince anılan miktar üzerinden talebini arttırdığı, Mahkemece temyize konu ilamda davacı lehine 539.843,03 TL maddi tazminata karar verildiği anlaşılmıştır. Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay İçtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay İçtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) Somut olayda, davacı vekilinin kaldırma ilamı öncesi aldırılan 04.01.2021 tarihli 1.kök hesap raporuna dair somut itirazının bulunmadığı göz ardı edilerek, kaldırma ilamı sonrası bilinen dönemin ileriye çekilmesi, sürekli iş göremezlik oranının davacı tarafça 1.karara karşı istinaf başvuru nedeni olarak ileri sürülmemesi nedeni ile kabulü bulunan %5,1 oranı yerine daha fazla olan %5,2 oranı olarak esas alınması ve yine davacı tarafça itiraza uğramayan PMF 1931 tablosu yerine TRH 2010 tablosunun esas alınması suretiyle zararın daha fazla hesaplandığı 01.03.2024 tarihli rapora itibarla hüküm tesisi davalı lehine usuli kazanılmış hakkın ihlal eder mahiyette olup hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; Dairemizce oluşa uygun görülen 30.06.2023 tarihli kusur raporundaki oranların 04.01.2021 tarihli 1.kök rapordaki diğer verilerin aynen esas alınması suretiyle bu rapora uygulamak ve bu suretle de davacının maddi zararını tespit ettirmek ile oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Davacı vekilinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz isteminin reddine, davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine,11.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.