Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/11006 E. 2025/16255 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/11006
Karar No
2025/16255
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2301 E., 2022/674 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/552 E., 2021/188 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu .... İlçesi ...... Mah. 57... parsel sayılı taşınmaz hakkında davalılar ..., ..., ... ve dava dışı .. ... tarafından davacı müvekili ... aleyhine Serik 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/488 esas ve 2013/235 karar sayılı dosyasında tapu iptal ve tescil davası açıldığını, mahkemece dava konusu taşınmaz hakkında 27.06.2004 tarihinde ihtiyati tedbir kararı verildiğini, ihtiyati tedbir kararının haksız olduğunun anlaşılması üzerine mahkemece 05.04.2007 tarihli ara kararla ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verildiğini, yapılan yargılama sonucunda tapu iptali ve tescil davasının reddedildiğini, tapu kaydı üzerine 27.06.2004 tarihinden 05.04.2007 tarihine kadar konulan tedbir nedeniyle davacı müvekkilinin üç yıl süre ile dava konusu taşınmaz üzerinde hukuki ve fiili tasarrufta bulunmasının engellendiğini, taşınmazın denize sıfır konumda olup şu an üzerinde 2011 yılında inşa edilmiş olan 5 yıldızlı otel işletmesinin mevcut olduğunu, üç yıl süre ile hiçbir yatırım yapamadığını, inşaat konusunda maliyet kaybı ile kazanç kaybının söz konusu olduğunu, açılan dava nedeniyle davacı müvekkilinin manevi olarak da yıprandığını, davalıların aile içerisinde davacıya karşı düşmanca tavırlar sergilediklerini ve hakaretlerde bulunduklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 21.09.2020 tarihli talep sonucunun açıklanmasına ilişkin beyan dilekçesinde, maddi tazminat talebinin 10.000,00 TL'sinin inşaat maliyet kaybı nedeniyle ve 10.000,00 TL'sinin de kira kaybı nedeniyle talep edildiğini beyan etmiş; 27.01.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile kira geliri kaybı yönünden talebini 464.625,00 TL'ye, inşaat maliyet kaybı yönünden talebini 1.143.630,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; ihtiyati tedbirin haksız olduğu ileri sürülerek tazminat talep etme koşullarının oluşmadığını, dava konusu taşınmaz hakkında uygulanan ihtiyati tedbir kararının 2007 yılında kaldırıldığını, davacının ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasından çok sonra yani 2011 yılında dava konusu yeri otel işletilmesi için verdiğini, davacının iddia ettiği gibi dava konusu yeri değerlendirememiş olmasının ihtiyati tedbir kararı ile ilgisinin bulunmadığını, taşınmazın bulunduğu beldenin turizme açılmasından kaynaklı olarak ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasından yaklaşık 4 yıl sonra hukuki ve fiili kullanımın sağlandığını ve davacının zarara uğradığı iddialarının yerinde olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... mirasçıları vekili cevap dilekçesinde; dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını ve ihtiyati tedbirin haksız olduğu ileri sürülerek tazminat talep etme koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı müvekkilinin murisi ...'in dava açılmadan çok önce vefat ettiğini, taraflar arasında akrabalık ilişkisi olduğunu ve aynı site içerisinde yaşadıklarını, bu nedenle davacının, davalı ...'in vefat ettiğini bilmiyor olmasının imkansız olduğunu, dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın ihtiyati tedbir kararı nedeniyle zarara uğradığı iddiasının yerinde olmadığını, davacının bir zararı var ise bunu ispatla mükellef olduğunu, haksız ihtiyati tedbirden dolayı tazminat davası açan davacının ödenmesini istediği zararı ile haksız ihtiyati tedbir kararı arasında illiyet bağının bulunması gerektiğini, davacı tarafın 2007 yılında tedbir kararı kaldırıldıktan 4 yıl sonra gayrimenkul üzerinde tasarrufta bulunduğunu, bu nedenle ihtiyati tedbir kararı ile zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile haksız ihtiyati tedbirden dolayı maddi tazminat davası açılabilmesi için icra edilmiş bir tedbir kararının bulunması, bu tedbirin haksız olduğunun ortaya çıkması, tedbir sebebiyle zarar meydana gelmiş olması ve zarar ile haksız ihtiyati tedbir arasında uygun illiyet bağının bulunmasının gerektiği, maddi tazminat isteklerinde, manevi tazminat isteklerinden farklı olarak haksız ihtiyati tedbirden dolayı ihtiyati tedbir koyduran tarafın kusursuz sorumluluğunun kabul edildiği, icra edilmiş olan ihtiyati tedbirin haksız olması ve bir zarara neden olmuş olmasının sorumluluk için yeterli olduğu, somut olayda, davacının talep ettiği kira kaybına ilişkin maddi tazminat talebine yönelik olarak, tedbire konu taşınmazı tedbir kararı süresi boyunca kiraya veremediği için zarara uğradığı ve bu zarar ile tedbir kararı arasında uygun illiyet bağı bulunduğunun değerlendirildiği, diğer maddi tazminat kalemi olan inşaat