Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/7058 E. 2025/15332 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/7058
- Karar No
- 2025/15332
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1777 E., 2025/314 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2020/335 E., 2023/76 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı ... Ortaokulu adlı iş yerinde 1991-2001 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını, müvekkilinin bu çalışmalarının davalı işveren tarafından SGK'ya bildirilmediğini, müvekkilinin ... Ortaokul Müdürlüğüne başvurarak ücretli öğretmenlik yaptığına dair belgelerin tarafına verilmesini talep ettiğini, verilen cevapta herhangi bir belgeye ulaşılamadığının bildirildiğini, müvekkilinin ücretli öğretmenlik yapmak için yazılı başvuruda bulunduğunu ve bu başvurusunun ... Kaymakamlığının yazılı oluruyla kabul edildiğini, bu süre içerisinde öğretmen olarak ders defterlerini imzaladığını, çalışma olgusunun yazılı belgeye dayandığını, hak düşürücü süreden söz edilemeyeceğini, müvekkilinin davalı iş yerinde ücretli öğretmen olarak çalışmasının davalı tarafından SGK'ya bildirilmemesinin emeklilik hakkı dahil maddi kayıplara neden olduğunu, müvekkilinin davalı işyerinde 1991-2001 tarihleri arasında sürdürmüş olduğu ancak Kuruma bildirilmeyen çalışmasının tespitini, bu süreler içinde yatırılmayan primlerin yatırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin 17.12.2020 tarihli dilekçesi ile ... Kaymakamlığının tüzel kişiliği bulunmadığından taraf değişikliği yapılarak davanın Milli Eğitim Bakanlığına yöneltilmesini, davalı olarak gösterilen SGK'nın fer'i müdahil olarak değiştirilmesini talep ettiği görülmüş, Mahkemece HMK'nın 124. maddesi gereği talep uygun bulunarak taraf teşkili bu şekilde sağlanmıştır. II. CEVAP Davalı ... Eğitim Bakanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili idare aleyhine açılan davanın usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğunu, davanın süresinde açılmadığını, hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, mahkemenin, davacı ve davalı taraf beyanları ile bağlı olmayıp çalışmanın fiili olarak gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitini araştırmakla mükellef olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaları kabul etmediğini beyanla usul ve esasa aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili özetle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un geçici 7/1. maddesi uyarınca uygulama alanı bulan mülga 506 sayılı Kanunun 79. maddesidir. Anılan maddenin 10. Fıkrası (eski 8) hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen veya Kurumca tespit edilemeyen çalışmaların, sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesi amacıyla açılacak davaların, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde açılması gerekir. Söz konusu hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında aynı işverenin değişik işyerlerinde dahi olsa-kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Hak düşürücü sürenin geçip geçmediğine ilişkin değerlendirmede, işyerinin bir kamu kuruluşu olup olmadığı önem taşımaz. Ancak, hizmetlerin geçtiği ileri sürülen işyerinin bir kamu kuruluşu olması durumunda; kamu Kurumunda çalışanların hizmetlerinin kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıl olduğundan, işveren kamu kurumu tarafından düzenlenen resmi kayıt ve belgelerle davacıdan sigorta primi kesintisi yapılmış olduğunun anlaşılması halinde, söz konusu belgelerin ve kesilen primlerin Kuruma (Sosyal Güvenlik Kurumu) intikal ettirilmemiş olsa bile, artık hak düşürücü süre uygulanmamalıdır. (HGK; 16.06.2008 gün ve 2008/21-429 E. – 2008/437 K.) Dosya kapsamından, davacının ücretli öğretmen olarak çalıştığı anlaşılmakta ise de davacıya yapılan ücret ödemelerine ilişkin herhangi bir bordro bulunmadığı gibi ücret ödemelerinde prim kesintisi yapıldığı hususunun da kanıtlanamadığı, bu haliyle davada hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.” gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili özetle; 2008 yılına kadar okullarda vekil öğretmenlik yapanların Emekli Sandığı iştirakçisi olduklarını (4/c sigortalılığına tabi olduklarını), 5434 s. Kanun’da hizmet tespitinde zamanaşımı süresi bulunmadığından eksik yatırılan primlerin dava yoluyla tespitinin mümkün olduğunu, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, müvekkilinin devlete ait bir kurumda kaymakamın ve ilçe milli eğitim müdürünün onayıyla çalışmasını gerçekleştirdiğini, bu çalışmaların bildirilmediğinden bahisle davanın reddedilmesinin yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz talebinde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.