maliyet kaybına ilişkin ise, tedbir kararının verildiği ve kaldırıldığı tarihler ile davacının inşaat ve yapı ruhsatı ile yapı kullanım izin belgesi aldığı tarihler arasında geçen zaman farkı dikkate alındığında, tedbir kararının kalktığı 05.04.2007 tarihinden itibaren inşaat ruhsatının alındığı 20.04.2012 tarihine kadar geçen aradaki 5 yıllık sürenin illiyet bağını kestiğinin kabul edildiği ve zarar ile işlem (ihtiyati tedbir kararı) arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı sonucuna varıldığı, taşınmazın aynı nizalı olduğu için mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmesinde objektif olarak haksızlık ve davalıların kusurunun kanıtlanamadığı, davalıların hak arama özgürlüğü kapsamında açtıkları davada, bu yönde talepte bulunmalarının, davalıların kötü niyetli ve kusurlu olduğunu göstermeyeceği, yine ihtiyati tedbirin kişilik haklarına zarar verdiği iddiasının, genel hayat tecrübelerine uygun düşmediği ve manevi tazminat isteme koşullarının oluşmadığı, davacının ölü davalı ...'e ve daha sonra davaya dahil edilerek mirasçılarına karşı açtığı dava yönünden yapılan değerlendirmede, dosyada mevcut veraset belgesine ve nüfus kayıtlarına göre, muris ...'in dava tarihinden önce 18.10.2013 tarihinde vefat ettiği, davacının ölü ...'in yakın akrabası (kardeşi) olduğu ve onun öldüğünü bilebilecek durumda olduğu, ölü kişi aleyhine dava açıldığı ve bu durumun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 124. maddesinde belirtilen maddi bir hatadan kaynaklandığının veya kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığının düşünülemeyeceği gerekçesiyle ölü davalı ...'e ve daha sonra mirasçıları davaya dahil edilerek mirasçılarına karşı açılan maddi ve manevi tazminat davasının usulden reddine, davalı ... ile diğer davalı ...'e karşı açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile kira gelir kaybı nedeniyle 464.625,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ... ile diğer davalı ...'e karşı inşaat maliyet kaybı nedeniyle açılan davanın illiyet bağı kurulmaması nedeniyle reddine, davalı ... ve diğer davalı ...'e karşı açılan manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince davalı ... ve mirasçıları yönünden davanın usulden reddi ile inşaat maliyet kaybına yönelik maddi tazminat talebi ve manevi tazminat talebinin reddedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davacının tedbir kararının verilmiş olduğu 27.06.2004 tarihine kadar otel işletmesi için bir girişimi olmadığı, yine tedbirin kalkmış olduğu 05.04.2007 tarihinden 2011 yılına kadar aynı amaçla bir eyleminin bulunmadığı, aksinin de davacı tarafça ispat edilip ortaya konulamadığı, yine tedbir dönemi içerisinde ilgili kurum ve kuruluşlara müracaat etmesine rağmen mevcut geçici hukuki koruma sebebiyle talebinin geri çevrildiğine ilişkin bir belge ortaya konulamadığı, herhangi bir turizm firması ile bu yolda somut girişimi olmasına rağmen tedbirin engel oluşturduğuna ilişkin bir bilgi veya belge mevcut bulunmadığı, bu hususta soyut tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği, buna göre davacı tarafça tedbir döneminde otel işletmesinin geciktiği ve turizm sebebiyle zarara uğranıldığı iddiasının ispat edilemediği, 6098 sayılı TBK'nın 49. maddesi uyarınca haksız fiil unsurlarının ortaya konulamadığı, bu nedenle kira kaybına ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde bu zarar kaleminin hüküm altına alınmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesis edilerek davalılardan ... mirasçıları olan dahili davalılar yönünden davanın usulden reddine, diğer davalılar ... ile ... yönünden davanın esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece yetersiz inceleme ile hüküm tesis edildiğini, tedbir kararının verildiği dönemlerde birçok yatırımcı ile görüşüldüğünü, ancak tedbir kararı nedeniyle yatırımcılar ile anlaşma sağlanamadığını, taşınmazın tedbir kararının kalkmasından sonra birçok yatırımcı ile yapılan görüşmeler akabinde 01.02.2009 tarihinde dava dışı turizm şirketine kiraya verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin tedbir kararının kalkmış olduğu 05.04.2007 tarihinden 2011 yılına kadar davacı müvekkilinin hiçbir eyleminin bulunmadığı ve buna ilişkin somut bir delilin sunulmadığı gerekçesinin yerinde olmadığını, davalıların haksız talepleri neticesinde davacı müvekkiline ait dava konusu taşınmaz üzerine yaklaşık 3 yıl süre ile tedbir konulduğunu ve davacının 3 yıl süre ile fiili ve hukuki tasarrufta bulunmasının engellendiğini, davalıların haksız talepleri neticesinde zarara uğranıldığını ve dava konusu zarardan davalıların hukuken sorumlu olduklarını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ve özellikle kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/11006, K. 2025/16255, T. 04.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-11006-e-2025-16255-k-4506617d7e87